Bilim İstemiyor musunuz? O Zaman Din’i Deneyin…

Bilinen en büyük yıldız: Canis Majoris. 2.800.000.000 km. çapında bir süper dev..

Saatte 900 km. hızla giden bir yolcu uçağı ile bu kırmızı hiper dev yıldızın çevresinde bir tur atmak tam 1100 yıl sürer.

İşte yüz milyarlarca galaksinin ve trilyonlarca yıldızın olduğu evrende o, sadece bir noktadır. Samanyolu galaksisinin bir ucundan diğer ucuna saniyede 300.000 km hızla giden ışık bile ancak 100.000 yılda ulaşabiliyor.

Ve siz hala evrenin merkezinde olduğunuza mı inanıyorsunuz?

Bilim bize evrenin nasıl patlayan çatlayan bir yer olduğunu, uzayın çok yüksek veya çok düşük sıcaklık, zehirli gaz ve radyasyonla dolu olduğu için insana düşman bir yer olduğunu ve bizim bu biricik gezegende yapayalnız olduğumuzu ve evrende ne kadar küçük olduğumuzu kanıtlarıyla anlatıyor. Saniyede 30 km hızla güneşin etrafında dönen ve benzer yıldızların içinde bulunduğumuz galakside milyarlarca olduğu bir yerdeyiz ve evrende milyarlarca galaksi var!

Bilim bize evrenin insan için yaratılmış bir program olmaktan çok daha fazlası olduğunu böyle gösterdi. Fazla büyük ve hızla büyümeye de devam ediyor.

Evrenin tahmini uzunluğu: 1,000,000,000,000,000,000,000 km. Yani 100 milyon ışık yılı. Işık saniyede 300 bin km uzağa gider. Bu hız bildiğimiz kadarıyla mutlak hızdır. Asla aşılamaz. Bu yazıdan ve bilimden hiç bir şey anlamıyorum diyorsanız o zaman size köleliğinizin tadını çıkartacak harika bir büyük masalım var:

Kainatın bir yaratıcısı var. Eşi benzeri, cinsiyeti, yaratıcısı yok. Ne isterse sadece ol demesi yeter; anında olur. Ölümsüzdür. Dilediğine aklı, malı ve güzelliği bol verir(%1), dilediğini başkasının kölesi, zavallı, alt sınıftan bir gariban eder.

Kimini efendi yapar, kimini köle. Kimini hanımefendi yapar kimini cariye (dişi köle). Kimini uzun ömürlü ve sağlıklı yapar, kimini engelli ve aciz. Tabi bir de esirgeyen ve bağışlayandır. Her şeyi görür, her şeyi bilir. Hayatta yaşadığınız her anın, yaptığınız her şeyin hesabını bir gün soracak olsa da; O sizi seviyor!.“

Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kaseler vardır.” (NEBE SURESİ: 31,32.33,34.)

Fakat çok azına nasip olacak bunlar: %1’e. Tıpkı bugünkü dünya gibi. Her şeyin sahibi bir küçük zümre. Bu dünya bir sınav, Yahudi efendilerine itaatkar köle olan Hristiyan ve Müslümanlara verilecek cennet. Cadının elmasını yiyen güzellere verilecek. Peki ya geri kalan? Çoğunluk açıkça ifade ettiği gibi cehenneme gidecek:

“And olsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağım” (HUD SURESİ: 119.)
Evet; “sevgi dolu bir yaratıcının son kitabı” Kuran’da; aşk’ın A’sı, çiçeğin Ç’si yok!

Kindar ve gaddar karakter yapısı bize narsist diktatörlerin kendilerini sevmeyenlere neler yaptıklarını hatırlatıyor. Efendiler, ekonomik ve siyasi güce sahip. Orduları, politikacıları, bankaları ve karınca sürüsü kadar işçileriyle onlar Tanrı’dan farksız. Gökte aradıklarımız aslında yerde! Her şeye sahipler. Bir gün hepimize birer çip takıp dilediklerini imha edecekler. İşbirlikçilerini de yalakalıkları ölçüsünde besleyecekler.

%1’lik çetenin en büyük korkusu orta sınıfın bu uykudan uyanması. Bu dünyada hakkını istemesi, özgürlük ve eşitlik istemesi. İnsanlık onuruna yakışır bir hayat istemesi. Herkese eşit ve ücretsiz bilimsel eğitim ve sağlık hizmetleri, ailesini geçindirebileceği bir iş ve işsiz kaldığında veya yaşlandığında maddi güvence istemesi.

İşte bu kapitalist çetenin, o ayrıcalıklı sınıfın bugün dünyadaki en büyük korkusu işte bu:
Uyuttuğu prensesin ayağa kalkması. Yalanların perdesini yırtması.

Kaynak . militanateist.com