Tasarruf yapmak isterken okulun tavuk döner baronu haline gelen öğrenci – biliyomuydun.com

Tasarruf yapmak isterken okulun tavuk döner baronu haline gelen öğrenci

Ekonomi 22 Mart, 12:07'de eklendi

Tasarruf yapmak isterken okulun tavuk döner baronu haline gelen öğrenci

Kimsenin tavuk döneri lezzetli bulduğunu düşünmüyorum. Yani kırmızı et varken neden beyaz et tüketsin ki insanlar. Nedenini söyleyeyim, ucuz diye.

Et döner tabii ki daha lezzetli ama tavuk döner de ucuz. Tavuk döner bütçe dostu. Öğrencilerin olmazsa olmazı. Fiyat performans canavarı. Bu yüzden bir lise öğrencisinin temel gıdasıdır tavuk döner.

Lisede bizim bi arkadaş vardı Anıl diye. Biliyorsunuz ağaç yaş iken eğilir. Anıl da yapı olarak serseri bir çocuk olmaya çok müsaitti.

Birazcık kötü çevreyle Anıl sigaraya, alkole, hatta belki uyuşturucuya bile başlayabilirdi. Zaten bizim aramızda da ilk sigaraya başlayan Anıl olmuştu.

Bir gün babası Anıl’ın sigara paketini yakaladı. Bu paketi yakaladıktan sonra da bir tanecik oğlu sigaraya alışmasın bu yaşta diye durumu iyi olmasına rağmen Anıl’ın cep harçlığını epey bir düşürdü. Babası Anıl’a öyle küçük bir para veriyordu ki Anıl o parayla sadece yemek yiyebiliyordu. Alkol sigara falan asla.

Canım kardeşim Anıl da sigara alabilmek için boğazından kesti. Her gün tavuk dönere vurdu kendini. Yarım ekmek tavuk döner 1 liraydı bizim lise zamanımızda. Anıl, günlük yemek masrafını 1 liraya indirdi ama yine de aldı sigarasını.

Ailesi farkında olmadan Anıl’a büyük bir kötülük etmişti aslında. Anıl, sigara – alkol gibi şeylere başlamasın diye uğraşıyorlardı.

Ama Anıl, onların yüzünden tavuk dönere başlamıştı. Tavuk döner, sigaradan da alkolden de daha kötü bir alışkanlıktı.

Daha da kötüsü, Anıl bizi de tavuk dönere alıştırmıştı. Biz her gün okul kantininde 5 liraya yemek yerken Anıl 1 liraya karnını doyurabiliyordu.

Dedik biz mal mıyız burada kazıklanıyoruz. Biz de tavuk döner yiyelim madem. Az para değildi. Haftaya yansıttığın zaman 20 lira. Aya yansıttığın zaman 80 lira. 2007 yılından bahsediyorum, öğrenci için deli paralar bunlar.

Yalnız o tavuk döneri yiyebilmek için okuldan kaçmak gibi küçük bir risk alınması gerekiyordu. Çünkü okul kantininde tavuk döner 2 buçuk liraydı.

Beşiktaş Çarşı’da ise 1 lira. Tabii ki Beşiktaş Çarşı’ya gidip yemeliydik. Ama nasıl? 10-15 kişi topluca nasıl kaçacaktık okuldan.

Onu da şöyle çözdü Anıl. Adam gibi adamlık örneği göstererek tek başına okuldan kaçıyor sırt çantasıyla birlikte. Beşiktaş Çarşı’ya gidiyor.

Tavuk dönerleri yaptırıp onları sırt çantasına dolduruyor ve okula geri dönüyordu. Evet güzel taktikti. Aylarca işledi en azından. Biz aylarca 1 liraya tavuk döner yedik.

Bir zaman sonra o yarımlar bizim gözümüzü doyurmamaya bile başlamıştı. ‘Ulan kaç kez geliyoruz bu dünyaya sanki’ deyip artık tam ekmek tavuk döner yiyorduk.

O ise 2 liraydı. Buna da Anıl alıştırmıştı bizi… Pezevenk sanki tavuk dönerciyle anlaşmışçasına bizi de tam ekmek yemeye zorluyordu.

Yarım ekmek yemek isteyen olduğu zaman ‘Hepimiz ölecez ye gitsin, can boğazdan gelir, kaç kez geliyoruz bu dünyaya’ gibi ikna kelimeleriyle onu tam ekmek yemeye teşvik ediyordu. Bu kelimeler de fayda etmediği zaman ‘O kadar riske giriyorum okuldan kaçarak, yarım ekmek için mi?’ diyerek vicdanlara oynuyordu.

Bir zaman sonra işleri büyüttü Anıl ve okulun tavuk döner baronu oldu. Aldığı tavuk dönerleri üzerine yüzde 50 kar koyarak satmaya başlamıştı. 1 liraya aldığı yarım ekmeği 1 buçuğa, 2 liraya aldığı tam ekmeği 3 liraya satıyordu diğer sınıflara.

Hatta bir zaman sonra alt sınıflardan birkaç tane eleman bile aldı kendine. Artık dönerleri almaya çocukları gönderiyor, kendisi sadece muhasebeye bakıyordu.

Sigara harçlığını çıkarabilmek için bu işe giren Anıl sigarayı da bırakmış, puroya başlamıştı. Tam bir kapitalist patron olmasına sadece bir adım kalmıştı. O adım da şuydu.

Bir gün kar marjını arttırmak isteyen Anıl, güneş gözlüklerini takıp tavuk dönerciyle bir çeşit anlaşmaya varmak üzere masaya oturdu:

“Ben her gün şu kadar döner alıyorum buradan, bana indirim yap. Yarım ekmek döneri 75 kuruşa ver. Yoksa başka dönerciyle anlaşırım.”

Tavuk dönerci eline bir hesap makinesi alıp bir şeyler hesapladı. Bir sigara yaktı. Derin bir nefes çekti sigarasından. Çektiği dumanı üflerken şunu dedi:

+Günde en az 50 yarım alırsan 95 kuruşa bırakırım.

-80 kuruş!

-En az 60 döner 80 kuruş!

+60 döner 85 kuruş!

-Anlaştık.

Anıl ertesi gün elemanlarını da alarak gitti tavuk dönerciye. “Bak bunlar benim elemanlar abi. Bu çocuklar geldiği zaman döneri ucuza veriyorsun tamam mı” diyerek elemanlarıyla dönerciyi tanıştırdı.

Anıl artık yarım ekmek döneri 85 kuruşa alıp 1 buçuk liraya, tam ekmek döneri 1,70 liraya alıp 3 liraya satıyordu. Günde en az 60 yarım ekmek dönerden eskiden 30 lira kazanırken yeni anlaşma sonrası 39 lira kazanıyordu.

Her biri günlük 3 liradan 3 elemanın giderini çıkar, 30 lira net kar. Hiç fena değildi doğrusu. Haftada 150 lira. Ayda 600 lira. O zamanın parasına göre asgari ücretten fazlaydı Anıl’ın kazancı.

Büyük düşünüyordu Anıl. Kazandığı paraya dokunmuyor, seneye kadar para biriktirip kendi tavuk dönercisini açmayı planlıyordu. Böylelikle daha da çok kar edebilirdi. Fakat işler planladığı gibi gitmedi.

Bir gün elemanlardan bir tanesi sırt çantasında 23 tane yarım ekmek dönerle okul müdür yardımcısına yakalandı.

Müdür yardımcısı çocuğu alıp odasına götürdü ve azarlamaya başladı. “Dışarıdan yemek almak yasak bilmiyor musunuz! Siz burada zehirlenseniz biz ne hesap vereceğiz ailenize” gibisinden sözlerle yerin dibine soktu çocuğu. Sonra sorgu başladı.

O kadar yemeği kime aldın, nasıl aldın, okuldan nasıl çıktın gibisinden bunaltıcı sorularla iyice bir terletti çocuğu.

Müdür yardımcısı çocuğu disipline göndermekle tehdit edince günlük sadece 3 lira kazanan çocuk bu paraya değmez deyip soruşturmanın seyrini değiştiren şu ifadeleri kullandı: ‘Ben Anıl’ım adamıyım’.

Haydaa. Anıl da nereden çıktı şimdi? Git bana Anıl’ı getir dedi müdür yardımcısı.

Zavallı çocuk geldi bizim sınıfa ve kapıyı vurdu. E tabii öyle elini kolunu sallaya sallaya girecek değildi ya.

-Anıl Bey’le görüşecektim.

+Randevunuz var mı?

-Yok ama Fırat derseniz kabul eder…

Djskldja şaka şaka. O kadar da değil *mk.

Anıl Fırat’ı eli boş görünce ilk önce küplere bindi tabii. ‘Nerede lan tavuk dönerler’ dedi hiddetle. Fırat sadece 1 yaş küçük olmasına rağmen abi diye hitap ediyordu Anıl’a.

‘Anıl abi, müdür yardımcısı seni çağırıyor’ dedi mahcup bir şekilde. O sırada para sayan Anıl, bir tomar parayı cebine koyarak Fırat’la beraber müdür yardımcısının odasına indi.

Kapıyı çaldı Anıl ve içeri girdi Fırat’la. Bir baktı ki diğer iki elemanı da orada. Fırat bildiğin çözülmüş. Her şeyi anlatmış. Bütün o tavuk döner ağından haberdar olmuş müdür yardımcısı.

4’ü de disiplin kuruluna sevk edildi öğrencilerin. Diğer 3 elemanı uyarı cezası verilirken Anıl 1 hafta uzaklaştırma aldı. Anıl’ın tavuk dönercilik kariyeri işte böyle sonlanmıştı.

Anıl, şanına yaraşır bir şekilde sonlandırdı ama esnaflık kariyerini. O ana kadar biriktirdiği 800 lirayla 1 hafta boyunca krallar gibi tatil yapıp döndü okula.

Biz İstanbul’da okula hırkayla giderken o Antalya’da bir hafta boyunca tenini bronzlaştırdı. Okula dönünce de nispet olsun diye kolunu bağrını aça aça geçti hocaların yanından bir süre. Anıl sen nasıl bir kralsın ya.

Aradan 11 sene geçti. Anıl şimdi tavuk dönerci değil tabii ki. Baba mesleğini devam ettiriyor. Babasının taksi plakası vardı bir tane, onu kiralıyor. Geçen gün haberlerde gördüm, protesto sırasında Çağlayan’a gitmiş Uber’e bok atıyordu.

Şöyle bir kampanya beklemiyor değilim aslında Anıl’dan. Taksime binene yarım ekmek tavuk döner bedava. Müşteriye memnuniyet, ona nostalji olurdu

Kaynak: storia.me
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.