Gülse Birsel: Dik dur eğilme akıllı robotlar bizimle!

Sırtımız tutuluyor, boynumuz ağrıyor, belimiz yana çekiyor.

Çünkü omurgamız netameli, çünkü insanoğlu daha iki ayak üzerinde dik yürümeye tam adapte olamadı! Peki fizik tedaviyle, masajla uğraşana kadar, o yaptığımız zeki robotlar ne güne duruyor?

Boynum ağrıyor. Diziyi yazmaya başladım ya, masa başı pozisyonunu ve heyecanı hissetti, hop geldi.

Gerçi yeni bir haber değil. Benim 25 yaşından beri boynum ağrıyor, zira sürekli masa başındayım. 25 yaşından beri kelimelerle yakın ilişki, yakılarla arkadaş grubu kurmuşum. Tatillerde ağrı ve dolayısıyla nane kokum geçiyor.

Doktorlara gittim, fıtık bile yok. Ama ağrıyor. Herkes üç aşağı beş yukarı böyle gerçi. Belimiz ağrıyor, sırtımız tutuluyor, boynumuz kasılıyor, C1’le C2’nin arası kısalıyor, T8’le acık yamuluyor, T9 fazla düzeliyor, bize bir türlü hayat bayram olmuyor!

Doktorlar, ne bileyim, mide asidi gibi, bademcik enfeksiyonu gibi tak ilacını verip şak diye geçiremiyorlar. “Stres yapmayın, masa başında oturmayın, sırtüstü yüzün, yogaya gidin, masaj yaptırın” filan diyorlar.

Güzel kardeşim bu senin tarif ettiğin zaten yaz tatili! Tatilde bir şikayetim olmuyor ki? Sonra da “E insanoğlunun omurgası dik durup iki ayak üzerinde yürümeye pek uygun değil, böyle sorunlar oluyor” deyip çıkıyorlar işin içinden!

Bir dakika! Nasıl yani?

Bildiğin imalat hatası mı? Fabrikanın suçu mu? Geri çağırsınlar bizi o zaman? Ben mecbur muyum turp gibi halimle nane kokulu yakılarla yaşamaya?

Servisten gelsinler parça değiştirsinler? Ne yapayım ki ben? 2 ayak üzerinde durmaya tam evrimleşmedik diye 4 ayak üzerinde mi yürüyeyim?

Hayır bu kadar yıl hala omurga iki ayak üzerinde eğilmeden dik yürümeye alışamadıysa, bundan sonra da zor o iş. Gördüğüm, araştırıp incelediğim kadarıyla şu an tek çaremiz var: Robotlar!

Malumunuz artık insana çok yakın robotlar hızla imal edilmekte. Hatta bir tanesini, televizyonlarda seyrettiğimiz müthiş akıllı Sophia’yı, Suudi Arabistan vatandaş olarak kabul etti. Ki kadın bir robot için berbat bir seçenektir.

‘Ilımlı İslam’ kararlarına rağmen bence Sophia’nın soracağı çok soru, çekeceği çok sıkıntı olacak. Diğer yandan daha az akıllı, daha ‘Hislere yönelik’ robotlar da imal edilmekte. Mesela bir İspanyol mühendis Samantha isimli bir s*ks robotu yaptı.

Ama zekisinden. En azından kendi alanında çok zeki. Romantik mod’u ve s*ksi mod’u var. Kalçasında, omuzunda, göğsünde, ağzında ve affedersiniz bir s*ks robotunun olması gereken bazı başka bölgelerinde sensörler var, dokunmaları hissedebiliyor.

Şimdi çoğunluğunun erkek olduğunu tahmin ettiğim mühendislere soruyorum, buralara gelene kadar, kadınların daha bir zorlandığı, daha zevksiz işleri yapabilen robotlara niye hiç çalışmadınız?

Ev temizleyen, dolma saran, halı çırpan, cam silen, bebeğin altını değiştiren, ütü yapan robot sizin o Samantha’dan daha acil bir ihtiyaç! Kadınların beli bıhını ağrıyor yazıktır yav! Omurgamız hatalı bizim, omurgamız!

Haydi bırakın kadını erkeği, cinsiyeti ne olursa olsun yıllardır ayakta mesai yapan satış elemanları, garsonlar, postacılar, çöpçüler, fabrika işçileri, madenlere iki büklüm girip çalışan madenciler, bunların da boynu, sırtı, beli bitik kardeşim.

O kadar yapay zekâ yaptınız, günde 10 saat bilgisayar başında oturan beyaz yakalılara ne faydanız oldu? Bu insanların yerine yapın asıl robotları, manitanızı da kendiniz bulun yav!

Herkes dişinden tırnağından artırır, yanına yardımcı bir robot alır, ne bileyim günde iki saat onu koyar çalıştırır, kendisi de oturur bir çay içer, parkta kültür fizik yapar, ne bileyim…

Bak, burada önemli bir nokta: Robotlar çoğalırsa işsizlik tavan yapacak deniyor, öyle olmasın. Patronlar robot işçi alamasın.

Özgürlük, eşitlik gibi, bir evrensel ‘Robot istihdamı kuralı’ koyulsun, herkes kendi yerine çalıştıracağı, kendine asistan yapacağı robotu gerekirse krediyle cebinden ödeyip satın alsın. Her kişiye bir robot, karneyle!

Bence bu boyun ağrısına rağmen mükemmel bir fütürist yazı yazdım ama değeri çok sonra anlaşılacak.

Tabii yine bir kendime faydam yok. Senarist robotu nasıl yapacaksın, tutan esprinin formülünü nasıl programlatacaksın, hikâyede sürpriz yapmayı metal yığınına nasıl öğreteceksin?

Çünkü Siri’nin şakalarını filan da biliyoruz yani !O zaman robot konusuna girmeyeyim, bir yakı sponsoru bulayım, öyle çözeyim kendi işimi…

hurriyet.com.tr