Yılmaz Özdil: Başgan

Melih Gökçek ilk defa 1984’te Keçiören belediye başkanı seçildi.

Melih Gökçek, Ankara ahalisi tarafından “başgan” seçildiğinde… Rusya henüz SSCB’ydi.
Askerlik 20 aydı.

Özel televizyonlar yoktu. Yılmaz Güney yaşıyordu. Türkiye’nin nüfusu 51 milyondu.
Evlerde doğalgaz kullanılmasına daha dokuz sene vardı.

ABD başkanı Reagan, İngiltere başbakanı Thatcher’dı, Mandela hapisteydi, Kanada başbakanı şu anki Kanada başbakanının babasıydı, İran’ı Humeyni yönetiyordu. Burkina Faso’nun adı Yukarı Volta’ydı.

Türkiye’de idam cezası vardı, soygun sırasında üç kişiyi öldüren Hıdır Aslan asıldı. TRT henüz tamamıyla renkli yayına geçmemişti. İnternet yoktu. Cep telefonunu sadece Kaptan Kirk kullanıyordu.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün henüz temeli bile atılmamıştı. Karagümrük süper ligdeydi. Schengen antlaşması imzalanmamıştı.

Atatürk Havalimanı’nın ismi Yeşilköy Havaalanı’ydı. Berlin Duvarı yıkılmamıştı. Titanik’in enkazı bulunmamıştı. Çernobil kazası olmamıştı. Cristiano Ronaldo doğmamıştı, Cemal Reşit Rey rahmetli olmamıştı, Uğur Mumcu yazıyordu,

Adile Naşit aramızdaydı. En büyük banknot 10 bin liraydı. Anadol’un inekler tarafından yenildiğine inanılıyordu. İstanbul’da telefon numaraları altı haneliydi. Sarp sınır kapısı açılmamıştı.

Barış Manço 7’den 77’ye programına başlamamıştı. Lech Walesa sendika lideriydi. Çavuşesku kurşuna dizilmemişti. Türkiye’nin ilk tüp bebeği henüz dünyaya gelmemişti.

Cem Karaca İzmir fuarını zangır zangır sallıyordu, Zeki Müren apartman topuk ve etekle sahneye çıkıyordu, Mesut Bahtiyar’dan şarkılar dinliyorduk. Atatürkçü Düşünce Derneği kurulmamıştı. Naim Süleymanoğlu, Bulgar vatandaşıydı.

Hirohito hâlâ Japon imparatoruydu. Madonna henüz Like a Prayer’ı söylememişti. Muavinli dolmuşçular Orhancı-Ferdici diye birbirini solluyordu.

Şehirlerarası otobüslerde sigara içiliyordu. Kastelli bankerdi. Köle Isauara’ya üzülüyorduk. Fahrettin Aslan gazinocular kralıydı. KDV diye bir vergi yoktu. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın kabirleri İmralı’daydı.

Slovenya diye bir ülke yoktu. Beyaz Gölge turnike atıyordu. Komiserimiz Colombo, avukatımız Petroçelli’ydi. Çetin Emeç suikaste uğramamıştı. Varşova Paktı feshedilmemişti. Türkiye’de karaciğer nakli henüz yapılmıyordu.

Saratoga’nın Muavenet’i vurmasına, Metin Oktay’ın o ölümcül kazayı geçirmesine, Toto Karaca’nın vefat etmesine daha sekiz sene vardı, Kardak krizine 12 sene vardı, Madımak yakılmamıştı.

Rıfat Ilgaz, Audrey Hepburn, Siyami Ersek, Belgin Doruk, Hulusi Kentmen, Kemalettin Tuğcu, Aziz Nesin… Celal Bayar’la Vehbi Koç bile yaşıyordu. Kopernikyum elementi keşfedilmemişti.

Çamaşır makineleri merdaneliydi. Pokemon piyasaya çıkmamıştı, Nintendo yoktu. Asil Nadir medya patronuydu. Prens Charles’la Diana boşanmamıştı. Urfa’nın adı henüz Şanlıurfa yapılmamıştı, Atatürk Barajı’nda henüz su tutulmuyordu.

Kofi Annan BM genel sekreteri olmamıştı, Tansu Çiller siyasete girmemişti. Frank Sinatra’yla Safiye Ayla şarkı söylüyordu. Öztürk Serengil güldürüyordu.

Cahit Külebi şiir yazıyordu. Oğuz Aral çiziyordu. Kemal Sunal film çeviriyordu. Walkman dinliyorduk. He-man seyrediyorduk. Rahibe Teresa dua ediyordu. Türkiye’de McDonalds açılmamıştı.

Samsun sigarasının içinden odun çıkıyordu. Aerobik modaydı. Ankara Kocatepe Camii yapılmamıştı. Manş tüneli açılmamıştı. Sakıp Sabancı, Tüsiad başkanıydı. Çakal Carlos yakalanmamıştı.

Bülent Ersoy’a pembe nüfus cüzdanı verilmiyordu, sahneye çıkması bile yasaktı. Bartholomeos henüz patrik olmamıştı.

Dolly isimli koyun henüz klonlanmamıştı. Avrupa Birliği kurulmamıştı, Euro diye bir para birimi yoktu. Matild Manukyan vergi rekortmeniydi. Facebook’a teee 20 sene vardı. Rasim Ozan Kütahyalı üç yaşındaydı.

Dünya nereden nereye geldi kardeşim… 33 senedir Melih Gökçek’ten başka “başgan” seçmeyen, beğene beğene sadece Melih Gökçek’i beğenen Ankara ahalisini tebrik ediyorum!

Melih Gökçek’in hiç olmazsa bi 15 sene daha Ankara ahalisine başganlık yapmasına taş koyan asrın liderimizi kınıyorum.

kaynak: sozcu.com.tr