iPhone X: Sevmeli mi nefret mi etmeli?

iPhone X: Sevmeli mi nefret mi etmeli?

Apple’ın, iPhone’un 10’uncu yılını kutladığı akıllı telefonu iPhone X nihayet ülkemizde satışta. Üzerine çok konuşulan telefonu son dört gündür kullanıyorum. İşte çok sevdiğim ve neffret (Evet iki “F” ile) ettiğim özellikleri:

Bunları çok çok sevdim

– Telefonun tasarımı hem iPhone klasik çizgisinden uzaklaşmamış. Hem de yıllardır alıştığımız alüminyumdan vazgeçerken yerini alan cam ve çelik karışımı ile daha elegans bir hava yaratmış tasarımcılar. Çerçevesiz ön panel ve bunun getirdiği kompakt hatlar çok çekici.

– iPhone X’in getirdiği en büyük teknolojik yenilik yüz tanıma sistemi. Yani Face ID. Apple, bu cihazla birlikte alıştığımız parmak izi okuyuculu sistemden yüz tanıma sistemine geçiyor.

Sisteme yüzünüzü tanıtmak çok kolay. Ve bu sayede sadece telefonu dokunmadan kilitten çıkarmakla kalmayıp mesela ana ekranda beliren ön bildirimler başkasına görünmezken, cihaz yüzünüzü gördüğü anda sadece size görünür yapabiliyor.

Apple’ın verdiği bilgiye göre yüz tanıma detayları akıllı telefonda saklanıyor ve ne Apple ne de başka üçüncü taraflarla paylaşılmıyor.

– Ve Apple bu cihazla yıllar sonra nihayet OLED ekranlı akıllı telefona geçiş yapmış oldu. Ekran 2436×1125 piksel çözünürlüğe sahip.

İnç başına düşen piksel sayısı ise 458. Bu rakam iPhone 8 Plus’ta 326 ppi. Zaten elinize aldığınızda OLED ekranların en önemli özelliği olan müthiş siyah renk reprodüksiyon kabiliyeti, ekran adına birçok şeyin olumlu anlamda değiştiğini gösteriyor.

– Ana ekran düğmesi konusunda hayli muhafazakar yaklaşıyordum cihazı kullanmadan önce. Ama onun yerine konulan kaydırma hareketleri gerçekten çok çabuk alışılan hareketler. Bunun istisnasını, beğenmediklerim bölümüne yazacağım.

 

– Tabi ki kamerasını çok merak ediyordum herkes gibi. Ve iPhone 8 Plus’tan bile daha iyi olduğunu şu kısacık kullanma süremde bile fark ettim. Bunun iki önemli sebebi var.

Biri çift kamerada ikisinde de optik görüntü sabitleyici olması, diğeri ise size bakan kameranın 7 MP olmasına karşın TrueDepth (Gerçek derinlik) özelliğine sahip olması.

Bu kamera gerçekten çok kuvvetli. Ve müthiş canlı sanal gerçeklik seçenekleri sunabiliyor. iPhone 8 ile tanıtılan ve ışığın sonradan değiştirilebildiği bu özellik, iPhone X ile ön kamera yani özçekim fotoğraflara da artık uygulanabiliyor.

Burada gördüğünüz fotoğraf benim küçük kızım Şiva ve parçalı ışık şartlarında bile cihazın kamerası çok güzel tonları sorunsuz yakalayabiliyor.

Bunlardan hiç hoşlanmadım

– Öncelikle çok uzun süredir büyük ekranlı akıllı telefon kullanan biri olarak ekran bana küçük geldi. Teorik olarak çerçevesiz olduğu için 5.8 inç rakamı büyük görünüyor.

Ama ekran oranı 16:9 yerine 19.5:9 olduğundan bu formatta çekilmiş işleri ciddi kayıpla izleyebiliyorsunuz. Sanırım ve umarım iPhone X plus versiyonu çıkar piyasaya.

Çünkü küçük ekran, klavyenin de daralmasını sağlamış. Plus olmayan versiyon kullanıcılar için bunun sıkıntı olacağını düşünmüyorum ama biz Plus kullanıcıları için doğru dürüst ve hatasız bir metin yazmak çok zor!

– Ekranın üzerinde FaceID için kullanılan sistemin yer alması iri sayılabilecek ve çentikli bir karartı anlamına geliyor.

Mesela bu yüzden artık pil yüzdesi ancak kontrol merkezini açtığınızda görülebiliyor. Ya da bazı uygulamalarda sesi kısarken iki çentik arası ses seviyesi görüntüsü kayboluyor.

Bu çentik yüzünden, güncellenmemiş uygulamalar Plus ile karşılaştırıldığında hayli küçük bir ekran kullanmış oluyor.

– FaceId bazı şartlarda çalışmıyor. Ben ışığın düşük olduğu alanlardan korkuyordum ama tam tersi ışık yüksek olunca yüzünüzü göremeyebiliyor.

– Apple, büyük ekranlı akıllı cihazlarında baş parmağın ulaşamadığı yerler için ana ekran düğmesine iki kez dokununca yukarıdaki ikonları aşağı getirdiği bir kısa yol kullanıyordu.

Ana ekran düğmesi gidince bu hareket yapması her zaman da çok kolay olmayan bir parmak hareketine bırakmış yerini. Bu de telefonu çoklukla iki elle kullanmanızı gerektiriyor.

Rahşan Gülşan

kaynak: sozcu.com.tr