29 Ekim ve 10 Kasım’da orada olacağız!

29 Ekim ve 10 Kasım’ı içine alan “Ankara’da toplantı, gösteri, yürüyüş yasağının” tek nedeni var ortak: Korku…

Bizler “öldük-bittik” diyoruz…
Onlar “ölüp-bitmediğimizi” biliyorlar…
Taşına, toprağına, suyuna sinmiş memleketin…
Kes canını, kırmızı akar…
Kuşların özgürlükten yana uçtuğunu anlıyor… Dağların bağımsızlığının farkında… Denizlerin her rüzgarda daha çok dalgalandığını görüyor…
Nehirlerin tersine akmayacağını biliyor…
Korkuyor…

Bu yasak onun için…
Geleceklerin korkusudur…

29 Ekim ve 10 Kasım…
Aydınlanma tarihimizde iki önemli gündür…
Mustafa Kemal ve cumhuriyet…
Birincisi; yüreğimiz…
İkincisi; aklımızdır…
Her ikisini tek pakette yasaklamak ise tek kelimeyle:
Korkudur…

Cep telefonumda bir mesaj hâlâ duruyor:
“…Ülken ve vatanın için gösterdiğin kahramanca direnişten vazgeçme…. Ülkeni işgale kalkan hainlere dersini vermek için direnişe ve demokrasi nöbetine devam… Meydanların sahibi aziz millettir- Recep Tayyip Erdoğan…”
Otomatikman beni de çağırıyor…
Gece vakti…
İnsanları yatağından kaldırıp tankın önüne çağırırken tehlikede değiller de, atalarını anmaya gittiklerinde mi
“tehlike” geldi aklına?..

Pekiiii…
“Darbe olacağını bilmedin de, bombalı teröristlerin Ankara’ya geleceğini bir buçuk ay önceden mi bildin?” diyeceğim ama…
Mesele o değil…
Korkusunu silmek-bitirmek istiyor…
Ne silinir, ne biter…

29 Ekim’de cumhuriyete koşacağız…
10 Kasım’da Mustafa Kemal’e gideceğiz…

Bekir Coşkun