Kalbi Duran Bir Hastanın Göğsünden ”Hayata Kesinlikle Döndürmeyin!” Dövmesi Çıkarsa…

Kalbi Duran Bir Hastanın Göğsünden ”Hayata Kesinlikle Döndürmeyin!” Dövmesi Çıkarsa…

Diyelim ki bir hastanede doktorsunuz ve kalbi durmuş bir hastaya acilen müdahale etmeniz gerekiyor.

“Resüsitasyon” (İng: Resuccitation) denen işlemi uygulamak için gömleğinin düğmelerini hızla açıyorsunuz. Göğsü açığa çıkıyor ve… O da nesi? Göğsünde boydan boya, kocaman bir dövme var: “HAYATA KESİNLİKLE DÖNDÜRMEYİN” (İng: DO NOT RESUCCITATE). Hemen altında da, yine dövmeyle atılmış, hastaya ait imza var (bu fotoğrafta gizlilik dolayısıyla üstü kapatılmıştır). Ne yapardınız?

Florida’daki bir hastanenin doktor ve hemşirelerinin karşılaştığı durum buydu. Ne yapacaklarına kısa bir süre karar veremeyen tıbbi ekip, bu uyarıyı görmezden gelerek hastayı geri döndürme prosedürünü uyguladılar.

Ancak işleme başlamadan önce, hastanenin etik takımını bilgilendirdiler. Etik kurulun kararı, doktorlarınkinin tam tersiydi.

Etik kurulun kararı sonucu hastanın ölmesine izin verildi ve hastanede hayatını kaybetti. Bu vaka, bu tip durumlarda ne yapılması gerektiğiyle ilgili çok ilginç fikirleri tetikliyor.

New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan bir vaka raporunda, kanında yüksek alkol bulunan 70 yaşındaki bu hastanın durumu ve hastanenin kararı anlatılıyor.

Hastanın geçmişinde kronik obstrüktif pulmoner hastalık (bir çeşit akciğer hastalığı) bulunuyor. Hasta, hastaneye getirilmeden birkaç saat önce fenalaşıyor.

Hastane ekibi, böyle bir hasta için ciddi bir hayata döndürme prosedürü uygulanması gerektiğini biliyor. Ancak suratlarına bakan “Hayata kesinlikle döndürmeyin.” dövmesi, kararı vermeyi zorlaştırıyor.

Makalede anlatılanlara göre, ne yazık ki hastanın üzerinde kimlik yoktu. Dolayısıyla en yakın akrabaya haber vermek de mümkün olmadı.

Hastane ekibi, hastayla iletişim kurmak için tüm yöntemlere başvurdu; ancak cevap alamadı. Bu durumda, hastanın göğsündeki dövmenin “öylesine” mi yapıldığını, yoksa gerçekten bir “Hayata döndürmeyin!” uyarısı mı olduğunu belirlemenin hiçbir yolu yoktu.

Çünkü birçok ülkede, özellikle de ABD’de, çeşitli şartlar çerçevesinde, hastaların hayata döndürülmeyi reddetme hakkı bulunuyor. Hastanenin hastayı hayata döndürme kararı, onlar açısından “güvenli” olan seçenek olarak görülebilir. Yazarlar şöyle diyor:

“İlk başta, belirsizlik ile karşılaştığımızda geri döndürülemez olan kararı seçmeme prensibini tetikleyen dövmeyi dikkate almamaya karar verdik.

Ancak bu karar, hastanın olası bir önceden hazırlanmış ölüm dileğini yerine getirmeme durumuyla karşı karşıya bıraktı. Bu nedenle, etik danışmanlık talep edildi.”

Tabii ki bu vakada olan tek sorun etik değil. Hukuk da… Araştırmanın baş yazarı olan Gregory Holt, aklındaki en büyük soru işaretinin, bu kararın herhangi bir yasal yükümlülük doğurup doğurmayacağı olduğunu yazıyor. Florida’nın bu konuda çok katı yasaları bulunuyor.

ABD’de hastane masrafları o kadar yüksek ki, fakir vatandaşlara verilen sağlık sigortası olan Medicare’i kullanan hastaların %80’i, bir hastalığın son safhasında olmaları halinde hastaneye kaldırılmamayı ve yoğun bakım görmemeyi tercih ettiklerini belirtiyorlar.

Daha da ilginci, doktorlar arasında yapılan 2014 tarihli bir araştırmada, birçok doktorun üst düzey müdahalelerin kendilerine uygulanmasını istemeyeceklerini belirtiyorlar.

Araştırmanın incelediği 1081 doktordan %88’inden fazlası, hayata döndürülmeyi tercih etmeyeceklerini söylediler. Gerçekten de, hayata döndürülen bir hastanın hayatta tutulması için gerekli olan prosedürler aşırı pahalı, aşırı acılı ve aşırı miktarda fiziksel müdahale gerektiriyor.

Hastaların bu prosedürleri reddetmesi, “Hayata Döndürmeme Talebi” (İng: Do Not Resuccitate, kısaca DNR) olarak biliniyor. Bunu talep eden hastalar üzerinde CPR, elektrik şoku, intübasyon tüpleri gibi uygulamalar kullanılamıyor. Daha da önemlisi, bu hastalar makinaya bağlanamıyorlar.

Ancak DNR, resmî olarak ve noter huzurunda hazırlanması gereken bir belge. Hastaların bu belgeyi doktorlarına ve aile bireylerine vermeleri gerekiyor.

Tahmin edebileceğiniz gibi, bunu bir dövmeyle ilan etmek fazlasıyla sıradışı. Ancak tartışmasız bir şekilde, mesajı doğrudan doğruya doktora iletiyor. Buna rağmen, hastane ekibinin kafasının karışması da çok normal.

Sonuçta cevaplamaları gereken sorular arasında şunlar yer alıyor: Bir dövme, yasal bir döküman mıdır? Hasta dövmeyi aklı başındayken mi yaptırmıştır? Yoksa sarhoş veya kafası iyiyken mi? Bir dövme yaptırmış ve sonradan fikrini değiştirmiş olabilir mi?

İlginç bir şekilde, son sorunun bir örneği var. 2012 yılında yayınlanan bir vaka raporunda, üzerinden DNR dövmesi çıkan bir hasta, “kimsenin bir dövmeyi ciddiye alacağını düşünmediğini” belirtti.

Bu durumda, etik kurul konu hakkında bir karara varmaya çalışırken, hastane ekibi de hastayı hayatta tutabilmek için dövmeyi görmezden geldiler. Antibiyotikler, vazopresörler (kan basıncını düşürücüler) ve damar-içi sıvılar verdiler. Holt, Gizmodo’ya şöyle diyor:

“Hastanın vaziyetini kontrol ettikten sonra, etik danışmanlarımız bize hastanın dövmesindeki talebi dikkate almamız gerektiğini ve hayata döndürmememizi tavsiye ettiler.

Böyle bir durumda yapılabilecek en mantıklı varsayımın, dövmenin gerçek bir talebi yansıttığını varsaymak olduğunu söylediler. Bizim dikkatimizin, aynı zamanda birinin cenaze dileklerinin ve geleneklerine dayalı taleplerinin görmezden gelinmesi olarak görülebileceğini, yasaların kimi zaman hasta-odaklı kararları tercih etmediğini, hastaların dileklerinin yerine getirilmesinin daha önemli olabileceğini belirttiler.”

Etik kurulunun kararı, bu durumda uygulanması gereken karar oldu. Tavsiye üzerine, hastane ekibi bir DNR formu doldurdular.

Hasta ölmeye başladığında, hiçbir hayata geri döndürme girişiminde bulunmadılar. Hastanın ölmesine birkaç dakika kala, hastanenin sosyal hizmet bölümünden uzmanlar, hastanın dövmesi haricinde resmî bir DNR formu doldurduğunu tespit ettiler. Böylece hastanın ölümü önünde hiçbir engel kalmamış oldu.

Yazarların belirttiği üzere, bu durum netlikten çok soru işareti doğurmaktadır. Sadece bu vakaya bakarak, bir dövmenin gerçekten de bir ölüm dileğini iletip iletemeyeceğine evrensel olarak karar vermek mümkün değildir. Zaten doktorların da vaka analizinde böyle bir amaçları bulunmamaktadır.

kaynak: http://www.thegeyik.com/kalbi-duran-bir-hastanin-gogsunden-hayata-kesinlikle-dondurmeyin-dovmesi-cikarsa/