Aloe Vera’nın mucizevi faydaları

Aloe Vera; uzun yıllardır hepimiz okumuşuzdur, gazete ve dergilerin şifalı otlar, bitkiler köşelerinde ilgili iddialı yazıları.

Ama siz de benim gibi her okuduğunuza inanmayanlardansanız, üstelik size bir şeyin hep söylenmesi, çok söylenmesi, ısrarlı söylenmesi daha da şüphe duymanızı beraberinde getiriyorsa, çok iyi bilirsiniz ki en çok insan bu tür, sık sık işitsel ve görsel hafızalara maruz bırakılan “Çok Şifalı, Her Derde Deva” bitki haberlerine eğreti olur, içinde artık farklı maksatlar arayarak.

Türkiyemiz malum, hiçbir şey bizlere nedensizce söylenmez. Bizim tahminlerimizin üstünde, neler neler hesaplanır bir ürünü almamız için; neler pompalanır bize, biz farkında olamadan… Fakat konumuz Aloe Vera için bu kez, itiraf etmeliyim ki biraz ön yargılı davranmışım galiba. Bu geç kalınmış bir aşk öyküsüdür, Aloe Vera ile yaşanan…

Datça’ya gidenler bilirler, Dünyanın sayılı cennetlerinden biri olarak, doğası, her yerinde yetişen türlü türlü otları ve insanlarıyla Ege’nin tüm yapılaşmalardan ve yozlaşmalarından kendini korumayı başarmış bir cennet köşesidir. Bu yaz yolu oralara düşmüş bir çift olarak, orada kaldığımız pansiyonun sahipleriyle, epey iyi bildikleri otlar ve şifaları ile ilgili harika bir sohbet halindeyken bacağımdaki egzamayı fark ettiler. “Ben tedavisini biliyorum” dedi pansiyonun sahibesi. “Geçen sene buraya gelen bir Alman turisti de tedavi ettik, giderken bir şeyi kalmamıştı. Size de sürelim bir şeyiniz kalmaz. Bak, orada yetiştirdiğim bir Aloe Vera var, her gün bir sap koparıp sürelim, birkaç günde bir şeyiniz kalmaz.”

Aloe Vera deneyimi

Pozitif tıbbın tüm ilaçlarını denemiş olan ben, artık bir bitkinin sapını bacağıma sürmekle hiçbir şey kaybetmeyeceğimi düşünerek ve neticede sonucu da oldukça merak ederek onayladım. Bakıldığında tüm dünya epeyce bu bitkiden bahsediyordu ve ben de ilk kez ya olumsuz not verip sonsuza dek söylenenlere kulaklarımı tıkayacaktım ya da iyileşecek ve bu bitkiyi yaşamıma mutlulukla davet edecektim. Tatilimin sonunda ikinci seçeneği tercih ettiğimi söylememe gerek yoktur sanırım.

Orada kaldığımız 3 gün boyunca sabah ve akşam düzenli olarak sürmeye devam ettikçe aldığımız sonuç, gözle görülür bir mucizeydi. Tüm kış her tür ilacı sürerek uğraştığım kaşıntı geçiyor ve kabuklar git gide azalıyordu. Sağlıklı deri, saatler geçtikçe alttan alta hızla geliyordu. Sonuç inanılmazdı!

Ama o güne dek bitki hakkında duyduklarım, daha pek çok faydası olduğuydu. Yanık tedavisinde usta bir acı dindirici ve deri tazeleyici olmasının yanı sıra kırışıklıkları azaltan gençlik iksiri olarak da tanıtılıyordu. Hemen pansiyon sahibine doğru olmadığını sordum. “Kesinlikle!” dedi. İlerlemiş yaşına rağmen pırıl pırıl olan cildini göstererek “Her gün cildime ne sürüyorum sanıyorsun? Eşinin yanmış sırtına da sürebilirsin hemen acısını alır.” O zaman güneş sonrası kremlerin bu bitkiyi kullanmaları tesadüf değildi. Bitkinin jel kısmını akıtıp sürdükten sonraki birkaç saat içinde eşimde de ne yanık acısı ne de gerginlik hissi kaldı.

Tabi itiraf etmeliyim, zamanı dondurma sureti ile genç kalma arzusu taşıyan her kadıngibi ben de, bu bitkiyi esas yüzümde denemek için sabırsazlanarak, kendi içimde artık durduralamaz bir Aloe Vera kullanma süreci başlatmış bulunuyordum. Nitekim denemeler sonucunda gördüğüm farklılık, benim de yüzümde eskisinden daha sıkı ve pürüzsüz bir cilt görüntüsü oluşmasıydı.

İstanbul’a döndüğümde iki saksı Aloe vera bitkisi evimde yerini almıştı. Demek ki anlamak için yaşamak gerekiyordu.

Aloe Vera hakkındaki bilimsel gerçekler

Aloe Vera hakkında yapılan bilimsel araştırmalara da kısaca değinmek gerekirse, bu mucizevi bitkinin bu denli etkili olması için pek çok nedeni olduğunu söyleyebiliriz.

Aloe Vera bitkisi taşıdığı 18 çeşit aminoasit, 12 vitamin, 20 mineral ile çeşitli bilimsel araştımalarda immunostimülan olduğu gösterilmiş olan asemannan, glukomannan,mannoz-6 fosfat, aloerid gibi polisakkaridler; çeşitli enzimler, deneysel olarak antihistaminik olduğu gösterilmiş olan alprogen; yine çeşitli çalışmalarda kan kolesterol düzeylerine ve selim prostat hipertrofisine etkili olduğu bildirilenlupeol, beta-sitosterol ve kampesterol gibi steroller ile lignin, salisilat gibi maddeler bulunduruyordu. Antihistaminik olan ve kolesterolü düzenlemekte etkili olduğu bilinen çeşitli maddeler içeriyordu.

Dahası bu şifalı bitki,bilim adamları tarafından da iki bölümde incelenmekte. Bunlardan ilki Aloe adı verilen kabuk kısmı, ikincisi ise Aloe Vera Jeli olarak adlandırılan içindeki sıvı jel bölümü. Bilim adamları tarafından iki ayrı bölümde incelenmesinin nedeni ise, kabuk kısmının laktasif (müshil) etkili olması, jel kısmının faydasının ise kabuktan ayrı olarak yara ve yanık tedavi edici, cilde tazelik ve canlılık veren etkiler gösteriyor olmasıdır.

Her şeyi bir bütün görmeli

Aloe Vera bitkisinin şifalı gücünü tesadüfen de olsa denemiş ve sonuçtan mutlu olmuş biri olarak, şifanın öncelikle insan beyninde ve yüreğinde başlayan bir süreç olduğu gerçeğini asla aklınızdan çıkarmamanızı ve iyileşmeyi bir bütün olarak görerek doğanın şifalı ellerine kendinizi teslim etmenizi önerir, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

kaynak: https://indigodergisi.com/2015/12/aloe-veranin-mucizevi-faydalari-kesinlikle-sifa-kaynagi-aloe-vera/