Yılmaz BÜYÜKERŞEN’den, binali yıldırım’a kapak gibi cevap!

Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen, kendisini tramvayları TÜLOMSAŞ’tan almamakla eleştiren Başbakan Binali Yıldırım’a yanıt verdi.

Büyükerşen, şunları kaydetti:

“Eskişehir’e ziyaret gerçekleştiren Başbakan Binali Yıldırım ‘… Şimdi TÜLOMSAŞ 2018’de yerli ve milli hızlı treni de yapan ve bir ilki başaran bir kuruluşumuz olacak. TÜLOMSAŞ, Eskişehir’in yüz akı olmaya devam ediyor. Eskişehir’de TÜLOMSAŞ bunları yaparken Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı da yabancılardan tren setlerini, parçalarını almaya devam ediyor.

Paraları da tıkır tıkır yabancılara vermeye devam ediyor. Bunu da Eskişehirliler bilsin istiyorum. Bizim her şeyimiz var. Teknolojimiz de var imkânımız da var. Dışarıya verecek bir kuruş paramız yok. Çünkü içeride ihtiyacımız var’ sözlerini sarf etmiştir.”

Büyükerşen, şöyle devam etti:

“Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tramvay alım ihalesi açmıştır. Bu ihale yerli yabancı bütün tedarikçilere açıktır. Yani TÜLOMSAŞ’ta bu ihaleye teklif verebilir. Ayrıca Sayın Başbakan’dan ilk Konya ziyaretinde Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, Konya’ya en son alınan tramvayların TÜLOMSAŞ dururken neden Çek Cumhuriyeti’nden alındığını, 120 milyon Euro’yu Çek Cumhuriyeti’ne neden tıkır tıkır ödediğini sormasını rica ediyoruz.

Sayın Başbakanın kulaktan dolma bilgilere dayalı olduğu açık olan bu sözlerine karşı söyleyecek çok sözümüz var. Ancak yerli sermaye konusunda çok hassas olduğunu söyleyen Sayın Başbakanın da okuduğunu tahmin ettiğimiz bir köşe yazısına, hatırlaması için burada tekrar yer veriyoruz.

Hatırlatırken de soruyoruz; yüzakımız dururken neden yabancılara…

Büyükerşen, açıklamasına Yılmaz Özdil’in 24 Ağustos 2012 tarihli “Ne ördün filan…” başlıklı yazısını da ekledi. İşte o yazı…

“Demiryolları Almanlarındı.
İngilizler, Fransızlar işletiyordu.
İşletme lisanı, Fransızcaydı.
Meslek, Türklere kapalıydı.
Hatta, imtiyazlar, ödenen paralar kesmemiş, Alman demiryolu mühendisi,
ray döşüyoruz ayaklarıyla Zeus sunağını araklamıştı;
memleketi söğüşlüyorlar,
inek gibi sağıyorlardı.
Mustafa Kemal geldi…
Demiryolları millileştirildi.
Milletin oldu.
Vagon fabrikası kuruldu.
Okul kuruldu.
Demiryolcu yetiştirildi.
Tek kuruş borç almadan, bunların yaptığının dört
katı demiryolu yapıldı.
Sonra, bunlar geldi.
Ankara-İstanbul hızlı treni…
Çinliler yapıyor.
Lokomotifler İspanya’dan.
Rayları bile İspanya’dan.
Makinistler desen…
Almanya’da eğitildi.
Konya-Ankara?
Raylar, İtalyan.
Vagonlar, İspanyol.
Marmaray, Japon.
Vagonları, Güney Kore.
Ankara metrosu…
Sistemi, Alman, İtalyan.
Vagonları, Çin’den.
İstanbul metrosu…
Sistemi, Fransız, Alman.
Vagonları, Güney Kore’den.
(Metrobüs, Hollanda’dan.
Deniz otobüsü, Avustralya’dan.
Fatih Sultan Mehmet
Köprüsü’nün asfaltı teee
Trinidad Tobago’dan.
Metro diye market var…
O bile Alman!
Neyse, konuyu dağıtmayalım.)
Ankara-Eskişehir
Aliağa-Menderes
Bandırma-Menemen
Bursa tramvayı, İspanyol.
Balıkesir-Eskişehir, Fransız.
Köseköy-Gebze, İtalyan.
Gebze-Halkalı, İspanyol
Ankara-Sivas, çekik gözlü.
Sivas-Erzincan, İtalyan.

Testleri, Çek Cumhuriyeti’nde yapılıyor iyi mi… Çek Cumhuriyeti müsait değilse, haaadi bakalım Almanya’ya Fransa’ya gönderiliyor; lokomotifleri zaten gemiyle Güney Kore’den geliyor.

Edirne’den Ardahan’a
hızlı tren için Çinlilerle
masaya oturuldu, Çinliler etap etap döşeyelim diyor, hükümetimiz komple boydan boya döşeyin diyor; kondüktör’ün düdüğü Çin’den.
Güzergâhlar üzerindeki…
Koyunlar Macaristan’dan.
İnekler Uruguay’dan.
Tek tesellimiz var…
Trene bakan öküzler yerli!”

Kaynak : anadolugazetesi.net