Bu referandum meşru değil

Anayasamıza göre (m.67,79) referandum sürecinin adil, dürüst ve eşit koşullarda yürütülmesi gerekmektedir.

Bu referandum, bırakınız adil, dürüst ve eşit olmayı, birçok yönden meşru da değildir. Nasıl mı?

1) Getirilen sistemin adına ne derseniz deyin, sonuçta bu Anayasa değişikliğiyle; erkler ayrılığından erkler birliğine geçilmekte, yasama, yürütme ve yargılama yetkileri, başka bir deyişle “Devlet kudreti” bir tek kişide toplanmakta, bu kudretin denetlenmesine son verilmektedir. Yani denetimsiz bir güç yaratılmaktadır.

Bu sistemin adı, öğretide de vurgulandığı gibi “diktatörlük”tür.

Öyleyse bu değişiklikle devletin siyasal rejimi parlamenter demokrasiden diktatörlüğe dönüştürülmektedir. Yani sivil darbeyle anayasal düzen değiştirilmektedir.

Referandum bir demokrasi kurumudur.

Nasıl ki temel hak ve özgürlükler konusunda referandum yapılamazsa, demokrasinin diktatörlüğe dönüştürülmesi konusunda, yani yok edilmesi için de referandum yapılamaz. Yani nasıl halka “Yaşam hakkından vazgeçiyor musunuz?” diye sorulamazsa, “Diktatörlük istiyor musunuz?” ya da “Tek adam rejimine geçilsin mi?” ya da “Demokrasiye son verelim mi?” diye de sorulamaz.

Aslında kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıran bir değişikliğin adı da “anayasa değişikliği” olamaz. 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 16. maddesinde, “kuvvetler ayrılığını içermeyen” bir anayasaya anayasa denilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak bu referandum meşru değildir.

2) Oy pusulası da meşruiyet konusunda sorun yaratmaktadır.

“Evet”e beyaz, “hayır”a kahverengi uygun görülmüştür. Beyaz temizi, namusluyu, dürüstü ifade etmektedir. Kahverengiyi ise anlatmaya gerek yoktur.

Böyle bir oy pusulasının referandumun meşruiyetini tartışmalı duruma getireceği açıktır.

Gerçi, bu tercih 3376 sayılı “Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun”da yapılmıştır. Ancak yasal olması, meşru olduğu anlamına gelmemektedir. Bu Yasa’nın Turgut Özal Hükümeti döneminde, 1987 yılında çıkarıldığı da unutulmamalıdır.

3) Cumhurbaşkanı’nın “Açılış töreni” adı altında referandumda “evet” propagandasına katılması referanduma meşruiyet sorunu yaratan öğelerden biridir.

Bilindiği gibi Anayasada da yer verilen Kurucu felsefenin Atatürkçü devlet ideolojisi dışında her konuda tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nın referandumda siyasal iktidarın yürüttüğü “evet” propagandasına katılması, anayasanın ihlali anlamına gelmektedir.

Bir referandumun meşru sayılması için her şeyden önce Anayasa’ya uygun olması gerekir. Anayasa’ya aykırı bir referandum sürecinin meşru sayılması beklenemez.

4)Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, belediye başkanları, valiler, rektörler, kaymakamlar, imamlar “evet” propagandası yaparken; kısaca tüm kamu gücü, kamu otoritesi, kamu olanakları, kamu kaynakları, kamu bütçesi, örtülü ödenek, kamu kurum ve kuruluşları, kamu görevlileri, kamu binaları, yerel yönetimler “evet” propagandası için kullanılırken; “evet”çiler için hiçbir yasal kural ve sınır çalışmazken,

“Hayır” kampanyası yapanların kimi zaman şiddet kullanılarak engellenmesi, baskılanması, tutuklanması, toplantılarına izin verilmemesi, yasaklarla sınırlandırılması, bu yolda korku salanların ve şiddete başvuranların iktidar, emniyet ve yargı eliyle kollanmaları, vatan haini, terörist, hatta “şeytan” ve dinsiz ilan edilmeleri,

Eşit, adil ve dürüst bir referandum yürütülmediğinin ve bu referandumun meşruiyetini yitirdiğinin kanıtıdır.

“Evet” çıkmazsa iç savaş çıkar tehdidinin yapıldığı bir referandum meşru olabilir mi?

5)Tüm bu hukuksuzluklara göz yuman, kendine düşen görevi yapmayan YSK’nın bizzat kendisi, referandumun meşruiyetini sorgulanır duruma getirmiştir.

6)Hazırlanışından Meclis’e sunuluşuna ve Meclis’te görüşülmesine kadar anayasal kuralları ayaklar altına alan,

İçerdiği kurallar Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki “ülkenin bütünlüğünü”, “Ulus’un birliği”, “demokratik devlet” ve “hukuk devleti” ilkelerini bozan,

Böyle bir anayasa değişikliği hukuken meşru değildir ki, referanduma sunulabilsin.

Amaçları kuşkusuz, “Anayasa ne derse desin, halk kabul etti” deyip değişiklikleri meşru göstermektir. Oysa Anayasa halkı da bağlar. Halkın “evet” demesi, Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki kurallarına aykırı bir metni meşrulaştıramaz.

7)Ekonomi yangın yeri gibi iken, işsizler ordusu hızla artarken, enflasyon çift haneli sayılara ulaşmışken, dış açık ekonomiyi zorlarken, ülke kredibiletisini yitirmişken, yatırım ve üretim durmuşken, yoksulluk çığ gibi büyürken, emekli, esnaf, çiftçi perişanken,

Toplumsal barış siyasilerin büyük katkısıyla bozulmuş ve kamplaşma kesin çizgilerle belirgin duruma gelmişken, topluma karmaşa egemenken ve toplumun bölünme yerine huzura ve birlikteliğe gereksinimi varken,

Etrafımızdaki savaşlar siyasal iktidarın da katkısıyla ülkemizi tehdit eden boyuta ulaşmışken,

Emperyalist BOP tuzağında sıra Türkiye’ye gelmişken,

Ülkede ifade ve basın özgürlüğü kalmamışken, referandumu yönetip denetleyecek yargı iktidarın buyruğuna girmişken,

En önemlisi de OHAL rejimi sürüp, ülke kararnamelerle yönetilirken,

Bırakınız Anayasa değiştirmeyi yasa çıkarmak için bile 40 kez düşünmek gerekirken, diktatörlük içerikli bir anayasa değişikliğini referanduma sunmanın hiçbir meşru dayanağı olamaz.

8)% 50 + 1 kişi ile anayasa değişikliği yapılamaz. Yapılırsa meşru olmaz.

Bir anayasa değişikliğinin meşru olabilmesi için halkın büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmesi gerekir. Nasıl Meclis Anayasa’yı ancak nitelikli çoğunlukla değiştirebiliyorsa, halkoylamasında da nitelikli çoğunluk aranması gerekir.

Örneğin 50.000.000 seçmenin 25.000.001’i kabul etti diye bir anayasa değişikliği yapılamaz. Daha doğrusu bir kişinin oyuyla bir toplumun geleceği belirlenemez.

Toplumsal uzlaşma metni olan anayasanın % 50 + 1 kişinin oyu ile değiştirilip, % 50 – 1 kişinin iradesinin yok sayılması toplumsal uzlaşmayı yok edecek sonuçlar yaratır.

Kısaca anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi, seçmenin 3/5’i ya da daha yüksek oy oranıyla, yani nitelikli çoğunlukla onaylanması koşuluna bağlanmalıdır.

Değilse meşruiyeti her zaman tartışma konusu olmaya mahkûmdur.

Doğru bir deyişi yineleyelim: Bu referandumda “evet”i devlet, “hayır”ı halk savunmaktadır. Halkın devlete karşı yarıştığı böyle bir referandum meşru olabilir mi?

Bülent Serim

Odatv.com