Belgeler basına verildi. “Belgeler gerçekse istifa ederim” diyen dudaklarda söylem değişti…

Necati Doğru: Hopalı Teoman!

Vermişler, elinde bir takım belgeler sallıyor. Alayı yalan. Alayı sahte. Elinde salladığı belgeler gerçek çıkarsa ben istifa ederim, çıkmazsa “sen defolup gidecek misin?” demişti.

Belgeler basına verildi.

“Belgeler gerçekse istifa ederim” diyen dudaklarda söylem değişti: Alayı yalan, alayı sahte diyordu, şimdi “giden yok, gelen döviz var demeye” başladılar. Yani!

Giden para haramdır.
Gelen para helal.
Böyle mi kıvıracaksınız.

Giden, gelen varsa demek ki “belgelerin, dekontların alayı yalan-alayı sahte” değil. Ağızdan çıkan sözün yerine getirilmesini bekliyoruz. Vicdanen bunu beklemeye ve Cumhurbaşkanı’ndan “istifasını istemeye” hakkımız var.

Belgelerin alayı sahte çıksaydı Kemal Kılıçdaroğlu’na “istifa et çek git…” diyecektik. Çünkü bu ülkede dürüst, namuslu, temiz insanlık ölmedi. Bu ülkede Hopalı Teomanlar var.

Hopalı Teoman!
Unutulmaz.
Unutturulamaz.

Şu sırada ABD’de “kime nasıl rüşvet dağıttığını” ve sahte evraklarla altın ithal edip altın ihraç ettiğini grafiklerle çizip anlatmakta olan Rıza Sarraf, “Teoman’a neler yaptım, ne vaatler, ne şeyler… Yok yok adam almıyor… ” demişti.

Hopalı Teoman Coşkun Dudak, Atatürk Havalimanı’nda Kargo Müdür yardımcısıydı. Rıza Sarraf’ın şirketi aracılığı ile Gana’dan Türkiye’ye getirilen 64.5 milyon dolarlık 1.5 ton altın için “sahte evrak verildiğini” tutanak altına aldırmış, o tutanak sayesinde devletin kasasına 57 milyon TL vergi geliri kazandırmıştı. Bundan 4 yıl önce “Rıza Sarraf’ın sahte evraklarla altın ticareti yapmakta olduğunu” devlet kayıtlarına geçirmişti.

Hopalı Teoman görüyordu.
Sağır değil duyuyordu.
Rıza Sarraf baş tacıydı.

4 Ocak 2013 günü Gana’dan kalkan uçak Atatürk Havalimanı’na indi. Uçağın taşıdığı yük için mineral sample (örnek doğal taş) beyannamesi yazılmıştı. Gümrük memurları kuşkulandı.

Kargo Müdür Yardımcısı Teoman Dudak, talimat verdi. Uçağın kargosu incelendi. 50 kiloluk 30 ayrı paketler içinde toplam 1.5 ton külçe altın bulundu. Doğal taş diye düzenlenen belgenin de sahte olduğu ortaya çıktı.

Teoman Dudak’ın gözetiminde uçak mühürlendi, “tutanak” düzenlendi. Tutanağa şöyle yazıldı: “04 Ocak 2013 tarihli 1569 kayıt sayısıyla varidelerimize giren dilekçesine esas teşkil edilecek ve mezkur eşyanın taşıyıcısı olduğuna dair herhangi bir orijinal evrak sunmadıklarından (konşimento veya fatura) bu tutanak düzenlenmiştir.”

Teoman işinden alındı.
Gazi Antep’e sürüldü.
Dert etmedi.
Zaten tayinim gelmişti dedi.

Hopalı Teoman’ın talimatı ile uçağı arayan ve tutanakta imzası olan 18 gümrük memuru hakkında “görevi kötüye kullanmaktan” idari ve adli soruşturma başlatıldı. Ancak savcılık kovuşturmaya gerek görmedi.

Türkiye’nin çiftçisi, tüccarı, sanayicisi, KOBİ şirketleri, ilaç firmaları sınır komşusu İran’a rüşvet dağıtmadan ve Rıza’yı araya koymadan mal satılabilirdi.

İran’dan alınan doğalgazın bedeli “ithal altına, sahte evraka ve Rıza’ya gerek duyulmadan” ülkenin ürettiği gıda malları, tarım ürünleri ve ilaç satışıyla ödenebilirdi.

Bunu beceremediler.
Beceremediler mi?
İstemediler mi?

Rıza’ya kulak verin.
Anlatıyor.
Rıza olmasaydı.
Rüşvet olmayacaktı.

sozcu.com.tr