Robotlar da Bir Gün İnsanlar Gibi Sevebilecekler mi?

İnsanoğlunun, robotların daha basit versiyonları olduklarını öne süren teoriye rağmen şurası kesin ki insanı insan yapan, yaptıkları hatalardır.

“İçimizde insan taklidi yapan bir robot varsa, bu kim olabilir?”

Beyinlerimizin sırf işlem yapan makinelerden ibaret olduğunu öne süren bir felsefe olan İşlemsel akıl teorisi bizlerin, teknik olarak robotların bir alt versiyonu olduğumuzu söyler. Peki, bizleri makinelerden ayıran küçük detaylar nelerdir?

Ulusal Taipei Robotik Üniversitesi’nde doçent olan Hooman Aghaebrahimi Samani ve Elham Saadatian’a göre bu fark sadece kimyasal bir farktan ibaret olabilir. Samani “Aşkın dahili serüveninin kaynağını takip ettiğimizde endokrin sistemimize kadar gidebiliriz.

Başkalarına duyduğumuz hisler, bir dereceye kadar hormonların kontrolündedirler” diyor. Peki ama aşk sadece önceden programlanmış hormonlardan oluşmuş bir tarife ise, o halde bu aşkı, Alexa’nın anladığı gibi mi anlıyoruz?

Makinelerin duygusal zeka taşıyıp taşıyamayacaklarına dair soru on yıllar öncesinde ortaya atılmıştı. Alan Turing 1950’lerde makinelerin bir şekilde insanlarla eşdeğer görülmelerini sağlayabilecek duygusal zekaya sahip olup olmadıklarını tespit etmek için farazi bir test yapmıştı.

Bu testte makineyle mi insanla mı konuştuğunu bilmeyen bir hakem, soruları yazarak cevapları alıyordu. Verilen bu cevaplara dayanarak muhatap olunan şeyin insan mı, makine mi olduğunun tahmininde bulunulacaktı. O zamanlar bir makinenin hakemi insan olduğuna ikna ederek testi geçebileceğinin imkansız olduğu düşünülüyordu.

Fakat 2014 yılında Turing’in sistemini alt eden ‘Eugene Goostman’ adlı bir makine hakemlerin üçte birini kandırmıştı. Sadece kendini insan gibi göstermeyi başaran makineler değil söz konusu olan, aynı zamanda gerçekte insan olduğu halde makine olduğu zannedilenler de olmuştu.

Bu sonuçlar aşkın östrojen, testosteron ve endorfinden oluşan hormonal bir karışım olduğu teorisini öne süren Samani ve Saadatian’ın haklı olduğunu gösteriyor belki de. Aşk gerçekten de basite indirgenebiliyordur aslında. Belki de bizi aşk kurbanı eden kalplerimiz değil, bünyemizde taşıdığımız hormonal bezlerdir.

Tüm bu gerçekleri bir araya getirdiğimizde robotik benzerleri üzerinde avantajlı olduğunu düşünen insanlar için durumun pek iç açıcı olmadığı ortaya çıkıyor. Beyinlerimiz aslında birer robotlar ve aşk, dijital olarak robotları besleyebilecek hormon karışımından ibaret. Robotlar Turing testini geçerek insan olduklarını gösterirlerken, gerçek insanlar testi geçemeyebiliyorlar. Ve tüm bunların yanında gerçeklik, gün geçtikçe daha da belirsizlik kazanıyor.

Sonuç itibariyle biz robotuz ve robotlar da biz. Çıkarmamız gereken sonuç bu mu?

Tam olarak değil. Evet, beyinlerimiz bilgisayar gibiler. Evet, karma gerçeklik belirgin hatları bulanıklaştırıyor. Evet, aşkı hissetmemize neden olan hormonlar, dijital olarak programlanarak robotlara da aktarılabilirler. Hatta ahlak kuralları bile robotlara aktarılabiliyor, ya da en azından algoritmalar kullanılarak daha ahlaki davranma kabiliyeti yüklenebiliyor.

Peki ama örneğin bir inanç sistemi gibi algoritmaya indirgenemeyecek bir şeyin programlanması nasıl olacak? Robotlar, en azından şimdilik, Allah’a inanamazlar. Yapmadıklarından değil, yapamadıklarından. İnsanlar bir yaratıcıya inanıp inanmama tercihinde bulunabilirler. Yani böyle bir ‘seçme’ yetileri var. En azından bu şekilde olduğunu düşünüyoruz.

Bu ve bunun gibi diğer seçimlerimiz bazen saçma görünseler de aslında bu, insan oluşumuzu belirleyen yegane özellik olabilir. Google ve Microsoft’ta yazılım mühendisi olarak çalışan David Auerbach bir keresinde ‘saçmalık, insan olmanın belirtecidir’ demişti.

Acı ama, haksız değil. İnsanlar, özellikle aşk gibi bir konuda saçmalarlar. Kendilerine acı vermekten hoşlanırlar. Popüler bilim kurgu filmi olan Ex Machina’da bir insan, robota aşık olur. Peki ya robot? Pek değil. Yani aslında yapılması gereken Turing testi değil de, karşılıksız aşk testidir. Sevmeye programlanmış varlıklarız çünkü inanmaya, benimsemeye ve en kötüsü kendimizi hayal kırıklığına uğratmaya programlanmışız.

Belki de bu yüzden kusurlarımız açığa çıkıyor. Hüküm verirken yaptığımız hatalar, mantık dışı yargılarımız, ve karşılıksız olsa da birilerine aşık olmaktaki aceleci tavrımız. Tüm bunlar bizi insan yapıyor. O halde eğer hatalara sahip olmak bizi insan yapıyorsa, hatalarımızla birlikte yaşayabiliriz.

kaynak: https://thenextweb.com/contributors/2017/07/08/will-robots-ever-love-us-back/#.tnw_cop4sLs4