Simsiyah

Okumak yasak, şarkı söylemek yasak, aşk yasak, şiir yasak, bilim yasak. Bu siyah bölgeler işte bu cehalet ve baskı yüzünden simsiyah.

“Peygambere Allah tarafından inen ilk ayet “İKRA”. Yani: “OKU”. Şimdi bu bilgi ışığında aşağıdaki haritadaki simsiyah bölüme utançla bakınız:

Bu siyah bölgelerin ortak özelliği İslam toprakları olmaları.

Ne acı değil mi? Allah’ın peygambere ilk sözün “OKU” olduğunu tüm Müslümanlar biliyor ama İslam ülkelerinde hiç kimse kitap okumuyor.

Bu siyah bölgelerin başka özellikleri var:

– Tamamı kuyruklu faşistler tarafından yönetiliyor.

– Tamamının doğal ve beşeri kaynakları, Allah’ın adını ağzından eksik etmeyen hırsızlarca soyuluyor.

– Tamamında diktatörlük var.

– Kadınlar tamamında ikinci, hatta üçüncü sınıf. Kadının tek görevi döl vermek, çocuk üretmek.

– Çocuklar tamamında çocukluğunu yaşayamıyor. Kızlar çok genç yaşta evlendiriliyor ve neredeyse hiç okutulmuyor. Erkeklerse ülkenin durumuna göre daha okumayı öğrenmeden tabanca kullanmayı öğreniyor.

Adı kölelik olmasa da, grev hakkı, toplu sözleşme hakkı olmayan milyonlarca yoksulun gece gündüz en ağır işlerde, en verimsiz şartlarda çalıştığı bir tür kölelik hakim bu coğrafyada.

Bu siyah bölgenin tamamında ne kadar kibirli ve cahilsen, o kadar yükselme şansın var.

Bu siyah bölgelerin tamamı tam ABD’nin, İsrail’in, Avrupa’nın istediği gibi; bütün bir ülkeyle uğraşmaları gerekmiyor, baştaki alçakları satın almaları yeterli.

Bu siyah bölgelerin tamamında ahlaksızlık en üst seviyede. İnsana insan diye bakılmıyor buralarda, kitlelere düşen tek görev miting alanlarına toplanıp, kanlarını emen faşist domuzları alkışlamak.

Okumak yasak, şarkı söylemek yasak, aşk yasak, şiir yasak, bilim yasak. Bu siyah bölgeler işte bu cehalet ve baskı yüzünden simsiyah.

Diyeceksiniz ki, “Ama Türkiye’ye haksızlık olmuş. Türkiye tam onlar gibi değil”

Evet, doğru. Değil.

Ama “henüz” değil.

Bu ülkelerin hiçbirinde, Türkiye’deki gibi organize bir yalan ve şer şebekesi yok.

Bu şebeke, adım adım, bizi de simsiyah bir ülke yapmak için çalışıyor.

Bilimle, sanatla barışık hoşgörülü ve tahammüllü İslam anlayışı, yerini hızla linç kültürüne, kibir imparatorluğuna, düşünce diktatörlüğüne bırakıyor.

Bu alçaklar dikilen gökdelenlerle övünüyorlar ama eğitimi bu kadar hiçe saymakla yakında o gökdelenleri inşa edecek mühendisimiz bile kalmayacağını düşünmüyorlar. Nasılsa simsiyah bölgelerin tamamında İngilizlerin, Japonların yaptığı gökdelenler, havalanları, köprüler var. Parasıyla değil mi?

Hazreti Muhammed’in bitirmeye çalıştığı “cahiliye dönemi”, hızla yayılan kanser gibi her yeri ele geçiriyor. Hem de ağızlarından Allah, Muhammed sözünü eksik etmeyenler tarafından.

Henüz simsiyah değiliz.

Ama saraylara harcanan her servette, üstü kapatılan tüm yolsuzluklarda, toprağa verilirken yuhalanan her gençte, sessizce alıp verdiğimiz her solukta, alnımıza bir kara leke daha vuruluyor.

Taa ki hepimiz simsiyah olana dek.

Ateş İlyas Başsoy

Dünyalılar