Konya’da Herkes Tarafından Kırmızılı Kadın Olarak Tanınan Sultan’ın Sıra Dışı Hikayesi

Şehirlerde veya semtlerde, bazı farklı hayatlar üzerine efsaneleşmiş hikayeler vardır. Bazen bu hikayeler ağızdan ağıza dolaşır; bazen de bu hikayelerin sahiplerine, hiç sorgulamadan “deli” denir.

Konya’da da tıpkı böyle, hikayesi ağızdan ağıza dolaşan ve kimilerinin deli dediği kırmızılar içinde bir kadın var… İşte Aljazeera’dan Başak Çubukçu’nun kendisiyle yaptığı röportaj sayesinde haberdar olduğumuz “kırmızılı kadın”ın hikayesi…

Konya’da herkes tarafından “kırmızılı kadın” olarak bilinen Sultan Özcan, 65 yaşında…

Sultan Özcan, Konya merkeze 10 km mesafede bulunan Parsana Mahallesi’nde yaşıyor. Evi, ağabeyinin yaşadığı apartmana bitişik tek oda bir yer. Banyosu da mutfağı da yatak odası da aynı oda olan Özcan’ın, odada bulunan tüm eşyaları ise “kırmızı”.

“Kırmızıyı severim. Hakkari’de kaldığımda bir Kürt kızı giymişti kırmızıyı. Orada da çok sevmiştim.”

… “Elbiselerimi ben kendim dikiyorum. Kışın kadife kullanıyorum, sıcak tutuyor. Ama artık havalar ısınıyor; yazlık dikeceğim. Kırmızıyı kendime çok yakıştırıyorum. Makyajım da kırmızıdan başkası olmaz. Yıllardır yapıyorum. Kendimi farklı hissediyorum, hatta açıkçası ben kendimi herkesten üstün görüyorum.”

Özcan, bu cümlelerle açıklıyor kırmızıya olan sevgisini. Evde vakit geçirmeyi pek sevmese de, evde oturduğu zamanlarda, ya yemek yapıyor ya da Türk filmi izliyor.

Kırmızılı kadın, her sabah 10’da yola çıkıyor; Karatay’daki Kayalıpark’a geliyor…

Parka gelir gelmez yaptığı şey de, Şerafettin Camii şadırvanından su içmek. Kendisi bu suyun, başka hiçbir yerde bulunmadığını ve çok güzel olduğunu söylüyor. Onu bu bölgede, neredeyse herkes tanıyor. Herkesle konuşuyor ama mutlaka aradaki mesafeyi koruyor. En yakın arkadaşı parkta bulunan Halk Ekmek büfesinin sahibi Hasan Küçükkarapınar.

“Ben Sultan’ı hiçbir zaman deli olarak görmedim. Sultan, normal bana kalırsa. Kırmızı hastalığı var, sadece. Aşağı yukarı 10 yıldır tanıyorum. Benden her gün ekmek alır. Pek sohbet etmesek de bana selâm vermeden geçmez. Sultan’ı seviyorum. Çocuğu olmayınca terk edildiğini biliyorum. Bir daha da evlenmemiş. Bize göre değişik, bazen takılıyorum ‘Ruju çok sürmüşsün’ diye. Güler sadece.”

Böyle anlatıyor yakın dostu Hasan Bey, Sultan’ı.

Hiçbir yerde fazla oturmuyor; evine giden son otobüs saati olan 17.30’a kadar her yeri turluyor…

Esnaf dahil çevredeki herkes tarafından sevilen Sultan, bölgede geziyor, parklarda dinleniyor ve insanlarla sohbet ediyor. Hiçkimseden para almıyor; elindeki az parayla bazen mutfak alışverişi yapıyor, bazen de makyaj malzemesi satın alıyor.

“Çarşının ortasında 3-4 dükkan var. Hep kırmızı alıyorum. Bazen satıcılar, ‘Değiştir artık’ der. Ama buralara iyi ruj gelmiyor. Eskiden 1 TL’ye alıyordum, şimdi 5’e bile vermiyorlar. Aldığım rujlar dayanıklı. Kışın almıştım, hala var. Gözüme bir tek siyah kalem çekiyorum. Düğün dernek olursa mavi kalemim var, onu çekerim.”

Kırmızılı kadının gerçek hikayesi, görüntüsü kadar renkli değil. O, aslında şiddet mağduru bir kadın…

Sultan, 17 yaşında çocukluk aşkı ile evlenmiş. Büyük hayallerle girdiği dünya evi, kısa zamanda başına yakılmış. Evliliği boyunca şiddet görmüş, çocuk sahibi olamayınca da eşi tarafından terk edilmiş.

“Beni başkasıyla nişanlandırdılar. Ama birbirimizi seviyorduk. Nişanlımdan ayrıldım. Ona vardım, 16 yıl yaşadık. Mesleği gereği Hakkari’de, Giresun’da kaldık. Çocuk olmayınca ayrıldık. Çocuk yüzünden ayrıldık. Çok üzüldüm. Çocuğum olsaydı boşanmazdık. Boşandıktan sonra evlendi, iki oğlu oldu. Kıskanırdı, sonra da döverdi. Kıskanması nasıl olurdu biliyor musun? Bir adamla konuşsam çok kıskanırdı, yanına otursam yere çalardı. Çarşıya getirmezdi. 8-10 yıl cezaevinde gibiydim. Biz çok sevdik, şamar yedik.”

“Çocuk yüzünden ayrıldık. Çok üzüldüm. Çocuğum olsaydı boşanmazdık.”

Hala eşi için ağzından tek bir kötü kelime çıkmayan Sultan, üzüntüsü bu yürek parçalayan cümlelerle ifade ediyor.

Sultan, eşi onu terk ettikten sonra, bir süre annesiyle yaşamış. Annesi ölünce ise yalnız kalmış ve tam 8 yıl boyunca ağabeyinin evinin altındaki kömürlükte kalmış. Sonra zaten bugün yaşadığı o tek oda yeri yapmışlar.

“Aşk olsun. Aşk olmayınca sıkıntı olur. Aşık olarak evlenmeyeni adam yerine koymam. Aşık olmayan adam saman gelmiş saman gider.”

Eşi tarafından terk edildikten sonra bir daha asla evlenmeyen Sultan, aslında yaşama olan bakışını bu cümlelerle ortaya koyuyor. Çünkü o “aşka aşık” bir kadın.

Konya’nın kırmızılı kadını Sultan Özcan, 2006 yılından beri raporlu. Teşhisi ise “kronik psikoz”.

Sultan Özcan, Konya Numune Hastanesi’nden aldığı raporda yüzde 80 engelli olarak tanımlanıyor. Devlet ona bu yüzden engelli maaşı ödüyor ama bu maaşı da vasisi olan yengesi alıyor.

Onun hikayesinden çıkarılacak pek çok ders var. Bugünkü halinin sebebi aşık olduğu adam belki ama eminiz bugün olsa, yine evlenirdi aynı adamla…

Sultan’ın etkileyici hikayesiyle herkes tanışsın diye, geçen yıl bir belgeseli çekilmeye başlandı. Ve Konya Yenigün‘ün haberine göre, bu 15 dakikalık belgesel Mart ayı içinde gösterime girecek…

Yararlanılan Kaynak: Aljazeera