Trilyon Tonluk Buz Dağı Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

Bilim insanları, Çarşamba günü kaydedilen en büyük buz dağlarından birinin Antarktika’dan koptuğunu ve bu durumun kıtanın etrafındaki gemilere fazladan bir tehlike oluşturabileceğini açıkladılar.

Buzullardaki bu devasa kopuş, aslında bir anda meydana gelmedi. İlk olarak 1960’larda uydudan belirlenen kırılma, 2014 yılında hızlanmaya başladı ve nihayetinde geçtiğimiz günlerde de kopuş gerçekleşti.

Bu buzdağının gelecekteki durumunu tahmin etmek zor. Kırılmayı 2015 yılından beri takip eden Swansea Üniversitesi’nden Adrian Luckman’a göre, bu buz dağı tek parça halinde kalabilir fakat parçalara ayrılması daha muhtemel görünüyor. Buz parçalarının bir kısmı bu bölgede onyıllarca kalabilecek olsa da, buzdağından kopan parçalar kuzeyinde bulunan daha sıcak sulara doğru kayabilir.

Kopan Buz Dağının Boyutu

Antarktika’daki Larsen C Buz Sahanlığından 10 ila 12 Temmuz tarihleri arasında kopan bu buz dağı yaklaşık 5.800 kilometre kare boyutlarında ve yaklaşık 1.1 trilyon ton ağırlığında. Rakamlar bu buzul kütlesinin boyutu hakkında gözünüzde bir şey canlandırmadıysa, basit bir karşılaştırma yapabiliriz. Yaklaşık 5.800 kilometre kare olan bu kütlenin boyutu, Van Gölü’nün yaklaşık olarak 1,5 katı. Kütlesel olarak bu buz dağı, Larsen C Buz Sahanlığı’nın yüzde 12’sini oluşturuyor.

Bu oran, haritaların yeniden çizilmesini gerektirecek kadar büyük. Larsen C dünyanın dördüncü en büyük buz sahanlığıydı, şimdi ise beşinci. İçinde bulunduğumuz siyasi atmosferin de katkısı olabilir, buzullarda gerçekleşen bu kopuş hemen manşetlerdeki yerini aldı.

Çevreci guruplar bu olayı iklim değişikliğine ve Trump yönetiminin Paris iklim ittifakından ayrılmasına bağladılar. Ancak bilim insanları, A68 olarak bilinen buz dağının öyküsünün daha nüanslı olduğuna dikkat çekiyorlar. İklim sinyalleri, olayı artan karbon dioksit seviyelerine bağlamak için yeterince açık değil, ancak insan faaliyeti yine de bu kopuşa katkıda bulunmuş olabilir.

Telif: Jesse Allen NASA Earth Observatory

Sırada Ne Var Var

Gölü’nün 1,5 katı olan bu buz dağı şu anda hareket halinde. NASA’ya göre, Larsen Buz Sahanlığından daha önce kopan buz dağlarının yolunu izlerse, bu yeni devasa kütle güney Atlantik Okyanusuna doğru kuzeydoğu rotasını izlemeden önce Antarktika Yarımadası kıyıları boyunca kuzeye doğru sürüklenecek.

Bu buz dağı sürekli yakından takip edileceği için, bölgede seyreden gemilere de ciddi bir tehdit oluşturmayacağa benziyor. Bilim insanlarına göre, buz dağlarının parçalara ayrılması aylar sürebilir ve daha küçük parçalar bölgede yıllarca kalabilir.

Buz sahanlığının kendisi ise görece kararlı bir durumda. Geçtiğimiz on yıllarda yakındaki buz sahanlıkları büyük buz dağları koptuktan sonra çöktüler ve destekledikleri kara buzulları denize karıştı. Larsen C Buz Sahanlığının ise denizden çıkıntı yapan iki ana kaya bağlantısı bulunuyor. Sahanlığın yaklaşık %90’ı bu bağlantı noktaları tarafından tutuluyor, fakat bilim insanları sahanlık üzerindeki çatlakların büyüyüp büyümediğini sürekli yakından takip ediyorlar.

Kopuşun İklim Değişikliği ile Bağlantısı Var mı?

Şahit olduğumuz bu kırılma aslında doğal bir süreç. İklim değişikliği Antarktika’yı çeşitli şekillerde etkiliyor fakat bu hafta şahit olduğumuz olay bölgenin yeni bir faza geçtiğine işaret etmiyor. National Oceanic and Atmospheric Administration araştırmacılarına göre, insan kaynaklı küresel ısınma ile çarpıcı bir şekilde yeniden biçimlenen Arktik’de böylesi bir olay gerçekleşiyor.

Fakat bilim insanları Antarktika’nın aşırı ısınan bir bölge konumunda olduğunu da düşünmüyorlar. İlgili konu üzerine açıklama yapan birçok bilim insanı da konuyu doğrudan küresel ısınmaya bağlamamak konusunda oldukça titiz davrandı.

Yine de, iklim değişikliğinin bölgedeki diğer buz dağlarını ve buz sahanlığı çökmelerini son zamanlarda etkilendiğini söylemek mümkün. Erime suyu göletleri Larsen B Buz Sahanlığı yüzeyinde oluştu. Bu göletler buzu zayıflattı ve çatlaklar ile kopuşların yaşanmasına sebep oldu.

Bilim insanları, Larsen C buz dağı oluşumunun Antarktika’nın parçalanması anlamına gelmedi, ancak iklim değişikliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği konusuna dikkat çekiyorlar. Colorado State University’den McGrath’a göre, daha sıcak okyanus suları buz sahanlığı tabanını tüketiyor. McGrath’a göre, Antarktika Yarımadası kıtadaki en hızlı ısınan bölge olduğundan bu buz dağının oluşumu hem doğal hem de endişe verici.

Telif: John Sonntag NASA

Bu Kopuş Antarktika İçin Ne Anlam İfade Ediyor?

Larsen C’de meydana gelen çöküş, deniz seviyesinde belirgin bir yükselişe yol açmayacaktır, ancak bu durum diğer önemli değişikliklerin de yolda olduğunun bir işareti olabilir. Bilim insanları, şimdi bu buz sahanlığını yakından gözlemliyorlar.

Her ne kadar bu buz sahanlığı büyük miktarda kara buzuluna payanda vermiyor olsa da, Antarktika’daki diğer buz sahanlıkları deniz seviyesini yükseltecek buzları tutuyor. Yani, eğer Larsen C nihayetinde parçalanırsa, araştırmacılar bu durumun büyük miktarda kara buzu tutan diğer buz sahanlıklarının okyanusların yükselmesine neden olabileceğinin bir işareti olabileceğinden endişe duyuyorlar.

Araştırmacılar, eğer çökerse deniz seviyesini yaklaşık 3 metre yükseltebilecek Batı Antarktika’daki Thwaites Buzulu’na özellikle dikkat kesilmiş durumdalar. Antarktika Dünya’daki tatlı suyun yaklaşık %60’ını barındırıyor. Bu sebeple, erimedeki artış ya da olası kopuşların Dünya genelinde şehirler ve ülkeler açısından çok büyük etkileri olabilir.

Şu anda Larsen C’nin çöküşü beklenmiyor yine de bu buz sahanlığındaki çatlaklar bilim insanları tarafından yakından takip ediliyor. Eğer bu çatlaklar yayılır ve dışarı doğru hareket ederse, bu durum yaklaşmakta olan bir çöküşün habercisi olabilir.

Okyanuslar Yükselecek mi?

Buz sahanlıkları hali hazırda su üzerinde yüzüyorlar. Dolayısıyla bu kopuş, deniz seviyesinde ciddi bir artışa yol açmayacaktır. Bunu bardağın içerisine atılmış buza benzetebiliriz.

Bardağın içerisine attığınız buz eridiğinde bardakta bir taşma olmaması gibi bu buz sahanlıkları da deniz seviyelerinde ciddi bir yükselişe yol açmayacaktır. Larsen C buz sahanlığı deniz seviyesinde 0,1 milimetre artışı sağlayacak ve bu artışın fark edilebilir ya da tespit edilebilir olmadığını söyleyebiliriz.

NASA’ya göre şu anda yıllık deniz seviyesi artışı yaklaşık 3 milimetre. Eğer bu buz dağı karadan denize gelmiş olsaydı, Dünya genelinde deniz seviyelerinin yaklaşık 3 milimetre artacağını öngörebilirdik.

Bu yazının kaynağıhttps://bilimfili.com/trilyon-tonluk-buz-dagi-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/