Asıl mesele o önerge değil, sizin ikiyüzlü muhafazakar ahlakınız

Babaannem dedemle evlendiğinde 15, dedem ise 60 yaşındaymış. Kendi isteğiyle evlenmediğini belirtmeme gerek yok herhalde. Nitekim dedem güçlü bir adam, babaannem ise anası babası olmayan, amcasının büyüttüğü bir gariban kız çocuğu imiş.

Devlet nereden bakar bilemem ama biz 15 yaşında bir çocuğun dedesi yaşında bir adamla kendi isteğiyle evlenmeyeceğini muhakeme edebilecek zekâya ve vicdana sahip insanlarız.

Düğün dernek yapılmış mı bilmiyorum lakin dört çocukları olmuş ve bu evliliğin gerçekleşmesinden neredeyse 100 yıl sonra bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin adalet bakanlığını üstlenmiş şahsın kurduğu cümlelere itibar edecek olursak ortada ‘meşru’ bir evlilik varmış diyebiliriz. ‘Rızası varmış’ denmesi babaannem 60 yaşında adamla evlendirilmeye itiraz etmediği için.

O günün koşullarında dedemin durumundaki adamların hiçbiri hapse girmediği için bir ‘dram’ da söz konusu olmamış tabii. Evlendirilene kadar hiç görmediği, evlendirildikten sonra da muhtemelen hiç sevmediği ve ölene kadar affetmediği bir adamla evlenen babaannem gibi kadınların dramı ise devletin umurunda olacak değil elbet. Resmi kayıtlara göre ‘gül gibi evliliği’ olmuş nihayetinde.

100 yıl sonra geldiğimiz noktanın vahameti

Pek çoğumuz için hiç de öyle tuhaf filan olmayan, bilakis gayet sıradan ve yaygın bir aile hikayesini yazmamın nedeni, 100 yıl sonra geldiğimiz noktanın vahameti.

Türk Ceza Kanunu’nun 103’üncü maddesi 15 yaşını doldurmamış çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenliyor ve ’15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişçocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış’ diyor. Yan cinsel istismar suçunun oluşması için, cebir, hile, tehdit veya iradeyi etkileyen başkaca bir neden aranmaz. Bu nedenle ‘çocuk gelinler’ bu madde kapsamında değerlendirilir, evlenen erkek ve evlendiren aile bu maddeye göre cezalandırılır. 15 yaşını doldurmamış bir çocuğun cebir, hile, tehditle istismar edilmesi ise suçun nitelikli halidir.

Bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi (AYM) temmuz ayında TCK’nın 103’üncü maddesiyle ilgili iptal kararı vermişti. Mahkeme hükmün ‘söz konusu suçlarda mahkemelere olaya özgü takdir marjı tanımaması ve onarıcı hukuk kurumları öngörmemesi’gerekçesiyle ceza yaptırımının alt sınırının 16 yıldan aşağı olmamak üzere belirlenmesinin ‘fiilin farklı yaş kategorilerindeki mağdurlara karşı işlendiği veya failin küçük olduğu ya da fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi’ni engellediğini ifade etmişti.

AYM’nin bu kararı, sonuçları itibariyle pek çok yönden tartışmaya açık bir karar. Yalnız şunu da ifade etmekte fayda var: Evet dört yaşında çocuğun 60 yaşında biri tarafından istismar edilmesi ile 14 yaşında bir çocuğun bir akranıyla ilişki yaşaması hukuken aynı şekilde ele alınamaz. Peki ama AKP’nin önergesi bunu mu düzenliyor? Hayır! Bu önergenin varacağı nokta, kız çocuklarının zorla evlendirilmesini hukuka uygun hale getirmek, istismar edilen çocuğu istismarcısıyla evlenmeye zorlamak için yasal zemin hazırlamaktır.

Sayın bakan…

Hukuk fakültesi mezunu adalet bakanımız ne demiş? “Cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir nedenle cinsel istismar suçunu işleyenler (tecavüzcüler), bu düzenlemeden yararlanamaz. Düzenleme cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir sebeple birlikte olanları, yani tecavüzcüleri kesinlikle kapsamamaktadır. Düzenleme sadece evlenmiş; ama yaş şartı nedeniyle nikah yapamamış olanların, resmi nikahla evlenmeleri halinde uygulanacaktır. Düzenleme sadece dışardaki kadının, içerdeki kocanın, bu evlilikten doğmuş çocukların ve ailelerin mağduriyetini gidermeye yöneliktir.”

Sayın bakan, söz konusu kanun maddesini gerçekten okudunuz mu? Suçun unsurlarından haberdar mısınız? 15 yaşını doldurmamış kişinin istismar suçunun mağduru olması iradeyi sakatlayan hallerin varlığına mı bağlıdır? Hukuk fakültesinde ‘mefruz cebir’ (varsayılan zorlama, zorlamanın varsayıldığı durumlar) diye bir kavram öğretilmedi mi size? Bir çocuğun istismarı ile bir yetişkinin tecavüze uğramasının aynı şey olmadığını anlatmadılar mı?

15 yaşını doldurmamış çocuk bakımından eylemin cebren olduğu farz olunur. Rızasının veya özgür iradeyle kabulünün söz konusu olamayacağı kabul edilir. Hukukçu adalet bakanı, ‘küçüğün rızası’ne demektir, ‘evlenmiş ama yaş şartıyla nikah yapamamış’ ne demektir açıklayabilir mi? Allah huzurunda evlenmeyi anlıyor ise ya biz yakalım hukuk diplomamızı ya kendisi yaksın…

Ayrıca yaşı tutmadığı için nikah kıyamayanlara gösterilen alicenaplığa ve hoşgörüye bakınca, yetişkinlerin resmi nikah olmadan birlikte yaşamasını  zinhar hoş görmeyenler yine aynı kişiler değil miydi, diye şüpheye düşüyor insan.

Onlar mağdur değil faildirler

15 yaşını bitirmemiş çocuk, kendi isteği ve özgür iradesiyle evlenmez ülkemizde, ailesi tarafından evlenmeye zorlanır, hatta çoğu zaman babası yaşında adama bir eşya gibi satılır. “Çocukların ve ailelerin mağduriyetini gidermeye yöneliktir” cümlenizde bahsi geçen ‘aileler’ çocuk yaştaki evlatlarını sokakta oyun oynarken alıp “Kocandır” diyerek bir adamın eline teslim edenlerdir, “Şimdi imam nikahı olsun, yaşını doldurunca resmi nikah kıyılır” diyenlerdir. Onlar mağdur değil faildirler.

Bir an için bu önergenin iktidarın savunduğu gibi akranıyla ‘kendi isteğiyle’ evlenen çocukların mağduriyeti için verildiğini farz edelim. Hatta hayal gücümüzü korkak alıştırmayalım, karşı cinsle bahçede oturdu diye okuldan atılmakla tehdit edilen kız çocuklarının intihar ettiği,  iktidarın 15 yaşın altındaki çocukların özgürlüğüne saygı duyduğu için bu önergeyi hazırladığını düşünelim.

O halde de apaçık yanlış düzenlenmiş bir önerge var ortada: sapkın duygularını tatmin etmek için çocuklara musallat olan istismarcının eylemini ‘evlilik’ yoluyla meşrulaştırabilecek, bir kız çocuğunu kendine eş yapmak isteyene cesaret verecek bir önerge.

Bir insanlık borcu

İktidar borazanları bu sapkınlığa isyan edenleri ‘çarpıtmak’la,‘kötü niyetle yaygara koparmak’la suçlarken kendilerine bazı şeyleri hatırlatmayı insanlık borcu biliriz.

Kanun 15yaşını doldurmamış çocuk için ‘rıza’ diye bir kavramdan söz etmiyorsa bu bir klavye hatası değildir.

Bugün bütün toplum ayaklandıysa, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı da yasadaki çarpıklık da makul bir yerden tartışılamıyorsa, siz tecavüzcülere, istismarcı sapıklara ‘Bu bizdendir’ hesabıyla defalarca siper olduğunuz içindir.

İkiyüzlü muhafazakar ahlakınızla tüm toplumsal yaşamı düzenlemeye çalıştığınız, yurtlarda kızlı erkekli kalıyorlar deyip yetişkinlerin özel hayatına müdahale etme hakkını kendinizde görürken, çocuk tacizlerini örtbas ettiğiniz içindir.

Dinimize göre 13 yaşındaki kız çocuğu imam nikahıyla evlenebilir diyen siyasetçileriniz, o siyasetçilerinizi aman efendim yaman efendim diye her akşam ekranlarında konuşturan televizyoncularınız olduğu içindir.

Ortalık, kendi çocuklarını kolejlerde okuturken, bütün okulları imam hatip yapan iktidarınız üzerinden servet yapan dalkavuktan geçilmediği içindir.

Kız çocuklarının okuması için eğitim bursu değil de, daha kolay evlenmesi için ‘çeyiz yardımı’ savunuculuğu yapan bakanlarınız, el kadar çocuğa tecavüz edenleri “Kimseye anlatmamış demek ki rızası varmış” diye cezasız bırakan ‘erkek’ yargıçlarınız olduğu içindir.

Milyonlarca insanın seçimine, iradesine, hayat tarzına zerrece saygı duymadığınız günlerde saygı duyduğunuz tek iradenin ‘tecavüzcünün kurbanıyla evlenmesi arzusu’ olması, gazetecileri, aydınları, siyasetçileri cezaevine atarken, cezaevindeki cinsel istismarcılar ve işbirlikçilerine adalet getirmek için canla başla uğraştığınız içindir.

Mahkemelerin her bir münferit hadiseyi öznel koşullarına göre değerlendireceği, pedagog, hukukçu, hekim gibi uzmanlardan alınacak raporlar doğrultusunda cezai yaptırımı takdir edeceği bir düzenleme yapmak varken, yapılan ‘Evlensin cezadan kurtulsun’tasarısı çocuk yaşta evliliğe ve istismara devlet eli ile meşruiyet kazandırmaktır.

Bu önerge geri çekilmelidir ve çekilecektir de bana kalırsa. Çünkü yasalar toplumun kirli gelenekleri ile mücadele etmek için yapılır, hukuku o geleneklere uydurmak için değil. Ama asıl mesele sizin bu ikiyüzlü muhafazakar ahlakınızdır, böyle bir önergeyi vermekte beis görmeyen vicdanınızdır. Asıl mesele ‘Dinin varsa ahlakın olmasa da olur’ anlayışının devlet eli ile topluma zerk edilmesidir.‘Biz Allah ne der ona bakarız’ diye diye paramparça ettiğiniz insani değerlerdir.  Yasa geri çekilse bile bu karanlık ve bu çürüme hayatlarımız üzerindedir.

Hürrem Sönmez – diken.com.tr