Hayatımızda yaşadığımız olaylarla bağlantısı nedir? “Düşündüğün gibi görünürsün”

Biz bu güne kadar hayata hep farklı boyutlardan baktık.

Hayatın içerisinde hiçbir zaman ilahî bir boyuttan bakmadık, hep insanî bir boyuttan baktık ve hayatımızdaki herkesi sürekli yargıladık.

**Karşıdaki insana öfke duyuyorsanız o da size öfke gönderir. Karşıdaki insana sevgi gönderiyorsanız o da size sevgi gönderiyor.

Karşınızdaki insanın değişmesini istiyorsanız eğer, sevgilinizin, eşinizin, çocuğunuzun, yapmanız gereken çok basit.

Onlara iyice bakın, onlardan öğrenmeniz gerekenleri öğrenin.

Kendinizin içine dönüp, kendi iç dünyanızı tamir edip toparladığınız zaman, karşınızda ki insanların sizinle olan sınavları bitiyor. Sizinle olan aynalıkları da bitiyor. Yani kısa bir zaman içerisinde muhteşem bir şekilde karşı taraftaki insanlar değişiyor. Bunu bizzat yaşadım ve binlerce danışanım da yaşamaya başladı.

İlginç bir aynalık örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum: Bir gün bir bayan geldi karşıma ve üzgün bir şekilde şunu söyledi; “kocam çok öfkeli bir insan ve benidövüyor”.

Dedim ki; “Büyük ihtimal sende kendi içinden eşine söyleniyorsundur ve elinde imkan olsa sende ona dersini vereceksin, gününü göstereceksin.” Büyük bir heyecanla “EVET” dedi bayan.

Şu an şiddete uğruyorsan, kocana duyduğun içsel öfkedendir. Sen iç dünyandan bir şiddet yaratıyorsun, ondan da sana patlayarak sesli ve davranışsal olarak geri geliyor bu şiddet.
İşte bu noktada bayan dondu kaldı bir süre. “Hiç böyle düşünmemiştim” dedi. İşte bu bir farkındalıktır…

SEVGİ GÖNDERİYORSANIZ O DA SİZE SEVGİ GÖNDERİYOR.

İnsanlara söylüyorum; içinizden geçirdiğiniz aslında karşınızda ayna olarak yansıyor. Karşıdaki insanın düşüncesini öğrenmek istiyorsanız, sizinle ilgili olan düşüncesini öğrenmek istiyorsanız, bunu bir ayna olarak düşünün. Siz onunla ilgili olarak ne düşünüyorsanız, o da sizinle ilgili olarak büyük ihtimal aynısını düşünüyordur. Daha fazlası ya da daha eksiği değil.

Karşıdaki insana öfke duyuyorsanız o da size öfke gönderir. Karşıdaki insana sevgi gönderiyorsanız o da size sevgi gönderiyor.

Biz bu güne kadar hayata hep farklı boyutlardan baktık. Hayatın içerisinde hiçbir zaman ilahî bir boyuttan bakmadık, hep insanî bir boyuttan baktık ve hayatımızdaki herkesi sürekli yargıladık.

“Senin yüzünden öyle oldu; sensin bunun suçlusu; parasızlık yüzünden böyle oldu; kardeşim yüzünden böyle oldu; karım yüzünden kocam yüzünden böyle oldu; ailem yüzünden böyle oldu.”

KENDİ İÇİME DÖNÜP BAKMAYI SEÇTİM

Hep suçlayacak, hep yargılayacak birilerini aradık hayatımızda ve gerçekten de başardık, bulduk. Biz bunları yaparken bir şeyleri gözden kaçırdık. Aslında biz çekiyoruz bu insanları hayatımıza. Biz yaratıyoruz bu gerçekliği. Biz bunları görürken yapmamız gereken aslında çok basit:

“Neden ben şu anda karşımda bu insanla beraberim? Ya da neden şu an bu insan benim hayatıma girdi? Ya da bu olaydan ben ne öğrenmeliyim?” bunları sorgulamamız gerekiyor.

Bu soruları sormaya başladıktan sonra, suçlu aramayı bıraktım.

Kendi içime dönüp bakmayı seçtim.

Yaptığım şu; eskiden ya eşimi suçlardım, ya ortağımı suçlardım, ya annemi, ya babamı, ya kardeşimi, ya da kendimi suçlardım. Ülkemi suçlardım, muhakkak suçlayacak bir şeyler bulurdum. Bunları yaparken de hep haklı çıkmaya çalışırdım. Etrafımda ki aynaların kıymetini hiç bilmezdim.

Şimdi değiştirdim bakış açımı ve çok farklı bakmaya başladım olaylara.

Şimdi bakış açım şu; eğer şu an hayatımda öfkeli biri varsa ve bana öfkesini anlatıyor. Ben de, neden hayatıma öfkeli birini çektim? diye sormaya başlıyorum. Şu an öfkeli biri varsa hayatımda, evet onu hayatıma ben çağırdım, sorumluluğunu alıyorum. Bana kendi içimde ki sakladığım öfkeyi bana davranışlarıyla gösteriyor. Ona teşekkür ederim.

Şimdi diyeceksiniz ki “Canıma okudu bu kişi ve ben şu anda ondan özür diliyorum.”

Lütfen biraz sabırlı olun. Her şey kolay ve basit aslında!

Karşımdaki insan benim iç dünyamın bir aynası! Unutmayın, sevmediğimiz hoşlanmadığımız insanlarda özellikle nefret ettiğimiz insanlarda bizimle ilgili ipuçları var. Onlara baktığınız zaman bu ipuçlarını göreceksiniz.

Ben artık eskisi gibi yapmıyorum. Değiştirdim bakış açımı ve diyorum ki; “Bülent şu an senin karşında kıskanç bir insan var. Acaba sen hayatının neresinde kıskançlık yapıyorsun, acaba hayatının neresinde bir başkasını kıskanıyorsun ya da herhangi bir şeyi kıskanıyorsun.”

Şimdi karşıma danışan olarak biri geldiğinde, dediği zaman “Ben kocamı kıskanıyorum”, bir bayan bunu söylediğinde ya da bir adam “Ben karımı kıskanıyorum” dediğinde, ben kendi içime dönüp bakıyorum; “Acaba ben hayatın neresinde neyi kıskanıyorum”.

Eğer benim çocuğum bana bağırdıysa, bana öfkesini anlattıysa acaba benim içimde bastırdığım ve gözden kaçırdığım bir öfkem mi var ve bana onu mu göstermeye çalışıyor?

Bir bayan geldi ve bana diyor ki; “Kızım çok inatçı, asla benim sözümü dinlemiyor. Bir adamla birlikte oldu. Ondan hamile kaldı. Adam da ‘Ben bu çocuğu istemiyorum, seni de istemiyorum’ deyip kızımı terk etti. Kızıma diyorum ‘Bu çocuğu aldıralım’ diye. Kızım öyle bir inatçı, öyle bir inatçı ki bebek şimdi 4 aylık oldu ve aldıramıyoruz bebeği. İnat ediyor ve ‘Ben bu bebeği doğuracağım diyor.”

Bu onun seçimi fakat konu bebeği aldırması da değil. Konu anneye yaşattığı sıkıntı.
Anneye dedim ki “Sen inatçı mısın?”
“İnatçıyım,” dedi, “hem de çok inatçıyım.”
“Peki kızına baktığında kendini görüyor musun?”
“Tabii ki kendimi görüyorum,” diyor, “kızım da çok inatçı, tıpkı benim gibi.”

İşte senin dersin burada. Eğer sen inatçı olmasaydın, eğer sen inatçılığını temizlemiş olsaydın, bu kızında da temizlenecekti. Kızın şu an inatçılık yapmayacaktı. İpuçlarını yakalamaya başladınız mı ?

Hayat aslında bir enerji. Düşüncelerinin ve bilinçaltının neler yarattığını gördüğün, duyduğun zaman, hissettiğin zaman, gerçekten karşı taraflar hakkında yargılamayı, eleştirmeyi, suçlamayı bıraktığın zaman bütün hayatın değişmeye başlıyor.

* Alıntı

Paylaş