“Erkek çocuğum olsa sünnet ettirmem çünkü…” – biliyomuydun.com

“Erkek çocuğum olsa sünnet ettirmem çünkü…”

Sağlık 15 Mayıs, 00:05'de eklendi

Sünnet, gerekli bir operasyon mu, yoksa kaybettirdikleri ile bütünüyle hatalı ve gereksiz bir müdahele mi?

Sünnet, günümüz toplumlarında yaygın bir şekilde uygulanıyor gibi görünse de, aynı zamanda asla uygulanmadığı toplumların sayısı da azımsanamayacak kadar yüksek.

Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre Dünya erkek nüfusunun sadece %30’u sünnetli. Sünnetin adeta bir tabu haline geldiği ve kaçınılmaz bir gereksinim gibi göründüğü Müslüman toplumlarda bu operasyonun zararlı ya da gereksiz olduğunu söylemek dahi topun ağzına oturtulmak için yeterli bir sebep.

Sünnetin faydalarını da zararlarını saymak da mümkün. Peki gerekli mi? Hayır! Kesinlikle gereksiz bir eylem. Bu yazının kaynaklar kısmında ulaşabileceğiniz sayfalarda çok sayıda doktorun sünnete dair olumsuz yorumlarına ulaşabilirsiniz, ancak sünnet sanıldığı kadar zararlı bir eylem değildir diyen araştırmacılar da, o araştırmacıları yalanlayan başka araştırmacılar da var. Nihayetinde sünnet, evrimsel süreçte oluşmuş bir parçanın doğal olmayan bir şekilde bedenden atılmasıdır.

Halkımızın yaygın şekilde sünnet olmalarının sebebi, İslam dininin peygamberi Muhammed’in sünnetli olduğunun rivayet edilmesidir.

Bu gelenek İslam toplumları için bir kimlik haline getirilmiş bulunmaktaysa da, sünnet Kur’an’da geçen bir konu değildir. Fakat peygamberin hayatından kesitler içeren bilgilerin arasında yer almaktadır ve Müslümanlar tarafından ”sünnet” olarak kabul görmektedir. Kavramsal olarak;

Sünnet Peygamber’in devamlı olarak yaptığı ve bir mazeret olmaksızın terketmediği şeyler” olarak tanımlanan gayrı resmi kurallara verilen isimdir. Aynı zamanda kelime anlamı olarak, ”“takip edilmesi itiyat edilen yol, hal, tavır, gidiş, adet, davranış, değişmeyen karakter, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” demektir. (Kaynak: Ali Yardım, “Hadis I”, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları,İzmir 1992, s. 27)

 SÜNNET PAGAN GELENEĞİ

Bu konunun Kur’an’da geçmemesi Muazzez İlmiye Çığ tarafından, ”İbrahim Peygamber” adlı eserinde iki şekilde yorumlanmıştır, ya sünnet İslam öncesinde Arap toplumunda zaten uygulanıyordu, ya da bu gelenek Muhammed paygamberden sonra uygulanmaya başladı. Yahudiliğe göre sünnet Allah ile İbrahim (o zaman henüz adı Avram) arasında yapılmış Brit Mila adı verilen bir anlaşmanın mühürüolacaktır, Allah Kenan ülkesinin (vaad edilmiş topraklar) İbrahim’in soyuna verileceğini ve bu soyun sonsuza kadar süreceğini söylemiştir, ancak bu anlaşmanın şartı, Yahudilerin sünnet olmalarıdır. (—Yaratılış 17:1-14) Yahudilikte sünnet, sembolik olarak Yahudilerin varlıklarınısürdürmelerinin doğal olmayan, doğa üstü bir devamlılık olduğu manasına gelmektedir, bir parça derinin kesilmesi her ne kadar üreme faliyetine engel olmasa da, sanki hani, p*nis gidiyormuş da ona rağmen bir imkansız gerçekleşiyor ve soyları sürmeye doğa üstü birşekilde devam ediyormuş gibi sembolik bir anlamı da bulunur.

Levililer 12:3’e göre ”Çocuk sekizinci gün sünnet edilmelidir.”

Sünnet aslında bir Pagan geleneğidir ve semavi dinlerden eskidir, İslam öncesi Araplar da Pagan, yani ”putperest” olduklarından, bilhassa tarih boyunca yakın oldukları antik Mısır, Babil ve Yahudi toplumlarda uygulandığından, aynı zamanda antik Yunan’da görülebildiğinden, Arapların zaten bu sünnet olan topluluklardan aldıkları gelenek ile İslam öncesinde yaygın şekilde sünnet olduklarını bilinmektedir. Ancak istisnasız hepsi mi sünnet olurlar yoksa topluluğun bir kesimi mi bu işlemi uygulardı bunu söylemek zor.

Bir anlamda sünnetin İslam ile çelişen bir yanı da bulunabilir. Allah’ın her şeyi kusursuz yarattığını iddia eden bir inanç sistemi sünnet derisinin hangi sebeple ”yaratıldığına” ve ne amaçla kesildiğine dair ikna edici bir açıklama bulunmamaktadır. Sorularlaislamiyet.com adresinde bu konuda yöneltilen bir soruya şu yanıt verilmiştir; ”Hikmetini bilmediğimiz binler şey vardır, bunu da onların listesine yazabiliriz.”

Bu bilinmezci yaklaşıma rağmen yanıtın ardından uzun uzadıya aynı sitede sünnet olmakta bir ”güzellik” olduğu açıklanmaya çalışılmıştır, sünnetin hijyen olarak önemli olduğu iddia edilmişse de uzmanlar bu argümanı yalanlamaktadırlar. Sünnetin gerekli olmadığına dair düşüncelere de yazının ileriki kısımlarında değineceğiz.

Şu soruyu da sormak gerekir, Allah neden uygulama esnasında kişiyi hayat boyu etkileyebilecek olumsuz etkiler doğurabilen, acı verici olacak bir eylemi insanları sünnetli doğurmak sureti ile baştan çözmemiştir de bu işi bize bırakmıştır?

SÜNNETLİ MUMYALAR

Sünnet, antik Mısır’da uygulanan bir eylem olarak bilinir, bazı mumyaların sünnetli oldukları gözlenmiştir, Sünnetin Mısır’da ki tarihinin 6000 yıl öncesine dayandığı söylenmektedir, antik Mısır’dan günümüze kalan duvar resimlerinde bu işlemin nasıl uygulandığıgösterilmektedir.

Sünnet, geçmişte henüz bronz çağını yaşayan Akdeniz kıyısı toplumlarda bronz bıçaklar yerine taş aletlerle yapılmaya devam ettiği için, Taş Çağı’ndan kalma bir gelenek olarak düşünülmektedir. Bir mantık kurmak gerekecek olursa, ilkel Taş Çağı dönemlerinde sünnet derisinde sağlık problemleri yaşayan bireyler son çare olarak deriyi kesmek zorunda kalmış, zamanla bu bir gelenek halini almış olabilir.

Antik Yunan toplumunda da sünnet görülse de çok daha farklı bir eylemdir, Tanrıça Kybele’ye tapınılan Pessinus Tapınağı’nda rahip olmak isteyen erkekler Kybele rahibi olmanın ön şartı olarak p*nisleri bütünüyle kesilerek hadım edilirlerdi. Daha sonra bu geleneğin öteki toplumlara p*nisin sadece ucundaki derinin kesilmesi olarak geçtiği düşünülmektedir.

Heredot, sünnetin bir dönem sadece Mısırlılar, Etiyopyalılar ve Kolkhisliler tarafından uygulandığını, daha sonra Filistin’de yaşayan Fenikeliler ve Suriyeliler tarafından da bu topluluklardan görüldükten sonra benimsendiğini söylemektedir. Anlaşılacağı üzere ilkelçağlardan kalmış ve bugün bazı toplumlarda sorgulanmasına dahi tahammül edilemeyen bir eyleme dönüşmüştür.

Daha sonra değineceğimiz üzere, sünnetin cinsellikten alınan lezzeti azalttığına dair araştırmalar olduğu kadar herhangi bir azalma olmadığına ya da çok düşük bir oranda azaldığına dair sonuçlar veren araştırmalar da bulunmaktadır, ancak eskiden azalttığı düşünülüyor olmalıdır ki, Yahudi asıllı düşünür, -Arapça’da adı ibn Meymun olarak bilinir, gerçek adı Moses Maimuni- 1190 yılında sünneti açıklarkenşu sözleri ifade etmiştir;

“Söz konusu sünnet olduğunda, öyle sanıyorum ki amaçlanan cinsel ilişkiyi azaltmak, cinsel organı zayıflatmak, ve bu şekilde erkeğin mutedil olmasını sağlamaktır. Bazı insanlar sanır ki, sünnet erkeğin yapısındaki bir bozukluğu gidermek içindir, ama buna herkes kolaylıkla cevap verebilir: Nasıl olur da doğadaki canlılar dışarıdan düzeltmeyi gerektirecek kadar “eksik yaratılmış” olabilirler, hele bu özellikleüstderi gibi işlevi açık seçik belli olan bir yapı ise? Gerçek şu ki, bu emir, eksik yaratılışlı bir yapıyı düzeltmek için değil, insanın ahlaki yetersizliklerini tamamlamak içindir. Bu organda açılan yara tam da istendiği gibidir; ne gerekli işlevlere zarar verir, ne de çoğalma yeteneğine. Sünnet basitçe aşırı isteği dengeler, çünkü sünnetin cinsel heyecanı azalttığına dair şüphe yoktur. Organ daha başlangıçtan kan kaybederek ve koruyucu tabakasını yitirerek güçsüz hale gelir……”   -Moses Maimuni-

İslam’da kabul görmese de, Yahudi mitolojisinde Lilith adlı bir figürden söz edilir. Efsaneye göre Lilith, Adem’in ilk eşidir, ancak itaat etmeyi kabul etmeyince Allah Lilith’i lanetlemiş ve daha uysal bir karakteri olan Havva’yı yaratmıştır. İddia odur ki, Lilith insanların bebeklerine musallat olmaktadır ve sünnet Lilith’i bebeklerden uzak tutan bir unsurdur.

Bir rivayete göre peygamberler sünnetli doğarlar ve Muhammed Peygamber de sünnetli doğmuştur, daha kabul edilebilir bir diğer rivayet ise Peygamber, doğumunun yedinci gününde dedesi tarafından sünnet ettirilmiştir.

Her halükarda, sünnet İslam ve Yahudilik öncesi dönemlerden gelme, bazı toplumlar tarafından farklı mitolojik amaçlar ile uygulanan eski bir adettir.

SÜNNETSİZLİK ALAY KONUSU

Günümüz İslam toplumlarında sünnet kaçınılmaz bir eylem gibi görünürken, henüz çocukluk yaşlarında başlayan bir toplumsal baskıya maruz kalan ve çeşitli kişilerce sünnet olup olmadığı sorgulanan çocuk, eğer yakın çevrede herkese duyurulacak şekilde, bir tören ile sünnet edilmemiş ise, mahallede arkadaşları tarafından alay konusu olur ve hatta sünnetsiz diye dışlanabilmektedir.

Çöl ortamında yaşamak zorunda kalan antik insanlar için sünnet derisinin kesilmesi faydalı olarak görülebilir, iç çamaşırı giyinmeyen çöl insanlarında kumun sünnet derisinin içerisine kaçması acı verici sıkıntılar yaratabilecek bir unsurdur ve sünnet olarak bu sıkıntı hiçbaşlamadan sona erdirilebilir fakat çölde yaşamayan ve iç çamaşır kullanan kişi için, havada kum uçuşmayan bir yerde bu tip bir gereksinimden bahsedilemez.

Hristiyanlıkta sünnet yoktur, ancak bu kesinlikle sünnet olunmayacak şeklinde değildir, isteyen olabilir fakat olmak bir zorunluluk olarak görülmez ve hatta bu iş bir kimlik belirtici halini aldığı için, gereği yoksa kişinin sünnet olmaması tercih edilir.

Sünnet zaman içerisinde bir dini kimlik haline getirilmiştir ve toplumumuzda kişinin rızasına bakılmadan mümkün olduğunca erken yaşta yapılması sağlanır ve geri dönüşü imkansız bir müdaheledir.

Mitolojik unsurları geçtikten sonra gelelim sünnet hakkındaki bilimsel yaklaşımlara.

SÜNNET SAĞLIĞA YARARLI MI

Evrim Teorisi’ne karşı çıkanları üzecek bir bilgi olacak belki de ama söylemekte fayda var, p*nisin ucundaki sünnet derisi doğada sadece insanın uzak akrabaları sayılan şempanze, goril ve orangutanlar ile tüm primatlarda, bir de insanda bulunmaktadır. Öteki hiç bir canlıda bu derinin bulunmaması, ancak bizim türümüzde ve akrabamız olan primat türlerinde gözlenmesi evrimsel sürecimizin ortak geliştiğine dairönemli bir işarettir.

İddia odur ki, sünnet olunması kişiyi çok sayıda sağlık probleminden korumaktadır. Fakat yapılan araştırmalar bu düşüncenin bütünüyle doğru olmadığını, iddia edilen sağlık problemlerinin sünnetsiz toplumlarda öyle çok sık karşılaşılan problemler olmadığını ortayaçıkarmıştır.

Sünnetin AIDS’e (HIV) yakalanma riskini yok ettiği inanışı yaygın hale geldiyse de, evet bu cinsel yolla bulaşan hastalığa yakalanma olasılığını bir nebze düşürmekte fakat bütünüyle de engellemeyeceği bilinmektedir, fimoz, balanit ve postit gibi hastalıklara yakalanma riskini azalttığı bilinse de, sünnet olmayanların muhakkak bu hastalıklara yakalanacakları da hatalı bir düşüncedir.

Sünnetin p*nis kanserine yakalanma riskini yok ettiği iddia edilmiştir ki bu daha sonra yalanlanmıştır. P*nis kanseri zaten oldukça düşük oranda gözlenen bir hastalıktır ve Japonya ya da Norveç, Finlandiya ve Danimarka gibi sünnet olmayan toplumlarda gözlenen p*nis kanseri oranı sünnetin yaygın olduğu ABD’de gözlenenden daha düşük seviyededir. Kısacası p*nis kanseri konusu da hatalı bir yaklaşımdır.

 SÜNNETİN ZARARLARI

Sünnetin zararlarına gelecek olursak, yapılan araştırmalara göre sünnetli erkeklerde sünnetsiz erkeklere göre…

– P*nis yaralanmasının %33 daha fazla,

– Ereksiyon için gerekli p*nis derisinin olmaması şikayetinin %27 daha fazla,

– Eşit olmayan deriden ötürü p*nis kıvrımlanması sorununun %16 daha fazla,

– Ereksiyon sonrası kanamanın %17 daha fazla görüldüğü…

Bununla birlikte sünnetli erkeklerin bazı hastalıklara yakalanma olasılıkları da daha fazla olduğu söylenmektedir, bu hastalıklar; Meatal stenoz, Üriner Retensiyon (İsküri), Venöz stasis, Gömülü P*nis, Adhezyonlar, Deri Köprüleri, Acılı Ereksiyon gibi hastalıklardır.

(Evrimağacı’dan alıntıdır.)

Sünnetsiz her erkek hastalık geliştirecek diyemeyeceğimiz gibi, sünnetli erkekler de bu hastalıklara mutlaka yakalanır diyemeyiz. Peki ya kesinlikle alıp götürdüğü bir unsur var mıdır? İşte bu sorunun yanıtı biraz ortalığı karıştırmış görünmektedir.

CİNSELLİĞİ NASIL ETKİLİYOR

İbn Meymun’un da kabul ettiği üzere sünnetin erkeğin cinsel hazzını azaltmak üzere yapıldığı yaygın bir düşüncedir, bu konuda yapılan bilimsel içerikli araştırmalar ise bize çelişkili bilgiler vermektedir. Yapılan araştırmaların bir kısmı göstermiştir ki sünnet olan erkekler olmayanlara göre cinsel aktivitelerden daha az zevk almaktadırlar, fakat çocukluk yaşlarında, henüz cinsel hayatları yokken sünnet oldukları için bu farkı anlamamaktadırlar. Kaldı ki anlayacak olunsa kaç kişi ”yoğurdum ekşi” der bilinmez, zira konu cinsellik olunca herkes en alasını yaşayıp yaşattığını düşünmek ister.

Yapılan araştırmaların bir kısmı bu iddiayı doğrulamaktadır, fakat başka bilimsel içerikli araştırmalarda bu iddianın doğru olmadığına yönelik sonuçlar elde edilmiştir. Bu konuda ortada tam manası ile bir kafa karışıklığı bulunmaktadır ve kesin bir şey söylemenin zor olduğu konulardandır, ancak tahmin edersiniz ki herkes çocukken sünnet olmayabiliyor ve bu işi daha ileriki yaşlarda gerçekleştirenlerin beyanları da önemlidir.

Bazı sonuçlar şunu göstermektedir, kişi ilerlemiş yaşlarda sünnet olacaksa, yaşı ne kadar ilerlemiş ise, sünnet olması durumunda cinsel aktivitelerden alacağı zevk de o kadar azalmaktadır. Bu konuda yorumda bulunan ileri yaşlarda sünnet olmuş denekler, sünnet olduktan sonra aldıkları zevkin belirgin ve üzücü oranda azaldığını ve hatta sünnetli erkeklerin alınan zevkin ne kadar azaldığını anlama şansları olsa sinirden çılgına döneceklerini iddia etmektedirler.

Sağlık açısından iddia edildiği gibi bir zorunluluk olmadığı çok açıktır, aksi takdirde Norveç ya da Japonya’da yaşayan erkekler aptal değiller, sürekli sağlık sorunu yaşıyor olsalar bu işi sünnet olarak çözerler, ancak bu tip toplumsal anlamda yaygın bir sorunları olmadığı yapılan araştırmalar sonucunda ispat olunmaktadır.

Sünnetin erken boşalmaya sebep olduğu bir başka iddiadır. Sünnet derisinin gereğinden bir parça fazla kesilmesinin erekte haldeki p*nisin derisinin fazla gerileceği ve bu durumun erken boşalmaya neden olacağı, dolayısı ile cinsel ilişkinin kısa sürmesinin erkek kadar kadının da alacağı hazdan mahrum kalmasına ve ilişkilerine olumsuz yansıyacağı söylenmektedir. Prof. Dr. Osman İnci’nin bu konuda Milliyet gazetesinde çıkan görüşleri için kaynaklar bölümündeki linke bakabilirsiniz.

Sünnet, yaygın şekilde doktorlar tarafından değil sünnetçiler tarafından yapıldığında, çok sayıda çocuğun ard arda sünnet edildiği toplu etkinliklerde sünnetçinin hata yapma olasılığı artmaktadır ki, bu anlık hata kişinin tüm hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek sonuçlara neden olabilmektedir.

Eğer mutlaka sünnet işlemi uygulanacak ise en doğrusu çocuğun hastanede sünnet ettirilmesi olacaksa da, bildiğim kadarıyla sünnet konusunda bir uzmanlık alanı yoktur ve doktorlar sünnet etmeyi sünnet ederek zaman içerisinde öğrenmektedirler, bu da eylemi daha riskli bir hale getirmektedir.

ERKEK ÇOCUĞUM OLSA SÜNNET ETTİRMEM

Erkek çocuğum olsa sünnet ettirmem, büyüdüğü zaman eğer istiyorsa kendisi olur. Fakat toplumumuzda çocuğa sırf sünnet olmadı diye hayatı zindan etmeye varan baskılarda bulunacak sayısız insan çıkacağını da iyi biliyorum. Bunlar sadece erkekler değil, erkeğin sünnetli olması konusunda zihinleri yıkanmış olan çok sayıda kadın da dahil olacaktır.

Sünnet, sadece sünnetin görüldüğü ülkelerde yaygınlaşmaktadır. Sünnetin hiç uygulanmadığı ülkelerde ne bu tip bir ihtiyaç ortaya çıkmakta ne de yayılım gözlenememektedir.

Günümüzde sünnet  bazı toplumlar tarafından sağlık konularından bütünüyle bağımsız şekilde, terk edilmesi imkansız gibi görünen bir tabu olarak varlığını sürdürmektedir. Bununla birlikte medeni toplumlarda sünnetin çocuğun beden bütünlüğüne rızası dışında müdahale edilen bir eylem oluşu ve bu durumun hem ahlaken hem de yasalar nezdinde suç sayılması gerektiği tartışılmaktadır.

Şıvan Okçuoğlu

 Odatv.com

 Kaynaklar:

1-  https://www.facebook.com/notes/evrim-a%C4%9Fac%C4%B1/s%C3%BCnnetin-bilimsel-a%C3%A7%C4%B1dan-incelemesi-ve-evrimsel-bak%C4%B1%C5%9F-a%C3%A7%C4%B1s%C4%B1/325518757506206 (Bu makale önce evrimağacı adlı sitede yayınlansa da daha sonra siteden kaldırıldığını görüyoruz, fakat içeriğindeki bilgilerin büyük çoğunluğu güncelliğini ve gerçekliğini korumaktadır.)

 2- http://www.haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban-2250/865520-sunnet-gereklilik-mi-gelenek-mi

 3- http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17419812

 4- http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26185672

 5- https://sunnetinzararlari.wordpress.com/2015/08/19/sunnet-cok-zararli-bir-operasyondur-ve-cocuk-haklarina-aykiridir/

 6- http://www.milliyet.com.tr/2005/02/17/son/sonyas11.html

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.