17 Yıl Kanada’da Yaşadıktan Sonra Türkiye’ye Dönmeye Karar Veren Bir İnsanın Hikayesi – biliyomuydun.com

17 Yıl Kanada’da Yaşadıktan Sonra Türkiye’ye Dönmeye Karar Veren Bir İnsanın Hikayesi

Yaşam 16 Ocak, 13:38'de eklendi

17 Yıl Kanada’da Yaşadıktan Sonra Türkiye’ye Dönmeye Karar Veren Bir İnsanın Hikayesi

Bugüne kadar Türkiye’yi terk edip yurt dışına yerleşme hikayelerini her yerden duyduk, şimdi sıra terk ettikten sonra geri dönmeye karar veren bir insanın hikayesinde.

17 yıldır kanada’dayım. maaş tatminkâr, evimi aldım, hayalimdeki işi yapıyorum, hayat rahat. ama gene de yaşanacak yer değil.

1 sene sonrasına türkiye’ye dönüş kararı aldım. kafa sağlığı her şeyden daha önemli. anlatayım…

kanadaya 2002’de 4 yıllık işletme eğitimi için geldim

bitti. sonrasında banka da çalışmaya başladım. ama nefret ettim, kanada’dan ve her şeyden soğudum.

işletmeyi aile zoruyla okuduğum için sonrasında hep hayalim olan, ülkenin ilk kurulmuş olan en iyi tasarım bölümüne burslu girdim.

dereceyle bitirdim. hayatımın en güzel yıllarıydı. arkadaşlıklar, dostluklar inanılmazdı. ilk defa kendimi kanada’nın gerçek bir parçası olarak hissettim.

gecelerce sabahladığım, 30’a yakın beraber ağlayıp güldüğüm dost edindim. yaşamadığım şey kalmadı arkadaşlarımla.

beni türkiye’de ziyarete gelip rakı balık yaptığım, dünyanın bir ucunda evlenip topluca düğününe gittiğimiz, sırf karlı havada uzun yola çıkıyorum diye bana yol arkadaşı olan,

hayatımda hiç kopmayacağım türk gibi 10’a yakın, kapısını her daim çalabileceğim kanadalı arkadaşlıklarım oldu. en ufak yabancılık hissi yaşatmadılar.

4 sene sonra tasarım bitti, yaş 29 oldu

ailem önce bilkent 2 yıllık, sonrasında yurt dışında 2 üniversite okuttuğu için artık para isteyemedim. montreal’e taşındım.

tasarımda iş bulmak kolay değil, hele ki montreal’de (fransızcanız olmadan) imkansıza yakın… 7-8 ay boyunca birçok işte çalıştım.

bulaşıkçılık, et kesiciliği, delivery (kurye), garsonluk, araba yıkama vs… sonunda derme çatma bir tasarım ofisinde işe girdim, yanımda gaz sobasıyla çalıştım. ama yılmadım.

sonrasında toronto’ya taşındım ve hayalimdeki işe girdim

kanada devletinin ve boston’daki mit üniversitesi’nin desteklediği, yürüme engelliler için exoskeleton projesinde endüstri tasarım sorumlusu oldum.

daha sonrasında da rehabilitasyon robotları, yaşlılar için bel robotu, kol ve ayak robotları vs derken şimdi de firma da project manager oldum.

maaşım hayli tatminkâr, toronto’da göl manzaralı ve şehir merkezi yakınındaki evimi aldım vs vs… bunları şunun için anlatıyorum.

hayatım 9-5, inanılmaz güzel. iş arkadaşlarım, ortamın rahatlığı, dedikodusuz bir iş hayatı, şehir merkezinde çalışmak, özgürce işini yapmak gerçekten değerli.

5 senedir mesleğimde her türlü tatminlik seviyesine ulaştım. yürüme engelliler ayağa kalkıp yürüdü, sevinçten robotun içinde ağladılar.

eşlerine göz hizasında sarılabildiler. hayatları değişti. bir şekilde hayatlarına dokundum. bir tasarımcı olarak yaşattığı haz kelimelerle anlatılamaz…

ama maalesef iş bir yere kadar. saat 5’ten sonra bir hayat daha başlıyor. okuldan çok az arkadaşım bu şehirde ve yetmiyor.

çok izole bir ülke kanada. kolay değil. arkadaşlarla buluşmak zor, insanlar sürekli sosyalleşmek istemiyor.

çoğu zaman bizdeki “dram” olayı yok. çok derine inemiyor muhabbet. yüzeysel kalıyor. onlar da zaten hiçbir sorununu kolay kolay paylaşmıyor.

üstüne türkler kendi hallerinde hayatın ve gurbetin getirdiği zorlukta bireyselleşiyor. garip bir kanada moduna giriyorlar. dolayısıyla iyice yalnızlık baş gösteriyor.

her gece yemek yap, ot (biraz da viski) iç, playstation oyna veya netflix ile geceyi bitir ve uyu… tüm kış 5-6 ay minimum böyle geçiyor, yaklaşık 5 senedir.

yazın gene aktif, güzel ve sağlıklı günler oluyor ama kasımda kar düşmesiyle ister istemez gene aynı döngüye giriyor insan.

bir de üstüne üstlük evli barklı ama hala yalnız olan türkleri görünce artık bir karar vermem gerekiyordu.

gemileri yakıp gelmemiş türklerin çoğu mutsuz. eğer göçmenlerin kökleri burada ve kalabalık değilse, akraba yoksunluğundan, çocukları dedesiz, babaannesiz…

kısaca yalnız büyüyor. sosyal gelişim açısından çok önemli, hele ki erken yaşlarda. zaten yabancı bir kız arkadaş istemiyorum.

çok denedim ama uzun vadede her şey çok mekanik oluyor ve ruh kalmıyor. eve yorgun argın gelince bir süre sonra ingilizce konuşmak zor gelmeye başlıyor.

anne yabancı olduğunda türkçe vermek çok zor, çocuğumla hep ingilizce konuşmak zorunda kalmayı istemiyorum.

19 yaşında geldim buraya ve 36 yaşındayım

dille ilgili en ufak problemim yok. ama temel nerede oturmuşsa ondan kopulamıyor. espri anlayışı bir kere türkçe olunca ingilizce kesmiyor.

eğer burada doğup büyümüş olsaydım veya 11-12 yaşında gelmiş olsaydım çok farklı olurdu. ama öyle değil maalesef.

okul sonrası 7 senedir aynı rutin iş hayatı… 8. senesinin farklı olma olasılığı çok düşük. bu rutin, durağan hayat insanı an ve an bitiriyor.

okul hayatı gibi değil, aldatmasın sizi. iş hayatı çok farklı. her yönden her gün oklar yiyebiliyorsunuz, ve gurbet ister istemez insanı etkiliyor.

eğer türkiye’den, gemileri yakarak nefret edip gelmediyseniz işiniz biraz zor. o zaman özlem daha fazla oluyor. dikkatli olun derim.

 

Kaynak: eksisozluk.com

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.