Medeniyetimizin Yaratıcısı Anunnaki Tanrılarının Arkasındaki Gizem

Anunnaki (Anunaki, Anunna, Ananaki olarak da kopyalanır), eski Sümerler, Akkadlar, Asuriler ve Babilliler’in mitolojik efsanelerinde görülen bir grup tanrıdır.

Anunnaki, panteondaki en etkili tanrılardır, gökyüzünün tanrısı olan An’nın torunlarıdırlar ve birincil işlevleri insanlığın kaderini değerlendirmektir.

Mezopotamya mitolojisine göre Anunna başlangıçta en güçlü tanrılardı ve Anu ile gökyüzünde yaşıyordular.

Enûma Elish şiirinde, insanlığı yaratan ve sonra Anunna’yı cennet ve yeryüzüne ayıran ve görevlendiren Marduk’tu. Ardından Marduk’a minnettar olan Anunna, Babil’i kurdu ve onu onure etmek için Esagila adında bir tapınak inşa etti.

Anunnaki’nin Akad formundaki yeniden keşfi 1964’te eski Mezopotamya’nın yayınlanmasından sonradır: Bu konsepti yaygınlaştıran Asurolog Adolph Leo Oppenheim’ın “Ölü Bir Medeniyet Portresi” (Portrait of a Dead Civilization) adlı eseridir.

Zecharia Sitchin, Anunnaki dönemini daha da popüler hale getirdi.

Anunnaki teriminin bilinen en eski kullanımları, Gudea döneminde yazılan yazıtlardan ve Ur’un Üçüncü Hanedanlığı’ndan gelmektedir.

İlk metinlerde adı, eski Sümer panteonu içindeki en önemli ve en güçlü tanrılara dayanır: Gökyüzü tanrısı An’ın torunları.

Zecharia Sitchin, 1970’lerden itibaren Chronicles of the Earth adıyla bilinen, bir sürü eski Anunnaki incelemesini konualan yer bir düzine kitap yayınladı.

Sitchin tarafından yayınlanan kitaplarda çivi yazılı Sümer metinleri ve İncil metinleri, orijinal hallerinden çevrildi ve okuyucular arasında hızla popülerlik kazanan büyüleyici ayrıntılar ortaya çıktı.

12.Gezegen (The 12th Planet) kitabında, yazar Anunnaki’nin yaklaşık 450.000 yıl önce Nibiru olarak adlandırılan bir gezegenden Dünya’ya varışını anlatıyor.

Anunnaki, Mezopotamya’ya yerleşiyor ve yaklaşık 3 metre yükseklikte uzun boylu, soluk tenli, uzun saçlı ve sakallı biridir. Genetik mühendisliği sayesinde Neandertal’in Homo Sapiens’e evrimini hızlandırarak sunduğu genetik katkıyla insanlığı yaratmıştır.

Anunnaki’nin insanlığı nasıl yarattığına dair hikâye, İncil’de yazılı olan insanın Tanrı tarafından yaratılışı hikâyesine oldukça benzer. Hikâye, Enki’nin çamuru aldığı ve ilk denemesinin başarısız olmasına rağmen sonunda şekli verebildiğidir.

İlk insanlar, antik Anunnaki’yi tanrılar olarak görüyorlardı; çünkü onlar son derece akıllıydı ve insanlığın daha önce hiç görmediği teknolojilere sahipti.

Bazı yazarlar, Anunnaki’nin kanıtlarının İncil’de bulunabileceğini savunuyorlar; burada bazı diğer çeviriler “devler” olarak adlandırılsa da, “Nefilim” olarak anılıyor.

Sitchin’in yazılarına göre, Anunnaki’nin teknolojisi ve gücü hala bizim erişebileceğimiz seviyenin üstünde, zira Anunnaki’nin 450.000 yıl önce uzay yolculuğu ve genetik mühendisliği kabiliyeti vardı.

Antik Anunnaki’nin hala bilinmeyen teknoloji ile dünyaya büyük katkıda bulunduğuna ve dünyanın dört bir yanındaki piramitlerin inşasında ve çok sayıda diğer megalitik alanlarda bu teknoloji ile yer aldıklarına inanılıyor.

Sitchin’in varsayımları, antik metinlerin yanlış “çevirisi” ve onun fiziği yanlış anladığı düşüncesine dayanılarak bilim insanları, tarihçiler ve arkeologlar tarafından reddedildi.

Anunnaki kimlerdi? Onlar büyük bir kadim efsanenin bir parçası mıydı? Veya, pek çok yazarın söylediği gibi, eski Mezopotamya tanrılarının aslında medeniyetlerimizin yaratılışından sorumlu oldukları mümkün müdür?

Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-enigma-behind-the-anunnaki-creator-gods-of-our-civilization/