AK Parti’nin ABD’deki Kadınlar Günü Etkinliğinde Kadınlar Dövüldü

AK Parti Kuzey Amerika Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından 8 Mart gecesi, Türkler’in yoğunluklu olarak yaşadığı New Jersey eyaletinin Paterson kentinde düzenlenen “Dünya Kadınlar Günü” etkinliğinde olay çıktı.

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve Denizli Milletvekili Sema Ramazanoğlu konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte bir grup tarafından protesto edildi.

Salonda bulunan iki kadın, Ramazanoğlu’nu, Ensar Vakfı’nda yaşanan çocuk tecavüzleri konusunda yetersiz kaldığı ve bu konuda başörtüsü yasağı için verdiği çaba kadar mücadele etmediği için eleştirdi.

Protestocu iki kadın ve bir erkek salondan çıkartılmak istendi bu sırada salonda bulunan başka bir grup protestoculara önce sözlü daha sonra da fiziki saldırıda bulundu.

Protestocular çok sayıda kişi tarafından tekme ve yumruklarla darp edilip salonun dışına çıkartıldı. Olaya Paterson polisi müdahale etti. Eski bakanı protesto eden üç kişi feci şekilde dövüldü. Çok sayıda sağduyulu kişi araya girip protestocuları saldırganların elinden kurtardı.

“Sağduyulu kişiler linçi engelledi”

Amerika’nın Sesi’ne konuşan bazı görgü tanıkları çıkan olaylar sonrasında hiç kimsenin tutuklanmamasının ve saldırganlar için yasal bir işlem yapılmamasının çok şaşırtıcı olduğunu belirterek, “Protestocular saldırganlar tarafından linç edilebilirdi. Olayların büyümesini sağduyulu kişiler araya girerek önledi,” diye konuştular.

Olay sonrasında polisin hiç kimseyi gözaltına almaması büyük tepki gördü. Salonda bulunan bazı görgü tanıkları tutuklamaları kentin Türk Belediye Başkan Yardımcısı Derya Taşkın’ın engellediğini öne sürdü. Bir dönem AK Parti Milletvekili aday adayı olan Taşkın’ın polislere nüfuzunu kullanarak engel olduğu iddia edildi.

Amerika’nın Sesi, Paterson’da olayın tanıklarıyla ortaya atılan çeşitli iddiaları konuştu.

“Salona provokasyon için gelmişler”

Etkinliği izleyen MÜSİAD USA Başkanı Mustafa Tuncer, protestocuların yaptığı eylemi bir provokasyon olarak değerlendirdi ve “Çoğunluğu kadınlardan oluşan ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün de konu edildiği toplantı sırasında davranış ve sözleriyle ortamı provoke etme amaçlı geldiği anlaşılan ve yasadışı terör örgütü militanlarının toplumu terörize etme yöntemlerinin eğitiminden geçtiği intibası veren iki üç kişinin gerginlik çıkarmaya kalkmasına rağmen halk buluşması başarılı geçti.

Özellikle Türkiye’mize karşı terör faaliyetlerinde bulunan FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin milli mutabakatların sağlandığı zamanlarda yapabilecekleri provakatif eylemlere karşı halkımızın en güzel cevabı sağduyulu ve ferasetli duruşu olucaktır,” dedi.

“Amacımız kimseyi kışkırtmak değil sadece soru sormaktı”

Saldırıya uğrayan iki kadından biri olan Amerika doğumlu 47 yaşındaki Deniz Lohja ise Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, kendisini Türkiye’nin, Cumhuriyet değerlerine bağlı vatansever bir Atatürkçü olarak tanımladı. Hiç bir örgütle bağlantısının olmadığı söyledi.

Lohja, “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım. Herhangi bir örgüt, herhangi bir grup Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya kalkarsa ben onlara karşıyım. PKK ve Fethullah Gülen karşıtı toplantılara da katıldım. AKP’ye de karşı geldim. Ben Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni her zaman koruyacağım. Kimse bizim adımızı vatan haini örgütlerle anmasın,” dedi.

Feci şekilde dövüldüğünü belirten Lohja, rapor aldığını ve saldırganların yakalanması için gerekli hukuk mücadelesini vereceğini belirtti.

Provokasyon amacıyla etkinliğe gitmediklerini söyleyen Lohja, olaylı gecede yaşananları şöyle anlattı: “Ben sadece Sema (Ramazanoğlu) Hanım’a bir kaç şey sormak ve söylemek için oraya gittim. Biz orada üç kişiydik. Biz o kadar kalabalığın arasına girip niye riske atalım kendimizi. Sadece soru soracaktık böyle bir saldırı asla beklemiyorduk. Amacımız kimseyi kışkırtmak değildi.

Benim amacım sadece o tecavüze uğrayan çocukların sesi olmaktı. Türkiye’de bu çocukların sesini kestiler, umutlarını söndürdüler. Ben bunu bir anne olarak çok iyi anlıyorum. Ben sadece ‘Benim çocuklarım iyi olsun da diğer çocuklar ne olursa olsun’ diyen bir anne değilim. Ben diğer çocukları da düşünüyorum. Bizim Cumhuriyetimiz’in geleceği çocuklarımızın ellerinde. Bizler çocuklarımıza sahip çıkamıyorsak Cumhuriyetimiz’in geleceği tehlikeli,” dedi.

“Çocukların hakkını savunamayan bir kişi kadın haklarını savunamaz”

Eski bakan Ramazanoğlu’nun kadın haklarını savunmasının kabul edilemez olduğunu öne süren Lohja, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlar Günü’nde konuşturulmasını yakıştıramadım. Çocukların hakkını savunamayan bir kişi nasıl kadınların hakkını savunabilir. Kadınların hakkını savunacak en son kişi o. Ben demokratik bir hakkım olarak tepki verdim. Vücudumun her tarafına çok darbe yedim ama içimde huzur var.

Oraya gerçekten ne amaçla gittiğimi çok iyi biliyorum. Ben tecavüze uğrayan çocuklarımızın sessizliğinin sesi olmak için oraya gittim. Ensar Vakfı’nda yaşanılan çocuk tecavüzleriyle ilgili, ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen Sema Ramazanoğlu’nun konuşması tüylerimi diken diken etti. Kendisi orada olmamalıydı kendisi orada olacak son kişi. Çocukların haklarını savunmayan kadınların haklarını savunamaz,” dedi.

“Feci şekilde dövüldük”

Kadınlar Günü etkinliğinin bir ‘Evet’ oyu kampanyasına dönüştüğünü ön süren Lohja, “Sema (Ramazanoğlu) Hanım konuşmasında ‘Evet’ oyu için siyaset yaptı. Bizim orada ‘Evet’ veya ‘Hayır1 ile bir alakamız yoktu. Kadın haklarını savunmak yerine kim çıktıysa siyaset yaptı. Başörtülü kadınların haklarını savunmak en tabi hakları. Peki, Ensar Vakfı’nda tecavüze uğrayan çocukların haklarını niye savunmadınız? Ben bir anneyim. İki çocuk annesiyim. Gelenler çocuklarıyla gelmiş.

Siz de annesiniz diye soruyorum onlara o çocuklar için hiç mi içiniz sızlamadı? Hiç kimse bu çocuklara sahip çıkmadı orada. Onun yerine bize saldırdılar. Merdivenlerden yuvarlandık. İterek yumrukla dışarıya çıkartıldık. Hakaretler işittik. Bir ara üstümde beş, altı kişi vardı. Yumrukladılar, kafama vurdular saçlarımı yoldular. Her tarafıma, vücudumun her yerinedarbe yedim. Bazı kişiler engellemeye çalıştı. ‘Yapmayın, vurmayın’ diye uyardı,” dedi.

“Saldırganları teşhis edebilirim”

Lohja, salonda bulunana Paterson Belediye Başkan Yardımcısı Derya Taşkın’ı da olaylara zamanında müdahale edip önlemediği için eleştirdi.

Lohja, “Derya (Taşkın) Hanım polislerle geldi. Orada Derya Hanım’a ‘Sen oradaydın ve bu insanların bize saldırmasına izin verdin,’ dedim. ‘Bir tek lafınla bize saldıran bu insanları sen durdurabilirdin. Hepsi senin tanıdığın insanlar,’ dedim. ‘Bunların olmasına siz müsaade ettiniz’ dedim. Raporlar tutuldu. Biz çıkıp gittik. Derya Hanım bize hiç yardımcı olmadı. ‘Ben ne olduğunu bir öğreneyim’ dedi. Ben de kendisine ‘Sen içerideydin ve masada oturuyordun’ dedim. Her şeyi gördü,” dedi.

Kendilerine saldıran kişilerle ilgili hukuki işlem başlatacağını belirten Lohja, “Polis rapor tuttu. Biz çok darbe yedik. Bana vuranlardan bazılarını teşhis edebilirim. Kimliklerini bilmiyorum. Tabi ki bunların kimler olduğunu ileride öğreneceğiz. Bu saldırı sonrası yasal haklarımızı arayacağız”, diye konuştu.

Taşkın: “Polisi ben çağırıp rapor tutmasını sağladım”

Paterson Belediye Başkan Yardımcısı Derya Taşkın, olay gecesi yaşananları ve polisi engellediği yönündeki eleştirileri Amerika’nın Sesi’ne şöyle açıkladı: “Ben bu etkinliğe Paterson Belediye Başkan Yardımcısı olarak, misafir olarak davet edildim. Ev sahibi olarak da öndeki masada oturdum. Ben olayların başladığı an salonun önündeydim. Onun için tartışma esnasında olaylar nasıl gelişti bimiyorum.

Bir anda herkes dışarıya çıktı. Ne olduğunu tam anlayamadım. Ben de dışarı çıktım. Bir beyefendiyi gördüm kanlar içindeydi. Dışarıda tartışmalar sürüyordu. İnsanları sakinleştirmeye çalıştım. Olaylar büyümesin diye polisi çağırdım. Beş polis arabası birden geldi. Polisin rapor tutmasını da ben istedim. Saldırıya uğrayan kadınları sakinleştirmeye çalıştım. Ambulans çağırıp hastaneye götürmeyi teklif ettim. ‘Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?’ diye sordum. Ama onlar ‘Sen bizim muhatabımız değilsin’ deyince ben de ayrıldım oradan. Polis çağırıp rapor tutmasını sağlayan benim insanlar eleştirinin dozunu kaçırıyorlar,” dedi.

“Kadına şiddet asla kabul edilemez”

Taşkın, kadınlara yapılan saldırının kabul edilemez olduğunu ve saldırıya uğrayan kişilere yardımcı olmak istediğini belirterek, “Benim iki tarafla da bir işim yok. O kadınların dışında mağdur başka kadınlar da var. Başörtülerinin çekildiğini söylüyorlar. Her ne olursa olsun bir kadına şiddet uygulanmasına tamamen karşıyım. Ben konuşma taraftarıyım. Herkes kendi fikrini anlatabilir. Burası özgür bir ülke. Kadına yapılan şiddete karşıyım. O gece polis raporu tutuldu. İsimler alındı.

Salonun sahibinin bilgileri alındı. Doğum tarihlerine kadar rapora eklendi. Saldırıya uğrayan kişiler benim desteğimi isterse ben her zaman hazırım buna, ama kişiler beni ittiği için bir şey yapsam karşı taraf ‘Niye ilgileniyor?’ diyecek. Ben polis çağırıp yardımcı olmaya çalışırken ‘Sen bizim muhatabımız değilsin’ dediler. Polislerin nereye geldiği nereye gittiği kayıtta. Kim kimle görüştü kayıtta. Bu kişiler istedikleri anda bu raporlara ulaşabilirler. Eğer ben o polisleri geri göndereceksem ben niye oraya altı tane araç çağırdım. Polis güvenlik için oradan en son kişi ayrılana kadar bekledi. Kişiler nasıl bir suç duyurusunda bulundular bilmiyorum. Ben olay gecesi sadece insanları sakinleştirmeye çalıştırdım,” dedi.

“Yaşananlar rezillikten başka bir şey değil”

Türk Amerikan Federasyonları Derneği (TADF) Başkan Yardımcısı Tulga Tekman da tanık olduğu olaylı gecede yaşananları şöyle anlattı: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması birden bire siyasi bir etkinliğe dönüştü. Referandum, seçim kampanyası ve AK Parti reklamına dönüştü. Biz arka tarafta oturuyorduk. İki üç tane dışarıdan izleyici gelmiş. Biri Türkiye’deki Ensar Vakfı ve çocuk tecavüzleriyle konusuyla ilgili soru sordu. Soruyu soran kızın üzerine saldırdılar. Yaka paça aşağıya indirdiler. Çıkarken yanındakiler de darp ediliyor. Ayaklar altına alınıyor, tekmeleniyor. Biz de indik bu arkadaşları kurtardık. ‘Hadi gidin’ dedik. Polisler geldi. Olay uzadı. Rezillikten başka bir şey değildi yaşananlar. Kadınlara el uzatmak dövmek kabul edilebilecek değil,” dedi.

“Protestocular da kadına el kaldıranlar da hadlerini aştı”

Olaya tanık olan Gazeteci Cahit Oktay ise o gece yaşananları şöyle anlattı: “Bakan Ramazanoğlu’nun konuşmasını protesto eden 4-5 kişilik bir grup yetkililer tarafından bina dışına çıkarıldı ancak grup tekrar salona girmek için merdivenlere yürüdü. Yetkililer ikinci defa protestocu grubu kapının dışına iterken salondaki diğer karşıt grubun da dışarıya çıkışını engelledi. Ancak, dışardaki protestocu gruptan bir kadın ve erkek, camlı kapıyı yumruklayarak bir yandan da küfür ve hakarete devam edince içeriden bir grup dışarı çıkarak protestoculara cevap verdi.

Karşılıklı sözlü sataşmalar arbedeye dönüştü. İki taraflı kadın ve erkekler birbirine yumruk ve tokatlarla karşılık verdi. Protestocu gruptan başına darbe alan bir erkeğin yere düşen gözlüğü kırılırken boğuşmanın arasında kalan diğer kadın protestocunun da darbe aldığını gördüm. Kadınlar Günü’nde böyle bir olayın yaşanması Türk-Amerikan toplumu adına üzücüdür. Tahrik edici küfür ve hakaretlerle eylem yapan protestocular da, protestocu kadına el kaldıranlar da hadlerini aşmışlar, böylesi bir güne yaşattıkları bu talihsiz hadiselerle gölge düşürmüşlerdir,” dedi.

kaynak: http://www.amerikaninsesi.com/a/ak-parti-abde-deki-kadinlar-gunu-etkinliginde-kadinlar-dovuldu/3760260.html