A Serious Man: Matematiksel Yaşamın İflası Üzerine Bir Coenler Dramı

Farklı kurgu teknikleri ve derin analizleriyle bizi emsalsiz sorunlara ve sorulara itmeye alıştırmış olan Coenler ve onların sıradışı yapıtı ‘A Serious Man’e geçmeden önce bilim dünyasını sarsan ve 2002 yılında tarihin en güzel deneyi seçilen “Çift Yarık Deneyi”nin sonuçlarından biraz bahsedelim:

Bu deneyin ilk zamanlarında elektronların sadece dalga özelliği gösterdiği kanaatine varılmıştı. Oysaki o zamana kadar tam tersi savunuluyordu, yani elektronların sadece parçacık halinde hareket ettiği. Fakat deneye bir gözlemci eklendiği zamanki sonuç bilim dünyasını şaşırtmıştı. Dalga özelliği gösteren elektronlar deneye bir gözlemci eklendiği zaman parçacıklar halinde hareket etmiştir. Bu garip davranıştan daha ötesi ise, elektronların sanki gözlemciden haberi varmış gibi bir tutum sergilemesiydi. Bilim insanları şaşkındı, tahminleri altüst olmuştu. Peki neler oluyordu? Einstein’in kesinliğe taptığı, formüle ettiği evren düzeneği kuantumla parçalanıyor muydu?

Biraz öyle galiba. Kesinlik taşıyan dünya görüşü yerini olasılıklara bırakıyordu. Bu, her şeyden önce belirsizlikler okyanusu demekti.

Bilimsel  verilerden sosyal sonuçlar çıkarmayı iş edinen bilim insanları hep olmuştur, tıpkı Darwin’in ‘doğal seçilim’ teorisini toplumsal grupları ayırmakta kullanan Nazi bilim insanları gibi. Şimdiden insan yaşamını bilimsel kuantum sonuçlarıyla ilişkilendiren birçok çalışma mevcut. Bunlardan bazıları ütopik fikirlerle oluşturulmuş olsa da, bazıları ciddiyetle ele alınmış.

Benim kanaatim, doğaya doğru baktığımızda insan yaşamına dair birçok ipucu elde edilebileceğidir. Fakat bunu yaparken doğayı olduğu gibi görmek en temel ilke olmalıdır. Einstein’in mutlak gerçekliğinden kuantumun belirsizlik okyanusuna dalan bilgiler ışığında sinema yapıtımızı incelemeye geçelim o zaman.

Coen Kardeşler hemen her yapıtında, izleyiciye “hayat böyle dostum!” dedirten cümleler kurdurur. Bu onların yaratımlarının gerçeklikle içiçe olmasından öte, görüntünün, var olanın arkasında anlattıklarıyla, bilinçaltına yerleştirdikleriyle, olayları farklı olasılıklarıyla değerlendirmemize olanak sağlayan yapısından ileri gelir. Bu olgu Coenlerin, eserlerindeki özgün gerilimli ortam, küçük insanların yaşamlarına övgüye giden üslupla birlikte sanatlarının yapıtaşını oluşturur.

Bu Coenler üslubunun en önemli parçalarından biri de ‘A Serious Man’dir. Ana hikâyemizle doğrudan alakası olmayan bir giriş sekansı ile başlar filmimiz. Çok eski zamanlarda Yahudi bir Rus adam evine yaşlı birini getirir. Karısına onun ismini ünlediğinde farklı bir tepkiyle karşılaşır. Kadın, onun 3 yıl önce tifüsten öldüğünü ve eve gelen adamın şeytan olduğunu söyler. Hatta yaşlı adamın yemek yememesiyle düşüncesini kendince kanıtlar:”Şeytanlar yemek yemez.” Yaşlı adam kendisini savunur. Sonuç mu? Sonuçtan öte bu sahne ne ile alakalıdır, onu belirlemek lazım ki, bir sonraki günümüzde geçen sekansta, zaman ana hikayemize evrilmiş, eski bir Rus köyünde geçen bu olayın ne ile alakalı olduğu sezdirilmiştir. Hikayemizin kahramanı ve fizik öğretmeni olan Larry Gobnik, derstedir ve öğrencilerine Schröndinger’in Kedisi deneyini anlatıyordur. Eski zamanda geçen Rus köyündeki olay tam da bununla alakalıdır. Yaşlı adam ölü müdür değil midir?

Profesör Larry Gobnik, belirttiğim gibi bir fizik öğretmenidir ve Coenlerin bize sunduğu ilk problem Schröndinger’in Kedisidir. Tahtada Larry’nin mesleki zevkle karaladığı birçok matematiksel formül vardır, son matematiksel işlemi de yaptıktan sonra en kısa haliyle karşısında duran öğrencilere bu soruyu sorar: “Kutunun içindeki kedi ölü müdür değil midir?”

Coenler bizi tek bir soruda hayatla başbaşa bırakır: Kutuyu açmadan neler olabileceğini kesinlikle bilebilir miyiz? Hayır. Larry Gobnik öğrencilerine bunu öğretiyordu işte.

matematiksel-yasamin-iflasi-uzerine-bir-coenler-drami-660x330  A Serious Man: Matematiksel Yaşamın İflası Üzerine Bir Coenler Dramı Matematiksel Ya  am  n   flas     zerine Bir Coenler Dram

Ciddi bir adamdır Larry Gobnik. Disiplinli bir Yahudidir ve toplumsal kuralların dışına çıkmayı aklına getirmediği gibi bu kurallara sıkı sıkıya bağlı olarak bir mevki elde etmek için çırpınır. İlk sahnede onu, bir doktorun odasında görürüz. Profesör, rutin olarak sağlık kontrolüne gelmiştir. Bu doktor ziyaretleri filmde, Larry Gobnik’in kendi ahlaksal çizgisini yansıtan simgesel bir olaydır. Doktor iyi olduğunu söyler, iyidir çünkü ciddi bir adam olmayı başarabilmiştir, iyidir çünkü ailesiyle birliktedir, iyidir çünkü layıkıyla mesleğini yapmaktadır ve iyi bir Yahudidir, yani Tanrıyı kızdıracak bir şey yapmadığını düşünür. İlerleyen sahnelerde şunu söyleyecektir: “Ben ciddi olanı yapmaya çalışıyorum, doğru olanı yapmaya, toplumun bir üyesi olmaya…”

Tam da burada Coenlerin dramı başlar. Aslına bakarsanız hayatın dramıdır bu; çünkü hayat Einstein’ın kesinlik anlayışından çok, kuantum dünyası ile iç içedir. Bu yüzdendir ki, birçok din, milliyet-aidiyet duygusu, ahlak ilkeleri, kurallar zinciri, disiplinler olmasına rağmen yaşam bize daha önceden tahmin bile edilemeyen acı-tatlı sürprizlerle başbaşa bırakmaktadır.

İlk dram, Clive adında Asyalı bir öğrencinin Larry Gobnik’in ofisine gelmesiyle başlatılır. Profesörün bu öğrenciyle film boyunca ilişkisi bize, Yahudi öğretmenin katı kuralcılığının verdiği sınavı anlatır. Clive son sınavdan F aldığını ve hocasından bunu düzeltmesini ister, yoksa bursu kesilecektir.  Larry Gobnik için bu son derece ciddi olmayan bir harekettir. Karşı çıkar hemen. Öğrenci fiziği anladığını, kutudaki kediyi anladığını ama matematiksel işlemleri yapamadığını söyler. Gobnik, bütün kesinliğiyle şöyle cevap verir: “Matematik, fiziğin nasıl işlediğini gösterir. ASIL ÖNEMLİ OLAN BUDUR. Derste anlattığım olaylar sadece örnek, masal gibidirler, sadece kafanızda resim canlanabilmesi için..Demek istediğim ölü kediyi… ben bile anlayamıyorum.”

a-serious-man-matematiksel-yasamin-iflasi-uzerine-bir-coenler-drami  A Serious Man: Matematiksel Yaşamın İflası Üzerine Bir Coenler Dramı 341233 320Bu cümleler aslında kahramanımızın karakterinin belirgin özelliklerini içinde taşır. Fizikçiler sonuçlara ulaşmak için etkin biçimde matematik kullanır. Matematik burada amaç değil araçtır. Fakat Larry için matematik daha önemlidir; çünkü, iki kere iki her zaman dört eder. Kesindir ve ölü kedi gibi anlaşılmaz değildir. Larry Gobnik bir fizikçidir, fakat anlaşılmaz olan onu ürkütüyor gibidir. Bu yüzden, daha güvenli bir liman olan matematiğe sığınır. Hayata bakış açısını da yansıtır bu görüşü. Bütün ahlak kuralları ve disiplinleri yaşamı mutlu kılma amacını güden araçlardır; fakat Larry bu araçta boğulmuştur. Toplumsal ahlak kurallarını kendine amaç edinmiştir, ona göre bu kuralları izlerse yaşamı kesinlik içinde sürdürür, sürpriz sorunlarla boğuşmaz ve doktorun dediği gibi henüz bu görüşü yara almamıştır.

Fakat hayat, katı değildir, matematik kurallarıyla işlemez, hatta kesin bir kurala hiçbir zaman sığmayacaktır sanki, biraz elektronlar gibidir deyim yerindeyse, belirsizdir ve şaşırtıcıdır.

Larry Gobnik, öğrencisi Clive’i hayır cevabıyla ofisinden gönderdikten sonra masasında içi para dolu bir zarf bulur ve rüşvet için onu Clive’in bıraktığını düşünür, arkasından koşar vermek için; ama yetişemez. Bundan sonra hiçbir şey Larry Gobnik için kolay olmayacaktır. Birçok sorunla baş etmek zorunda kalır. İsterseniz bir bir sıralayalım onları:

Karısı kendisinden boşanıp komşusu olan Sy Ableman ile evlenmek için tartışma başlatır. Larry Gobnik şaşırır, çünkü kendisi yanlış bir şey yapmamıştır. Kuralların dışına çıkmamıştır. Karısının boşanma gerekçesi filmde tam olarak verilmezken Larry Gobnik’in sıkıcı bir insan oluşuyla alakalı olduğu sezdirilir. Profesörün kardeşi Arthur, kendilerinde kalıyordur ve lavaboyu çok kullandığı için kızıyla kardeşi arasında birçok sorun doğuyordur. Ayrıca Arthur zihinsel ve sosyalleşme sorunları olan biri olduğu için ileride farklı sorunlar doğuracaktır kardeşine. Karısıyla arası bozulduktan sonra da salonda kardeşinin yanında yatmaya başlar Larry. Çocukları ergenlik dönemiyle boğuşmakta olduğu için onların babalarına yarattıkları sorunlar ayrı ele alınır filmde. Ayrıca yan komşusu kendi bahçesini işgal etmiştir ve kaba saba bir adam olan bu komşusuyla da uğraşması gerekiyordur.

Bu zor günlerde tek tesellisi terfi beklemesidir; fakat, üniversiteye gelen imzasız mektuplar Larry’nin rüşvet aldığını belirtiyordur ve terfi olayı da zor bir duruma girmiştir.

Bu tür şeylerin neden başına geldiğine akıl erdiremez profesör. “O hiçbir şey yapmamıştır,” oysaki. Gel gör ki, matametiksel denklemlere sığdırdığı yaşamı gitgide belirsizliğe kaymaktadır ve bu onu endişelendirmektedir.

Filmde sıkça onun ağzından şunu duyarız: “Neler oluyor?” Öğrencilerine Werner Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’ni anlatırken bu şekilde bağırır Larry: Neler oluyor? Bu sözü kendi yaşamında da sıkça ünlediğini görürüz.

Gerçekten neler oluyordu? Bilim adamlarının elektronların tuhaf davranışlarına bakarken sordukları bu soru gibi Larry Gobnik kendi yaşamında bu tür sorular sorar. Ona gereken bir cevaptır. Matematikte iki kere ikinin dört etmesi gibi bir cevap. Ama bulamaz.Çünkü kesinlikten şüphe duymayı bilmiyordur. Öğrencisi Clive’i para dolu zarf için odasına çağırdığında şu diyalog geçer aralarında:

Larry Gobnik – Her hareketin bir bedeli vardır.

Clive ­- Evet, çoğu zaman…

Larry Gobnik – Hayır, her zaman. Her hareketin her zaman bir bedeli vardır.

Clive – Basit şüphe efendim. Oldukça belirsiz.

Çocukların ergenlik sorunları, karısıyla boşanma, terfi ve rüşvet suçlamaları bağlantısı ve kardeşi Arthur ile uğraşırken ve sorunlar günler geçtikçe büyürken profesör, hala kesin bir çözüm denklemi bulamamıştır. Bütün yaşamının simgesel bir özeti gibi hergün çatıya çıkıp anteni düzeltir; ama her seferinde de bazı kanallar bozuk çıkar. Bütün kanalların düzgün çektiği bir anten ayarlaması yapmayı hiç başaramaz.

a-serious-man-matematiksel-yasamin-iflasi-uzerine-bir-coenler-drami  A Serious Man: Matematiksel Yaşamın İflası Üzerine Bir Coenler Dramı pic 2104516

Larry Gobnik yaşamındaki sıkıntılara çare bulmak için  hahama gitmeye karar verir.

İlk gittiği genç bir haham ona anlamadığı bir şeyler anlatır. Ona pencereden, bir ağacın altında park halinde duran bir araba gösterir. Genç haham, profesöre, arabanın olduğu yerin cansız, sönük bir yer olduğunu söyler; ama başka bir bakış açısıyla baktığı zaman, arabanın etrafındaki ağaçları falan düşünür ve güzelliğe sahip olduğunu söyler; kısaca haham, Larry Gobnik’e bakış açısını değiştirmesini söyler. Profesör yaşamdaki sıkıntıları ayrıntılarıyla anlattığında ise, “ama hayat bu işte!” diye cevap verir. “Belki o kadar da kötü değildir.” Kendi çözüm kümesinde bu sözler kesin işe yarar bir şey sunmadığı için Larry Kobnik eli boş döndüğünü hisseder hahamın yanından.

Bu sırada hayat kendi kara mizahını oynamaya devam ediyordur. Karısıyla arasının açılmasına sebep olan Sy Ableman ölür ve olaylar öyle bir şekilde gelişir ki, ölen adamın, karısını elinden alan adamın cenaze masraflarını bile profesör ödemek zorunda kalır.

Gittiği ikinci haham ona, bir hikâye anlatır. Yıllarını bir sorunun cevabını bulmaya adayan bir dişçi hakkında. Larry hahamı dinler, sorunun cevabını merak eder; ama haham ona  kesin bir cevap vermez. Çünkü dişçi sorunun cevabını bulamamıştır. Haham, şöyle öğüt verir profesöre: “Belki de çektiğin sıkıntılar diş ağrısı gibidir, bir süre sonra kendiliğinden uçup gider.” Larry ise şöyle sorar :”Madem Tanrı cevap vermeyecekse neden soruları hissettiriyor?”

Evet, sorular var; ama cevaplar yok. Bu tür bir dünyayı Larry kabul etmekte zorlanıyordu. Kesinlik taşıyan kuralları yavaş yavaş parçalanıyordu. Neler oluyordu? Fizik ile matematiğin savaşında fizik mi kazanıyordu yoksa…

Larry bir yol ayrımında olduğunu hisseder. Birgün ofisteyken bir zarf gelir, işlemden sonra kendisine 3000 dolarlık bir ödeme yapılacağını bildiren bir zarf. Larry Gobnik ne ifade edilmek istendiğini anlar. Not çizelgesini önüne koyar ve Clive’in notunun üzerine gelir. Şimdi ciddi bir adam olmanın sınırındadır. F notunu silip C- yapar. Aynı anda telefon çalar. Doktordur kendisini arayan ve son röntgen sonuçları için gelmesini söyler.

O sıralarda ise bir kasırga yaklaşıyordur. Bu kasırga Larry Kobnik’in gelecek günlerdeki ruhsal çöküntüsünü simgeler. Yaşadığı dünyanın paramparça olduğunu hisseden bir adamın içinde kopan fırtınaları.

Böylece, Coen Kardeşler, her zaman olduğu gibi kesin bir sonuç vermeden filmi sonlandırır, tıpkı yaşamın her zaman bize yaptığı gibi. Öncesinde hiçbir şey bilemeyiz. Bu yüzden de yaşamımızı asla ve asla kesin olarak kontrol edemeyiz. Hayattaki tek cevap onu yaşamaktır, anlamlandırmak değil. Bize düşen kutuyu açmaktır, kutuyu açmadan önce kesinliği bulmak değil. Filmin başındaki Rus köyünde geçen hikâyede olduğu gibi kadın yaşlı adamın  şeytan olup olmadığını anlamak için, adama bıçak saplamıştır, yani kedinin kutusu açılmıştır.

Coen Kardeşler, bugüne kadar Raising Arizona, Hudsucker Proxy, Fargo, Big Lebowski gibi filmlerde yücelttiği; küçük yaşantısından, küçük ama heyacan verici işlerden hoşnut, geleceği planlamayan, hayatı olduğu gibi yaşayan insan tipinin tam zıttını sundukları Larry Kobnik karakteriyle yaşamın ne olduğu sorusunu başka boyutlara taşıyor ve bizi adeta cevaplaması zor soruların peşine takıyor.

Gökhan Başkan – www.gokhanbaskancom.wordpress.com