Aleviler artık bu devletten bir şey beklemeyin!

Ezilen, susturulan, yurtsuz bırakılan Aleviler oldu bu topraklarda! Köy yolları toprak kaldı, köyleri susuz, elektriksiz bırakıldı! Asılsız iftiralara maruz bırakıldılar! Dün ozanları susturuldu, bugün Yön Radyo’su… Neden bu topraklarda Aleviler pasifize ediliyor?

Tarihin derinliklerine inildiğinde her daim ezilen siz oldunuz, sömürülen siz oldunuz ve yok sayılan hep siz oldunuz!  Acılar çektiniz, gözyaşı döktünüz, topraklarınızdan sürüldünüz! Bu toprakların her yeri size edilen zulümlere şahit oldu!

Hallac-ı Mansur “En el Hak” dedi, Irak’ta kafası kesildi…

Nesimi, Hallac’ın yolundan gitti, Suriye’de derisi yüzüldü…

Pir Sultan Abdal, “Şah” dedi, Sivas’ta idam edildi…

Hızır Paşa, Pir’inize haram yemeğini ikram etti, yemeği Pir’in köpekleri dahi yemedi…

Kitaplarınız yakıldı, öğretilerinize kelepçe vuruldu, düşünceleriniz hapsedildi…

Emeğinizi, alın terinizi verdiniz bu topraklara; ancak bu toprakların ikinci sınıf insanı kabul edildiniz!

Anadolu’nun özü olduğunuz bu topraklarda; ovalarda yaşama hakkı vermeyen devletten dolayı dağa, köşe bucağa sığındınız!

Cem olmak, semah dönmek, kısacası ibadetinizi rahatça yapabilmeniz için şehir merkezlerinden kilometrelerce uzakta köyler, mezralar oluşturdunuz!

Zulümlere karşı korunmak için ceminizi mum ışığında yaptınız; kara propagandaya mazur kaldınız, kendini bilmezlerin “mum söndü” yalanına karşı yüzyıllardır kendinizi anlatmaya çalıştınız!

Mağdur edildiniz bu topraklarda, hakkınız verilmedi, duygularınız suiistimal edildi…

Kıyımlara uğradınız!..

Diğer köye giden yollar asfalttan yapılırken, sizin köyünüzün yolları toprak kaldı…

Devletiniz sizden vergisini çatır çatır aldı ama devlet, size hizmetini katırla yaptı…

Su götürülen en son köy sizin ki oldu, zaten suya gerek yoktu; çünkü siz ‘banyo yapmaz’dınız!..

Köyünüze elektrik götürmeye gerek yoktu; çünkü siz, devlete göre zaten “mum (!)”kullanıyordunuz!..

Devlet, size her zaman yalan söyledi; aklındakini değil, dilindekini ifade etti. Olması gerekeni değil, olanı; süsleyip süsleyip, evirip çevirip size sundu!

Soğumuş yemeği ısıtıp ısıtıp önünüze koydu ama biraz da suç sizdeydi. Ses çıkarmadınız, haykırmadınız, işaret parmağınızı kaldırmadınız ama siz de haklısınız, bunlardan birini yapmaya kalksanız kafanıza vurulacağını biliyordunuz!..

Haklısınız! Çocuğunuz vardı, öksüzünüz vardı, yetiminiz, yaşlınız vardı…

Yüzyıllar önce Pir Sultan’ın asıldığı Sivas’ta, bundan yirmi üç yıl önce bu kez ozanlarınız yakıldı; türküleriniz susturuldu!..

O gün yakılarak ozanlarınız susturuldu, bugün Yön Radyo‘nuz susturuldu. Yine sesiniz kısıldı, yine konuşmanız engellendi!..

Ozanlarınız yakıldığında devlet sizinle yine alay etti.

“Halkla polisi karşı karşıya getirmeyin” dedi.

“Neyse ki dışarıdaki vatandaşlarımıza bir şey olmadı!” dedi.

Olay soruşturuldu, sorgulandı; yıllar sonra dava, zaman aşımına uğradığında devlet karara “Milletimiz için hayırlı olsun!” dedi.

Devlet kimine “baba” olurken, size de “akbaba” oldu!

Değer verilmediniz bu topraklarda…

Kimi zaman ozanınız, şairiniz susturuldu; kimi zaman ise gazeteciniz…

“Metin” olun dendi size Göktepe‘niz devletinizin polisleri tarafından dövülerek öldürüldü…

“Size açılım maçılım yapacağız” dendi; devlet, 7 çalıştay yaptı, kalın bir kitapçık hazırladı. Devlet cem evlerinizi ibadethane olarak kabul edecek zannettiniz; ancak yine yanıldınız! Size o koca 7 çalıştaydan çıkan şeyin sadece bir tane üniversitenin isminin sizin değer verdiğiniz Hacı Bektaş Veli’nin ismi ile değiştirildiğini gördünüz!

Aldatılan da kandırılan da yüzyıllardır siz oldunuz bu topraklarda…

O yüzden, artık bu devletten bir şey beklemekten vazgeçin!..

kaynak: https://indigodergisi.com/2016/10/aleviler-artik-bu-devletten-bir-sey-beklemeyin/