2023 bir adım kala Türk ordusu. Güvendiğimiz Ordumuz!

Sevgili okuyucularım, ülkemizde bugüne kadar eşi menendi görülmemiş olaylara tanık oluyoruz, inanmakta zorlanıyoruz.
İşte size “Güvendiğimiz” Türk ordusu!
10 Kasım günü Anıtkabir’de ordu-millet el ele sloganıyla kendileri tarafından düzenlenmesi öngörülen etkinliği son anda iptal eden Türk ordusu!
Niçin iptal ettiklerini de kendileri açıkladı:
“Güvenlik sorunu varmış!..”
İyi de, o gün Anıtkabir’e on binlerce insanımız aktı.
Askerin vardı da sivillerin güvenlik sorunu yok muydu?
Kaldı ki Anıtkabir’in A’dan Z’ye korunması askerin sorumluluğu altında.
Siz hangi güvenlikten söz ediyorsunuz.
Bir ülkenin koskoca silahlı kuvvetleri bu kadar “Ürkek” olabilir mi?
Güvenlik sorunu akıllarına son anda mı geldi?

Hayır!.. Kusura bakmasınlar ama, kim ne derse desin iptal işleminin gerçek gerekçesi bu olamaz.
İşin özü şudur:
Genelkurmay Başkanı Hulusi Bey’e o gün en yükseklerden bir talimat geldi:
“Siz askerler olarak bu Anıtkabir olayına falan hiç girmeyin. Ordu millet el ele sloganı darbe dönemlerini çağrıştırır. Çekin elinizi ayağınızı bu işten!..”
Ve güvendiğimiz (!) ordumuz bu kesin talimat sonrasında, girişimini son anda iptal etmek zorunda
kaldı.

Aynı ordumuz iki gün önce ilginç bir karar daha aldı kaldı!
Askeriyede çalışan ve sayıları on binlerce kişiye ulaşan kadınlı erkekli sivil memurlar için alınan önemli bir karar:
Kadın memurlar örtü takabilecek, erkek memurlar sakal bırakabilecek.
Vay anasını sayın seyirciler!
Bu kararı Hulusi Bey acaba kendi özgür iradesiyle mi aldı, yoksa yine en yükseklerden bir talimat mı geldi?
Bunları boşuna sormuyorum.

Anımsayınız, hükümet
bundan bir süre önce aldığı bir kararla kadın polis
memurlarının örtülü olmasına izin vermişti.
Türbanlı kadın polisler!
Kepin altında örtüler…
Saçların gözükmesi günah olduğundan, yasak!

Anlaşıldığı kadarıyla askeriye şimdi bu konuda yavaş yavaş ısındırma turlarına geçiyor.
Sivil memurlardan sonra, üniformalı kadın ve erkek askerler için de aynı karar alınırsa sakın ola ki şaşırmayın:
“Kadın subay ve astsubaylar türban takıp örtünebilir.”
“Erkek subay ve astsubaylar sakal bırakabilir.”
Olmaz olmaz demeyin, bugünkü Türkiye’de her şey olur!

Atatürk’ün ordusu!..
Bir zamanlar güvendiğimiz ordumuz!..
Kime ne diyeyim.

Okunması gereken çok ilginç kitaplar

Aşağıda size kısa bir liste sunacağım. Hepsi yeni çıkan çok ilginç kitaplardan oluşuyor ve aslında her biri için ayrı bir yazı yazmak gerekiyor. Ancak gündem o kadar yoğun ki, ayrıntılı yazmaya sıra gelmiyor. İşte onlardan bazıları:
– Gazeteci arkadaşımız İsmail Saymaz’ın kitabı “Fıtrat. İş Kazası Değil Cinayet.” (İletişim Yayınları.) Soma faciası gibi Türkiye’de işverenlerin ve patronların ihmali nedeniyle iş kazalarında can veren gariban işçilerin olayları anlatılıyor.
– Emekli Albay Erdal Sarızeybek’in kitabı “Saray’daki Gizli Tarikat.” (Destek Yayınları.) Ne olduğu zaten isminden anlaşılıyor. Özal’lar ve bugünküler dahil kutsal inançlarımızı siyasete alet eden tarikatçıların gerçekleri.
– Emekli albay, son kumpaslarda yıllarca hapis yatırılan Mustafa Önsel’in kitabı “Aşil’in Topuğu. FETÖ’nün O Gecesi.” (Alibi Yayıncılık.) Darbe gecesi, öncesi ve sonrası anlatılıyor. Darbe saati niçin öne çekildi, FETÖ’nün son kalesi neresiydi, askeri birliklerde yaşanan kanlı olaylar ve çok sayıda bilinmeyenlerin açıklaması.
Ergün Poyraz ve Yasemin Özben’in kitabı “Evlat.” (Bilgi Yayınevi.) Taciz ve tecavüz mağduru çocuklar, küçücük yaşta en ağır işlerde çalıştırılanlar, çocuk cezaevlerinde yaşanan korkunç olaylar. Evlatlarımız hakkında muhteşem bir araştırma.
– Araştırmacı yazar Erol Mütercimler’in kitabı “İsyanlar, İhtilaller, Darbeler. Herkesin Bildiği Sır.” (Asi Kitap.) Ülkemizde Atatürk dönemi dahil yaşanan isyanlar, sivil ve askeri darbeler, Atatürk, Cumhuriyet ve laik devrimlere karşı kurulan komplolar ve Fetullah olayı.
– Emekli büyükelçi, belgeli araştırmalarıyla tanıdığımız Bilal Şimşir’in son kitabı “İngiliz Belgeleriyle Sakarya’dan İzmir’e. 1921-1923.” (Bilgi Yayınevi.) Milli Mücadele döneminin bilinmeyen belgeleri.

Darbeci mezarlık bekçisi

Kars Cezaevi’nden yazılan ve elime dün geçen mektupta yine kara mizah gibi ilginç hususlar var. Yazan mezarlık bekçisi Murat Bekdemiroğlu.
Üzerinde hiçbir yorum yapmadan size iletiyorum:
“Sayın Emin Bey, mağdur edilen kişilerin sesi olduğunuz için saygılar sunarım. Bu mektubu size yazma nedenim yardım istemek amacıyla değil, yalnızca ‘Mağdur edebiyatı yapıyorlar’ denmesinden dolayıdır. Bu yüzden hukuk tarihine girmek istiyorum.
Ben ne AKP’liyim, ne FETÖ’cüyüm, ne de darbeciyim.
Sadece Kars şehitlik mezarlığı bekçisi idim.
15 Temmuz darbe gecesi evimde otururken şehitlikten sorumlu üsteğmen tarafından telefonla arandım. Kars Belediye Başkanı ile önemli bir konu hakkında görüşmeleri gerektiğini söyledi ve adresini bilip bilmediğimi sordu.
Tarif ettim. Ancak üsteğmen tarifi anlamadığını söyledi ve ilgili adrese kendisini götürmemi istedi.
Üsteğmenin benim işim gereği bir isteği olduğunu düşünerek yardımcı oldum.
Bana darbe olduğunu falan belirtmedi. Olay bundan ibarettir.
Daha sonra adalete ve mantığa uygun olmayan iddia ve ithamlarda bulunularak ve Kars’ta darbeden sorumlu kişi olduğum iddia edilerek tutuklandım.
İsmimi yayınlayabilirsiniz. Yayınlarsanız sevinirim. Teşekkür ederim.

Emin Çölaşan