Arda Turan yalnız değildir… Arda Turan denen maço’nun “adamlık” temsili üzerine güzel bir yazı olmuş. – biliyomuydun.com

Arda Turan yalnız değildir… Arda Turan denen maço’nun “adamlık” temsili üzerine güzel bir yazı olmuş.

Yaşam 11 Haziran, 00:35'de eklendi

Günlerdir her yerde bu haber. Milli takım kaptanı Arda Turan uçakta gazeteciye saldırmış, boğazını sıkmış, küfretmiş. “Aile şerefime hakaret etti” diye izah etmiş sonra davranışının sebebini.

Anladığımız kadarıyla aile şerefini temizlemek için aile şerefine hakaret eden gazeteciye “Ananı, karını, kızını…” diye bütün kadın aile bireylerini kapsayacak şekilde galiz küfürler etmek gerekiyor, çünkü mer’i hukuk düzenimiz kısasa kısastır bizim ve aile şerefi böyle temizlenir.

Kendisini tanımam, milli takımın kaptanı olduğunu da bu olay vesilesiyle öğrenmiş oldum. Referandum öncesi paylaştığı “Daha güçlü bir Türkiye için ben de varım” videosunu görmüştüm milli takımın yerli ve milli kaptanının. Bu olay üstüne biraz bakınırken rastladım, şöyle de bir açıklama yapmış daha önce: “Tabi ki her yerde ben olacağım, yüz yıllık tarihe baksınlar kaç tane Arda Turan var.”

Biz çocukken, internet yoktu, doğal olarak wikipedia da (gerçi şimdi yine yok ama) ansiklopedi kuşağıyız biz, ‘100 Türk Büyüğü’ diye bir ansiklopedi vardı mesela. Oradan Ali Kuşçu’yu, Piri Reis’i filan okurduk. Bu dönemin ‘Türk Büyükleri Ansiklopedisi’ni düşündüm Arda Turan’ın o sözlerini okuyunca. Hani ihtiyaç hâsıl olur da gelecek nesillere aktarmak gerekirse diye.

Bir süre önce Milliyet gazetesinin en hayırsever işadamı ödülüne layık bulduğu Sedat Peker ilk aklıma gelenlerden. Sonra şahane müteahhitler var. Ramazan ayı boyunca ekranlardan orucu neler bozar sorusu yanıtlayarak milyonlar kazanan din âlimleri… Bu dönemin ‘Türk Büyükleri Ansiklopedisi’ yapılacaksa altın harflerle yazılacak isimler bunlar.

‘Daha güçlü bir Türkiye’yle hayal edilen şey tam da budur ve Arda Turan gibiler bu hayalin en güzide ve belki ‘en masum’mahsulüdür. Cübbeleri polis postalları altında ezilen, “Kanlarında duş alacağız” denen akademisyenleri, KHK’larla işinden edilen insanları, hapislerde çürütülmeye and içilen muhalifleri, düşündüğü ve düşündüğünü söylediği, bu çürümeye itiraz ettiği için cezalandırılanları, sindirilenleri, susturulanları, bu toplumun haysiyetli insanlarını çıkarttığınızda geriye bu palazlanmış lumpenlik ve kabadayılık kalır.

Arda Turan yalnız değildir.

Aynı gün düşmanları için, “Cezalarını çekip içeriden çıksalar bile bu halk gereken cevabı verecek, yüzlerine tükürecek”diyerek yeni bir öç hukuku(!) ihdas eden cumhurbaşkanı yanındadır,

“Uyuşturucu satıcısını gördüğünüz yerde acımayacaksınız”diyen içişleri bakanı arkasındadır.

Masumiyet ilkesini, dürüst yargılanma hakkını yok sayan hakimler savcılar, hepsi Arda’yla birliktedir…

Zira milli takımın kaptanı ‘ona yanlış yapan’ gazeteciye gereken cevabı vermiş, gördüğü yerde acımamış, devlet büyüklerinin kendisine salık verdiği yöntemi uygulamıştır nihayetinde.

Bir mafya babasına en hayırsever işadamı ödülü verebilecek kadar şirazeden çıkan medya, köşelerinden her gün nefret saçan ‘gazeteciler’, dekolteli kadını otobüsten atan otobüs şoförü, sokak ortasında kadınları delik deşik eden erkekler, gencecik bir kadının işkenceyla saçlarını yolan polisler… Hiçbiri yalnız değiller. Aynı organizmanın hücreleri hepsi ve hep birlikte ‘adamlığın kitabı’nı yazıyorlar nice zamandır. Vatan sevgisiyle dolup taşarak sekiz haneli banka mevduatları yapanlar, su akarken testiyi doldurmayı iyi bilenler daima el ele gönül gönüle.

Meydanlardan kükrüyorlar “Adam gibi adam olun” diye, ekranlardan ve sosyal medyadan ‘adamlık’ boca ediliyor her gün üstümüze. Ve bu yeni türden ‘toplum sözleşmesi’ ‘Kendi adaletini kendin sağla, hak edene cezasını kendi ellerinle ver’diyor iştirakçilerine.

Her türlü pisliği ve az gelişmişliği vatan millet sevgisi ve ‘adamlık’ müessesiyle harmanlayanların insan olmaya dair değerlerin üzerinde koro halinde tepinmesi bu dönemin hâkim kültürü. Milli takım kaptanı da yeni toplumsal kültürümüzün seçkin örneği.

Bütün bunlar yaşanırken Tahir Elçi isminin kayyım eliyle değiştirilmesi, Rıfat Ilgaz’ın isminin Cide Meslek Yüksekokulu’ndan silinmek istenmesi tesadüf değil elbette. Yerli ve milli kültürün kendinden olana yer açmak için gerçek‘yerli’yi yıkmak, silmek, yerinden etmek gibi asli bir görevi var zira.

Arda Turan “Yüz yıllık tarihe baksınlar” derken kısmen haklı olabilir. Bu kadar pespayeliğin bir araya geldiği başka bir dönem olmayabilir gerçekten de. Geçtiğimiz hafta boyunca devletin başının hakaret etmelere doyamadığı o ‘Geziciler’den bu kadar nefret edilmesinin sebebi tam da bu. Yaşadığımız dönemin bütün bu mezbeleliği içinde pırıl pırıl bir muhalefet şerhi düşülmüş olması tarihe. Ve her defasında onlara kendi oldukları yeri hatırlatıyor olması…

Küfürüyle, şiddetiyle, hak hukuk tanımazlığıyla hayatımızın her alanını ele geçirmeye çalışan, bu ‘adamlık’ kültürü yeni mahsullerini vermeye devam edecektir ama onlar ne kadar yok etmek isteseler de bir hafızası var bu toprağın. İçinde Metin Oktay, Rıfat Ilgaz, Tahir Elçi gibilerin, adamlığın değil insanlığın olduğu. Ve kazandıklarını sandıkları her an yeniden filiz verecek beklemedikleri bir yerde…

Hürrem Sönmez

kaynak: diken.com.tr

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.