Sahi kim batıyor? Yunanistan mı, Türkiye mi?

Bayram münasebeti nedeniyle, İf­las eden, borç ba­ta­ğı­na gi­ren “mut­suz in­san­lar ül­ke­si­” Yu­na­nis­ta­n’­ın “pe­ri­şan­lı­ğı­nı­” gör­mek için kı­sa bir zi­ya­ret ya­pa­lım de­dik…

Hem Yu­nan­lı­la­rın “a­cı­na­sı­” ha­li­ni gö­re­cek, hem de üç-beş Eu­ro­’ya muh­taç Çip­ra­s’­a ba­şı­mı­zın gö­zü­mü­zün sa­da­ka­sı ola­rak üç-beş Eu­ro bı­ra­ka­cak­tık…

İp­sa­la sı­nı­rın­dan Yu­na­nis­ta­n’­a geç­tik, te­ker­lek he­men sı­nır­da baş­la­yan pı­rıl pı­rıl oto­yo­lun üze­rin­de dön­me­ye baş­la­dı…

Birde ne görelim Binek araçları motosikletlere yol verebilmek için emniyet şeridine kaçıp motosikletlerimize yol veriyor,

Tek bir çö­pün, pet şi­şe­nin, nay­lon po­şe­tin ol­ma­dı­ğı yol­da ilk du­rak, Alek­san­dro­po­li, ya­ni bi­zim es­ki De­de­ağaç ol­du…

Aa­aa, “Bat­tı, if­las et­ti­” de­dik­le­ri Yu­na­nis­ta­n’­ın De­de­ağa­ç’­ın­da her­ke­sin key­fi ye­rin­de, ka­fe­ler, lo­kan­ta­lar tık­lım tık­lım do­lu…

Rıh­tım­da do­la­şan bir­bi­rin­den şık ka­dın ve er­kek­ler…
Yüz­ler gü­lü­yor, her­kes ke­yif­li ve ne­şe­li…
Bir ters­lik var, ama ne­dir?..

Öğ­le ye­me­ği­ni ora­da ye­dik, öde­di­ği­miz üc­ret Tür­ki­ye­’de­ki ben­ze­ri­ne gö­re ya­rı ya­rı­ya…
Böy­le gi­der­se el­bet­te ba­tar­lar!!!

İkin­ci du­rak Ka­va­la…

Kavalada canımı sıkan tek şey girişteki kıbrıs tabelası oldu , Gi­riş çı­kış­la­rı mü­kem­mel, ya­ma, çu­kur, bo­zuk yer, toz top­rak yok; bun­lar pa­ra­la­rı as­fal­ta ya­tır­mış­lar, el­bet­te if­las eder­ler…
Ka­va­la da ke­yif­li, tu­rist oto­büs­le­ri sı­ra sı­ra… Ama hay­ret, tu­rist ka­zık­la­ma­yı bil­mi­yor­lar, bil­me­yin­ce de if­las edi­yor­lar…

Ve son du­rak Se­la­nik…

De­ni­ze açı­lan ün­lü Aris­to­te­les Mey­da­nı­’n­da­ki ote­li­mi­ze yer­leş­tik ve do­laş­ma­ya çık­tık…
Sa­hil­de, bü­tün rıh­tım bo­yun­da­ki ka­fe­ler, lo­kan­ta­lar gen­ciy­le yaş­lı­sıy­la tık­lım tık­lım…
Mü­zik ses­le­ri yol­la­ra ta­şı­yor, mey­dan kar­na­val ha­va­sın­da…

Her­kes yi­yip içi­yor ve Yu­na­nis­tan ga­li­ba o yüz­den if­las edi­yor!!!

Er­te­si gün Ata­tür­k’­ümü­zün doğ­du­ğu evi de zi­ya­ret et­tik­ten son­ra bak­tık ka­fe­ler yi­ne tık­lım tık­lım…

Ne­za­ke­ti (tra­fik­te­ki ne­za­ket de da­hil), gü­ler yü­zü, in­san­la­rın bir­bi­ri­ne say­gı­sı, tak­si­le­rin te­miz­li­ği, lo­kan­ta­lar­da­ki hiz­me­tiy­le Se­la­nik bir dün­ya baş­ken­ti…

İf­las eden, ba­tan Yu­na­nis­ta­n’­ın bu ikin­ci bü­yük ken­tin­de ve di­ğer uğ­ra­dı­ğı­mız yer­ler­de in­san­lar ne­den bu ka­dar mut­lu?..

Ne­den bu ka­dar ke­yif­li?..

Çün­kü…

Ora­da gün­de üç pos­ta ba­ğı­ra­rak, azar­la­yan ton­da ko­nu­şan ve TV ka­nal­la­rın­da ko­nuş­ma­sı sa­bah­tan ak­şa­ma ka­dar ya­yın­la­nan bir cum­hur­baş­ka­nı yok…

Ora­da her gün sa­bah­tan ak­şa­ma ka­dar “Baş­kan­lı­k” pro­pa­gan­da­sı ya­pıp 400 mil­let­ve­ki­li is­te­yen bir cum­hur­baş­ka­nı yok…

Ora­da “ben­den olan­lar, ben­den ol­ma­yan­la­r” ay­rı­mı yok…

Ora­da her gün “pa­ra­lel ya­pı, dar­be, dar­be te­şeb­bü­sü­” di­ye si­nir bo­zu­cu ko­nuş­ma­lar ya­pan ik­ti­dar ağa­la­rı yok…

Ora­da bir­bi­ri­nin pe­şi­ne dü­şen po­lis yok; par­ça­lan­mış gü­ve­nir­li­ği­ni kay­bet­miş yar­gı yok, tu­tuk­la­nan sav­cı ve yar­gıç­lar yok, hu­kuk­suz­luk yok…

“Ma­kul şüp­he­li­”, “o­la­ğan şüp­he­li­” kav­ram­la­rı yok… İf­las et­miş bir dış po­li­ti­ka yok… Din ti­ca­re­ti yok… Ger­gin­lik yok, aşa­ğı­la­ma yok, kor­ku yok…

Çün­kü ora­da ger­çek de­mok­ra­si ve hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü var…
Çün­kü ora­da yar­gı­ya gü­ven var…
Çün­kü ora­da öz­gür­lük var…

Çün­kü ora­da he­men he­men bü­tün ka­dın­la­rın ve genç kız­la­rın boy­nun­da haç ta­şı­ma­sı­na, in­san­la­rın ko­yu Or­to­doks ol­ma­sı­na kar­şın ate­ist (tan­rı ta­nı­maz) baş­ba­kan se­çe­cek ka­dar öz­gü­ven var…

Çün­kü ora­da ba­kan­la­rın ve Ati­na va­li­si­nin ka­tıl­dı­ğı 1 Ma­yıs kut­la­ma­la­rı var… Bu ne­den­ler­le de ora­da hu­zur ve gü­ven var…

Yu­na­nis­tan if­las et­miş, ba­tı­yor­muş…

Ney­miş, ki­şi ba­şı­na dü­şen mil­li ge­lir 25 bin do­lar­dan 20 bin do­la­ra düş­müş, vah vah…
Dö­nüp ge­lin İp­sa­la Sı­nır Ka­pı­sı’­na ve mil­li ge­li­ri 10 bin do­la­rın al­tın­da ka­lan gü­zel ül­ke­mi­zin ha­ra­be ha­li­ne gel­miş, ta­mi­rat için ki­lo­met­re­ler­ce tek şe­ri­de düş­müş dub­le yol­la­rı­na ba­ta çı­ka, lan­gır lun­gur gi­rin…

Yol ke­nar­la­rın­da­ki çöp­le­ri, çar­pık ya­pı­laş­ma­yı sey­re­de­rek me­ga köy İs­tan­bu­l’­a de­vam edin…

Kim if­las et­miş, kim bat­mış o za­man an­lar­sı­nız..

Selanik gezisi yapan bir arkadaştan alıntıdır yorum ona ait ama bende de aynı duygular hakim….

Dip not: Yunanistan 2016 bütçesi fazla verdi, Türkiye bütçesi ne alemde? Yunanistan 2017 yılında 30 milyondan fazla Turist ağırlayacak, ya Türkiye? Şapkayı önünüze koyup düşünme vaktidir. Sahi kim batıyor?

kaynak: facebook.com