Bir erkek için sevişmek mi yoksa sarılıp uyumak mı?

Bu sorunun cevabı yüzde 99 falan sevişmektir herhalde… Hatta bu beklentide olan kadınlar da hatırı sayılır orandadır. Benim düşüncem de sevişmekten yana tabii ki. Tamam sarılıp uyumak da güzel ama sevişme şansı varsa tercih ondan yanadır. Bir de ruh haline göre de değişkenlik gösterir bu.

Gelin bir olay anlatayım size.

İlk olarak şunu söyleyebilirim ki duygusal olarak zayıf bir insan asla olmadım. Mantığım da her zaman ağır bastı. Gereksiz yere kendimi birilerine kaptırıp sefil olmadım yollarında. Olmayacağını bile bile kimsenin peşinden koşmadım.

O da şundan kaynaklanıyor. Çok çok önceden aşık olmuştum birisine. Yaşım da genç olduğu için o zamanlar aşka dair bütün betimlemeleri hissedebiliyordum vücudumda. Yok kafamda yıldızlar dönüyor, midemde kelebekler uçuşuyor, şuramda atlar koşuyor gibisinden boş beleş şeyler işte. 1 seneye yakın güzel de bir ilişkim oldu o kızla ama saçma sapan bir sebepten dolayı bitti. Bunun suçunu sadece karşı tarafa yükleyemem, benim de payım vardı kesinlikle.

Ama ayrılık sonrası süreçte tüm suç bendeydi. İstesem bu ilişkiyi devam ettirme şansı vardı elimde ama bunu istemedim. Gereksiz bir gurura büründüm. Mutsuz oldum aylarca. Kafamdan atmam 1 seneden fazla sürdü ama asla geri adım atmadım. Sonunda etkisinden kurtulmayı da başardım. Peki ne kazandım? Hiçbir şey.

O zamandan sonra bir daha hiç aşık olmadım. İlişkilerim oldu tabii ama en uzunu 3-4 ay falan sürdü. Sonunda belki de mutlu olabileceğim birçok fırsatı ise hiç başlamadan elimin tersiyle ittim. Belki biraz çaba harcasam mükemmel bir ilişkiye sahip olacakken çabalamadım. Sebebi de yıllar öncesine dayanıyor. O aşık olduğum kız için yapmadığım şeyleri ondan sonra tanıdığım kadınlara da yapasım gelmedi. Bugün bile tüm mutsuzluklarımın sebebi bundan kaynaklanıyor belki de. Hala kadınlar için ekstra bir çaba sarf etmiyorum.

Yavşak bir tip olmadığım için çok fazla kadın olmadı hayatımda. Hoşlandığım kadınlar oldu tabii ara ara. Kimisi girdi hayatıma. Kimisi gereğinden fazla kendini naza çekti ben uğraşmadım. Kimisi bana yüz vermedi. Ben de güçlü, gururlu erkeğim ya güya. Hiçbirinin peşinden koşmadım. Bu konularda kimseye karşı da zayıf görünmedim. (Sanki çok büyük meziyet amk)

Kimseye zayıf görünmedim ama ne varsa da içimde yaşadım. Gecenin sessizliğinde sabahlara kadar oturup kağıda bir şeyler karalayıp karalayıp sildim. Zaman zaman derin düşüncelere daldım. İçtim. Bazen çok fazla içtim. Zayıf düştüğümde de arkadaşlar koltuk çıktı. Ama köpek gibi aşık olduğum kişiye bile asla zayıf görünmedim. (Yeniden söylüyorum. İyi bok yedim amk)

20’li yaşların başında yaşadıklarım bunlar. Yaşıtlarım gününü gün ederken ben böyle triplere girmiştim o zamanlar. Şimdi atlattım tabii. Ama o zamanlarda bile yapmadığım şeyi şimdi de yapmıyorum. Kadınlarla gevşek gevşek konuşup istediğimi elde edene kadar yavşaklık yapmıyorum. Bu saatten sonra yapamam da. Sonuç: Yalnızım 🙂

Şimdi biraz daha açık konuşmaya başlıyorum. Ara sıra sevgililerim oldu demiştim. Bazen de ‘takıldığım’ kadınlar oldu. Bu olurken de asla kimsenin duygularıyla oynamadım. Karşılıklı beklentiler aynı olduğu zamanlarda bu şeyler gerçekleşti.

Şimdiye kadar bu yazdıklarım çerçevesinde duygusal bir insan olduğumu anlamışsınızdır herhalde. Öyleyim evet. Hayat da her zaman güzel gitmiyor. İş, aile, özel hayat falan bazen ofsayta düşüyoruz ve duygusal açıdan çöküntüler yaşayabiliyoruz. Yine öyle zamanlardan bir tanesiydi.

Arkadaş vasıtasıyla bir kadınla tanıştım. İsmine hadi Deniz diyelim. İlk buluşmamızda kahve içtik bir yerde ve randevu güzel geçti. Aradan birkaç gün geçtikten sonra ikinci buluşma için evime davet ettim. Kabul etti.

Zor günler için sakladığım, içinden en fazla birkaç kadeh içilmiş litrelik bir viskim vardı. Biz o gece o viskiyi sohbet muhabbet eşliğinde bir güzel gömdük. Ve şunu da söyleyebilirim ki inanılmaz kaliteli bir insandı. Birazcık konu dışına çıkıp şöyle bir örnek vericem hatta. Viskimiz bittiğinde bira almaya karar verdik ve tekele gittik biz beraber. Biraları o ısmarlamak istedi, kabul ettim. Hesap ödeyeceğimiz sırada da kredi kartını çaktırmadan bana verip şifreyi söyledi kulağıma hani küçük düşmeyeyim diye. Henüz 2 kere gördüğüm bir insandan beklemediğim bir ince düşünceydi ki bu tarz şeyleri de asla takmam. Almadım da zaten kartını, o ödedi.

Neyse. O biralar da bitti. Benim aklımda tek bir şey var, sevişmek. Tabii bunun olup olmayacağını erkek değil, kadın bilir her zaman 🙂 Neyse ki onun beklentisi de bu şekildeymiş. Ama bunun sınırı ne olacak? Sonuna kadar mı gidilecek yoksa ön sevişme olarak mı kalacak? Onu da o biliyor.

Gecenin bir hayli geç saatlerinde söz konusu bu olay başladı. Belli bir noktaya geldiğimizde de beni durdurdu ve devamını getirmek istemedi. Saygı duydum. ‘Bana sarılır mısın?’ dedi, sarıldım. Bir süre hiç konuşmadık. Sonra ‘Sarılmak dünyanın en huzur veren şeyi’ dedi. Bir yabancı olmama rağmen.

Hem sarhoş olmamın, hem de karşımda bir yabancı olmasının etkisiyle ben de ondan bana sarılmasını istedim. O tanıdığım bir insan olsa bunu isteyebilir miydim bilmiyorum. Sonra ben arkamı döndüm ve o bana sarıldı. Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyordum hayatımda ve gerçekten huzur vermişti.

Sarıldı, başımı okşadı, dizine yatırdı… Bu bir zayıflık göstergesi mi bilmiyorum ama o an o yabancının önünde zayıf duruma düşmüştüm. Ama çok iyi gelmişti. O an sarılmayı, sevişmeye tercih ederdim. O gece sevişmedik. Bazen ben ona sarıldım, bazen o bana. Sabaha kadar da böyle devam etti.

Sonra bir daha onunla görüşmedik. Bir iki kere telefonda konuştuk ama daha sonra o da kesildi. Sevgililik kriterlerimiz birbirine uymuyordu, sevgili olmadık. Arkadaş da kalmadık. Bir daha da onu görmem sanırım hayatımda.

Ama ikimizin de böyle bir şeye ihtiyacı varmış o dönem. Bir geceliğine ilaç olduk ikimiz de birbirimize.

Şu an saat gecenin 1 buçuğu. Yine bir duygusallık var üzerimde. Bilmiyorum ama keşke biz erkekler hep güçlü görünmek zorunda kalmasak be abi. Keşke bazen de bize sarılan birileri olsa. Biz de insanız lan! At değiliz ki…

Kaynak: https://storia.me/tr/@tuco/bir-erkek-icin-sevismek-1fktw7