Büyücünün Çiçekleri – biliyomuydun.com

Büyücünün Çiçekleri

Kadın 3 Nisan, 14:48'de eklendi

İnsanları sormayın bana, sevgiler vardır heveslenip de emek verdiğim. Benim sevgilerim rengarenk çiçeklerimdir; mimozalarım, fesleğenlerim, lalelerim…

Üç kız çocuğunun ardından dördüncü kız çocuğu olarak geldiğimde dünyaya, babam yumulu gözlerime öfkeyle bakıp beni lanetlemiş. Annem, kadersiz olduğuna inanırken, ablalarım, “bir erkek kardeşimiz olsaydı, daha iyiydi” demiş.

Çocuktum, tek bir saksı çiçeği vardı evimizde. Saksıdaki sümbülle arkadaşlık ettim. Ben bakıyordum ona; su veriyor, gülümsüyor, konuşuyor ve masallar anlatıyordum. Annem dedi ki bir gün, “sen iyi sardın bu sümbüle!” “O da can” dedim, “becerebilse bana sarılırdı” dedim. “Ne sarılacağım sana be baş belası!” diyerek çekip gitti annem. Baba sevgisi tatmadım hiç, ablalarım da şefkat göstermezdi.

Komşular, bakamadıkları, bakmak istemedikleri çiçekleri bize getirirdi. Annem, “bu bakar onlara” derdi. Ben, “bu”ydum, “şu”ydum ve güpgüzel bir ailem olmuştu çiçekler; annem, babam, kardeşlerim…

Okula birkaç ay gönderildim sadece. “Zihinsel geriliği var kızınızın; uyum sağlayamıyor  sınıfa” dedi öğretmenim. “Haklısınız, salağın teki; biz varken çiçeklerle konuşuyor” dedi annem. “Beni sevmiyorsunuz ki” dedim anneme. “Nankörsün, neyin eksik?” diye çıkıştı bana. Okuldan alındığım gün, annem, “yürü eve” dediğinde, bahçesindeydim okulun ve dedim ki, “az bekle, bir çiçek daha ekeyim…”

Babam, karşısına oturttu beni bir akşam; “ablaların gibi uyumlu ol, çekirdek çitle, televizyon seyret” dedi. Demedim bir şey. “Duydun mu beni?” diye bağırdı. Sustum. Kolumdan çekti bir anda; annem ve ablalarım televizyonun başındaydı. İte kaka oturttu beni yanlarına. “Onlar kalkmadan sen de kalkmayacaksın!” dedi. “Ben çiçeklerimin yanına gideceğim” deyip kalktım. Sonrasını hatırlamıyorum; kendime geldiğimde canım çok yanıyordu…

Birçok kez ayırdılar beni çiçeklerimden, birçok kez kavuştum çiçeklerime. Köyde yaşıyoruz ve hocaya götürüldüm bir gün, beni okusun üflesin diye. “Büyücü gibi bakıyor bu kız” dedi hoca, “insan değil, sanki başka bir mahluk” dedi. “Doğru” dedim, “başka bir mahluğum ben; aynaya baktığımda bir sardunya görüyorum çoğu zaman.” “Cevap verme hocaya” diye azarladı babam. Bir babamın yüzüne baktım, bir de hocanın yüzüne; ikisinin de gözlerinde bitimsiz bir sevgisizlik…

Şimdi yirmi altı yaşındayım. Çocukluğumdan beri, her gün bir çiçeğimi alıp gezdiriyorum köyün daracık sokaklarında. Çiçeklerim gibi kokuyor sokaklar ve hiç kimse bunu fark etmiyor. “Gül yok mu sende,  güllerle gez” diyorlar alaycı bir ses tonuyla. Oysa ne güzel kokuyor mimozalar, koklamayı bilmiyorlar…“Karanfil” diyorlar dalga geçerek,“en güzel kokulu çiçek karanfildir.” Saksıda bir lalem var; kokusunu çocuğummuş gibi soluduğumda, öyle kederleniyorum ki, beni anlamıyorlar…

“Hoş kızsın, geri zekalı olmasan evini çoktan açardın” diyor ablalarım.“Güzel kızsın, deli olmasan, bu yaşa gelmeden bir sürü talibin çıkardı” diyor komşular. Annem ölmemi istiyor; babam, ölmemi annemden daha çok istiyor…

Büyücüyüm, evet. Fesleğenlerim, yapraklarını okşadığımda, kokularını nasıl olduğu gibi avucuma serpiyorsa, ben de bütün çiçeklerimin özüne doğru öyle serpiyorum kokumu, sevgimi, şefkatimi…

İnsanları sormayın bana, çiçekleri sorun; çiçekler anlıyor incinmiş yüreğimi…

Ergür Altan

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.