Anılarımız yalnızlığımıza hapsolmasın diye: Ekinler biçilirken

Ekinler biçilirken denildiğini duymuşsunuzdur. Hatta anlamadıysanız arkasından gelen açıklama genelde şöyledir: O zamanlar sizin gibi doğar doğmaz nüfus kağıdı verilmiyordu. Ne zaman uygun olursa o zaman gidip alınıyordu “kafa kağıtları”, e o ara tarih mi tutuluyordu ki akılda? Ekinler biçilirken işte evladım, ağaçlar çiçek açarken, karpuz kabuğu denize düşmeden, bamyalar olurken…

Doğum tarihini ekinler biçilirken ile ifade eden babaannemizin aramızdan yıldızlara gidişiyle bir proje ortaya çıktı, en sevgili torunlardan birinden: Ayşe Hilal Ateş. Çok sevdiği babaannesi Ayşe ninemizi, belki kedimizi ya da çocuğumuzu, en sevdiğimiz arkadaşımızı… Aklımızda yer eden bir anımızı, bir an’ımızı paylaşalım diye, anlarımız anılarımız kavuşsun diye hayata geçirdiği projesini şöyle anlatıyor şu an Marmara Üniversitesi 3. sınıf resim öğrencisi olan ve sevgili babaannesinin adını taşıyan Ayşe Hilal Ateş, “Bu projenin çıkış noktası ‘yok oluşa’ dair zaten bende hep olan bir problematik, ona karşı duyulan korku -hiçbir yakınımın kaybına henüz tanıklık etmemiştim- ve kabullenememe duygusu kendimi bildim bileli vardı -çünkü yaşamayı seviyorum- ve ilk defa bu korkuyu babaannemi kaybettiğimde deneyimlemiş olmam. Babaannem benim için bayramlarda el öpülmeye gidilen ekstra bir kapı değildi, beni büyüten kadındı, annemdi aslında. Bu yüzden iyileştiremedim gidişini.

Yazmayı hep sevdiğini söyleyen Ateş, bir gün yine yazarken günlüğünde, babaannesinin çok sevdiği kara üzümlerden bahsederken keşke herkes bilseydi bu kaybımı diye düşünmüş, keşke herkesin kaybını bilebilsem, keşke kayıplara dair bir şeyler biriktirebilsem hayatımda…

Bunu gerçekten o kadar içten istedim ki” diyor Ateş, “Yeryüzündeyiz ve ‘bir gün yok olacağız’ gerçeği beni çok rahatsız ediyor. Yaşamak, güzel yaşamak, sevgiyle beslenip yaşamak çok çok yüce. Öylece yok olabilişimiz de çok kötü, hiçbir iz bırakamadan. Ben tam da bu noktada bir şey yapmak istedim. Kendimce küçük bir şey. Internet sitesi güzel fikirdi, çünkü bugün herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir mecra. Duyurabildiğim kadar duyurayım, ulaşabildiğim kadar ulaşayım insanlara, yazan herkes kendi kaybından bir şeyler bıraksın oraya. Ne bileyim kokusunu bile anlatabilirler sadece. Ona ait herhangi bir şey. O kadar kıymetli ki benim için, aslında bir nevi dijital bir anıt oluşturmak amacım. Yazılan tek bir kelimenin bile kıymeti büyük, inanın” diyor; heyecanlı, hüzünlü ve umutlu.

Bu dijital anıtın hedefini, çok fazla insana, yaşanmışlığa dair, çok fazla şey biriktirebilmek, yok olduğunu düşündüğümüz şeyleri yeniden var edebilmek diye açıklayan Ateş “İnanıyorum, benim gibi düşünüp hisseden çok kalp var. Siz varsanız bu proje var olacak” diyor ve bizlerden de birkaç parça yaşanmışlık bekliyor.

Her gün yeni yeni kayıplar verdiğimiz bu kötü dünyada güzel insanlar var, güzel yaşanmışlıklar var. Çok yazık ki sevinmeye takatimiz yok, beki paylaşınca farklı olur ne dersiniz? Denemeye değmez mi? Bence değer…

Ekinler biçilirken çok güzel bir proje, onu desteklediğimiz kadar anılarımız anıtlaşacak. Ona yazdıkça kayıplarımız, yaşamlarımız ölümsüzlüğe bir adım daha yaklaşacak.

kaynak: https://gaiadergi.com