GDO’nun babası öldü mü..? – biliyomuydun.com

GDO’nun babası öldü mü..?

Sağlık 29 Mart, 02:13'de eklendi

Katil tohumların üreticisi, toprakların baş zehirleyicisi… Rockefeller’e öldü demek, beni rahatsız ediyor. Kendimden utanmasam, “geberdi” diyeceğim!“.. 

GDO’lu ürünleri dünyanın başına bela eden Rockefeller ailesinin en yaşlı üyesi David Rockefeller öldü. ABD’yi yöneten, hatta dünyayı yöneten ailelerden biri olduğu söylenir. ABD başkan yardımcılığı yapmış, IMF’nin kurucularından biridir.

Bu aile, GDO’lu ürünlerin babası sayılır. Katil tohumların üreticisi, toprakların baş zehirleyicisi… Rockefeller’e öldü demek, beni rahatsız ediyor. Kendimden utanmasam, “geberdi” diyeceğim!“

5 trilyon dolar servetleri olduğu söylenir. Daha yeni, ekmekte çıkan GDO, bu zehirci başına ait.

Ekmeğimizle, oynadılar!
Toprağımızla, oynadılar!
Sağlığımızla, oynadılar!

Tarım ilaçları adı altında zehirlediler, topraklarımızı. GDO’lu ürünleri “daha verimli” diye dayadılar. Binlerce yıllık genetik mirasımızı elimizden aldılar. Ülkeler, bu ve bunun gibi oniki şirket için işgal edilir veya hükümetler getirilir, hükümetler götürülür. O kadar etkilidirler. ABD’nin gönderdiği Derviş, bu ülkede “şeker yasası” çıkardı.

Neden?

Şeker tadında bu yasalar, bize “şeker” diye zehir içirmek için. İçiyoruz o gün, bugün… Nişasta bazlı kimyasal şeker satmak için. Her gün, şeker tadında zehirleniyoruz! “Tatlandırıcı şurup” olarak bilinen bu NBŞ’ler “ölüm şurubu” olarak ta adlandırılıyor. Şeker, şurup deyince akla Cargill gelir. Cargill devlet gibidir. Yıllık geliri 137 milyar dolar. 200 ülkede iş yapar. Bush, 2004’te Türk hükümetine, “bu şirkete sorun çıkarmayın” diye bizzat gelmişti.

Bursalılar Cargill için neler çektiklerini, iyi bilirler. İznik gölü su havzası, bu şirkete 1997’de tahsis edilen arazi ile kurutuldu adeta. Dünyada NBŞ kotaları indirilirken, Türkiye’de her yıl artırılır. 2015-2016 pazarlama yılında nişasta kökenli şekerler için Şeker Kurulu tarafından belirlenen 250 bin ton kotanın yüzde 25 artırılmasını kararlaştırdı. Sonraları bu oran yüzde 35’e çıkartıldı, şimdi ise kota dolaylı olarak kaldırıldı.

Türk firmalarına kota konurken, Cargill’e kota kaldırıldı. Cargill için hükümet Şeker Kanunu’nu değiştirdi. Ve bu çiftçi, kendini açlığa mahkûm eden iktidarı “bi daha, bi daha” seçti. Aşağı tükürsen çiftçi, yukarı tükürsen hükümet ve Cargill!

Cargill kazandı, Türkiye kaybetti!

Dünyada kişi başına NBŞ tüketimi ortalama 0,7 Kg iken Türkiye’de tam 10 katı tüketiliyor. Batılı kaynaklara göre dünyada üretilen endüstriyel Mısır’ın yüzde 80’den fazlası GDO’lu. Yüzde 41’i ABD tarafından üretilir. Türkiye’de NBŞ üretimi 5 şirket bünyesindeki 6 üretim tesisi tarafından yapılıyor. Bu üretimlerin yüzde 80’ne yakınını ise ABD’li Cargill’e ait. Cargill’in Pendik’teki tesisinin yüzde 50 ortağı ise Ülker’e ait.

NBŞ kanser ve sirozun başlıca nedeni sayılıyor. Bugün ABD’de NBŞ’nin karaciğer yağlanmasına bağlı siroz ve karaciğer kanserini 3 kat artırdığı bilimsel olarak tespit edilmiştir.
Dünya tohum devi, Cargill ve Monsanto’dur. Cargill’in şeker tadında zehri çok tutunca, tohumdan çekildi sonraları. Alan Monsanto’ya kaldı. Alman ilaç devi Bayer, Monsanto’yu satın aldı. Şimdi hem zehir, hem ilaç tek elden…

Rockefeller’in GDO’lu mısırları nesilleri kısırlaştırıyor. Zaten GDO’da amaç arı ırk yaratmak. Başka ırkların soyunu kurutmak… İster mısırı ele alın, ister mısır şuruplarını, isterse GDO’lu tohumları… Hiç fark etmiyor.

Pirinç, nohut, neyi konu etsek altında GDO çıkıyor. Öylesine kanser patlamaları yaşıyoruz ki, ölüyoruz resmen. Bu bir savaştır: Topla tüfekle gelmek yerine, katil tohumlarla geliyorlar. İnsanları evlerinde yataklarında öldürüyorlar. Kanser yapıyorlar. Tedavi uğruna, bütçeleri yutuyorlar.

Hem kanser ederler, hem kanser ilaçları üretirler. Çünkü kanser edende kendileri, kanser ilaçları satanda… Bitkilerin genetiği ile oynayıp kanser ederlerken, bu işin bitki ile tedavi yolunu da kapatıyorlar.

Mesela ülkemizde bitkisel tedaviye, dev ilaç şirketlerinin baskılarıyla, karşı olmak, hükümet politikası haline getirildi. Kamu spotları yapıldı. “Bitkisel tedaviden uzak durun!” denildi adeta. “İlaç” diye insanları, kimyasallarla zehirlerken dahi, domuz kapsülleriyle bunu insanlara içirdiler.

Domuz yemeyen Müslümanlara ilaç içerken, domuz yedirdiler böylece. Bütün kutsallarımızı ayaklar altına aldılar. Ceplerimizi, kasalarımızı boşaltmakla kalmadı, topraklarımızı ve insanlarımızı zehirlediler.

Silahlı işgal yerine;
Tohumla geldiler!
Mısır şurubuyla geldiler!
Şeker tadında zehirle geldiler!

Kaynak: http://www.meltemhaber.com/?haber%2C15429

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.