Dünyada cennet hiçbir otoritenin olmadığı yerdir – biliyomuydun.com

Dünyada cennet hiçbir otoritenin olmadığı yerdir

Yaşam 8 Nisan, 16:20'de eklendi

İktidar tek bir bütünden oluşmuyor günümüzde, küçük küçük iktidar odakları merkezi bir bütünü oluşturuyor.

Bence hepsi yönetimin, sistemin ve devletin bir parçası. Bağımsız görünüm altındaki daha küçük, ama yine de merkezi otoriteye bağlı iktidar odakları. Biraz postmodern, çünkü lokal iktidar odakları, ama sistemin içinde hepsi birbirini tamamlayan yapboz parçaları gibi. Lokal iktidar odakları giderek daha fazla önem kazanıyor.

İç içe geçmiş birbirini tamamlıyor ve böylece küresel kapitalist sistemin büyük iktidarı oluşuyor.  Hatta muhalefet bile sistemin, büyük  iktidarın bir parçası, onun bir kolu. Bağımsız görünüm altındaki daha küçük, ama merkezi otoriteye bağlı iktidar odakları hepsi. Bu kapitalist, neoliberal sistemin küresel iktidarı. Bu yapboz parçalarının “sol, sosyal demokrat, islâmcı, seküler” olmalarının bu anlamda bir önemi yok, hepsi yan yana ve birlikte aynı sistemin bir parçası ve ona hizmet ediyorlar.

Kimin gerçek anlamda muhalif, kimin ise sistem içi, onun bir parçası olarak muhalif görünümünde olduğunu algılamak da giderek zorlaşıyor. Şuna benziyor bir kapıyı açıp başka bir odaya giriyorsun ve evden çıktığını sanıyorsun, ama yine aynı evdesin, yalnızca başka bir odadasın; işte o evin kapısında ‘sistem’ yazıyor.

Aslında kendimiz de sistem evinin dışında değiliz, kendimizi de muaf tutmayalım. Ne kadar muhalif ya da devrimci olduğumuzu düşünsek de, sistem öyle bir şey ki bizi kendisine hizmet ettiriyor sonuçta. Biz muhalif olduğumuzu düşünürken, diğer yandan da bilinçli ya da bilinçsiz olarak sisteme hizmet etmeyi sürdürüyoruz.

Muhaliflik ya da devrimcilik iddiası ise bir imajdan öteye geçmiyor ne yazık ki. Çünkü olduğumuz yerde sayıyoruz, kendimizi geliştirmiyoruz ve kendimizi her şeyi aşmış ve çok önemli birisi olarak görüyoruz, yani kendimizi gereğinden çok beğeniyoruz. Birçok kimse kendisini değiştirmeden, dönüştürmeden, geliştirmeden başkalarını değiştirmeye, dönüştürmeye harcıyor enerjisini bu yüzden. Sistemden kopamıyoruz, sonuç olarak ona karşı da olsak içinde, onun kurallarına uyarak yaşıyoruz. Sistem ile olan bağlarımızı koparamıyoruz. Yalnızca kendi kendimizi kandırıyoruz özünde.

Muhalif olmakla bir şeyleri değiştirebiliriz, ama önce kendimizden başlamak koşuluyla… Bir noktada birey, kendisinin sanki bütün duvarları yıkmış ve herkesi, her şeyi degistirmeye muktedir bir insan olduğu yanılsamasını yaşıyor. Sonra da gerçeklikle çarpıştığında bir anda çöküp gidiyor, hiçbir etkisi olmayan bir vidaya dönüşüyor.

Bu dünyada çoğu insan için en değerli üç şey para, iktidar ve ündür. İktidara sahip olan birisi para ve maddi değerleri ister. Maddi değerlere ve paraya sahip olan birisi ise bununla yetinmez, – Trump gibi- iktidar sahibi olmayı da ister. Ün sahibi olmak ölümsüzlük duygusundan kaynaklanır. Ünlü olmak adını geriye bırakmak ve ölümden sonra unutulmamaktır.

İşte bu da, insanın tarihsel ölümsüzlük isteğine gönderme yapar. Ama bunların en önemlisi iktidar sahibi olmaktır. Mutlak iktidar sahibi birisi, çoğu durumda -bazen tersi de olmak koşuluyla-  isterse zengini de, ünlüyü de bitirebilir.  İnsanlar ve kurumlar üzerinde iktidar sahibi olmak, ölümlülere bir zaman dilimi için ölümlü yarı tanrı oldukları yanılmasamasını verir. Çünkü iktidar sahibi, kendisine tapanları da yaratır.

Totaliter iktidarı sağlamak icin toplumu tektipleştirmek gerekir. Üniforma, iktidar uygulayıcısı insanı toplumdan ayıran bir fetiştir, onu sıradanlaştırır. Bir vidaya dönüştürür. Bireyin özgün ruhunu değersizleştirir onu herhangi bir şeye dönüştürür. Bir vidadır o artık sistemde; herhangi bir vida. Üniformanın yanında yine bazı güç fetişlerine ihtiyaç vardır, silah, düdük, cop, kelepçe,  vb…

Bunlar iktidarın göstergesi olan aletlerdir. Hekimin boynundaki steteskop, beyaz önlüğü bile bir iktidar aracıdır. Üniformalı olan herkes bir otoriteyi simgeler. Üniforma, bir iktidar biçimi olan otoritenin bir simgesidir. Üniformanın içindeki bireyin hiçbir onemi yoktur. Önemli olan üniformanın kendisidir. Üniformanın içinden insanı çıkarıp yerine robotu koyun, otoritenin simgesi olması anlamında bir şey değişmez. Otorite, yalnızca üniformadan ibaret değildir, ama üniforma ve diğer bazı araçlar otoritenin simgesidirler. Yapılan birçok gerçek deneyde insanların herhangi bir üniforma taşıyan herkese sorgusuz sualsiz itaat ettiklerini göstermektedir. Hatta otopark görevlisinin üniforması bile, insanların ona itaat etmeleri için yeterlidir.

Totaliter ülkelerde bunun için liderler askeri üniforma da giyerler bazen. Askeri üniforma bir güç belirtisidir. Liderin gücü kendisinde simgeleştirdiğini de gösterir. Günümüzde ise, askeri üniforma giymeden de gücü kendisinde simgeleştiren totaliter liderler vardır.

Üniformalılar toplumu kontrol eder, onun üzerinde devlet ve sistem otoritesini uygularlar. Devlet de ya da iktidar odağı da üniformalıları kendi içinde oluşturduğu hiyerarşi ile kontrol eder. Daha geniş anlamda ise sistem, devletleri denetler, onları hizaya sokar. Üniformalılar da çeşit çeşittir ve kendi içlerinde kendilerini hiyerarşi ile kontrol ederler. Elbette üniformasız otorite biçimleri de vardır. Bürokrasi bunlardan birisidir.

“İktidara âşık olmayın.” der Foucault. İktidara âşık olanlar, yalnızca iktidar sahipleri değillerdir özünde. İktidar sahipleri, iktidar ile bütünleşmiş ve bir anlamda şeyleşmişlerdir. İktidar onları “şeyleştirmiş”tir. O nedenle onlar, içinde bulundukları yapı gereği doğal olarak iktidara âşıktırlar. Bir de iktidarın baskısına, zulmüne uğrayan kitlelerin iktidara âşık olması olgusu vardır.

Yiyecek ekmeği olmayan bir insan, lüks içinde yaşayan iktidar sahiplerini canı pahasına savunabilir. Bir liralık döner ekmek yemeğe parası olmayan bir yoksul, saraylarda saltanat içinde yaşayanlar için canını dahi verebilir. İşte bu da iktidarın neden olduğu  Stockholm sendromu‘dur. Zaten öyle olmasaydı insanlık tarihi, saraylar ve saltanatlardaki, büyük iş merkezlerindeki iktidarlarla yürümezdi bugüne dek.

Azra Kohen şöyle diyor: “Cehennem nedir? Cahilin otoritesidir cehennem.”

Dünyada cennete inanan bir insan olarak ise “Cennet nedir” diye sorduğumda, cennet hiçbir otoritenin olmadığı yerdir diyebilirim ben de. İnsanın hayatını cehenneme çeviren yalnızca cahilin otoritesi değildir. Daha tehlikelisi ise cahil olmayanın, eğitimlinin otoritesidir bazen. Sonuç olarak insanın hayatını cehenneme çeviren şey otorite ve insanın insan üzerindeki her çeşit iktidarıdır.

Her gün, bir daha asla görmek ve duymak istemediğin iktidar sahiplerinin aşağılık söz ve davranışlarıyla uyanmak da bir tecavüzdür.

Erol Anar

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.