Bak şu konuşana

Bak şu konuşana

Hazreti Muhammed’e Akp amblemiyle nüfus cüzdanı çıkardılar, peygamberimizin çocuklarının arasına “Tayyip” ismini koydular. Cami avlularında ücretsiz olarak dağıtılan dini kitapta “Tayyibim” başlıklı ilahi vardı, o ilahide “Tayyip’i üzmek, Allah’ı üzmektir” deniyordu.

Akp il başkanı “Tayyip Erdoğan bizim için ikinci peygamber gibidir” dedi. Akp milletvekili, Tayyip Erdoğan’a dokunmanın “ibadet” olduğunu söyledi. Akp bakanı, Tayyip Erdoğan’ın doğup büyümesine vesile olan Rize, İstanbul ve Siirt’i “mübarek şehirler” ilan etti. İstanbul’da “helal ve Tayyip ürünler konferansı” düzenlendi, Tayyip ürünlerin en helal gıdalar olduğu anlatıldı. Akp milletvekili noktayı koydu, “Allahu tealanın bütün vasıflarını üzerinde toplayan lider” dedi.

Diyanet’in gıkı çıkmadı.

Ramazan ayında dinibütün hayırseverleri dolandırdılar. Keriz Feneri’nin foyasını ortaya çıkaran Cumhuriyet savcısı, açık açık “zekat hırsızlarını koruyan bir güç var, ben bu güce hırsızların imparatoru diyorum” dedi. Diyanet, ölü balık kadar sessiz kaldı.

Cami avlusunda miting yaptılar. Akp’li başbakan yardımcısı, mihrapta imamla beraber seçim konuşması yaptı. Musalla taşının başında oy istediler. Minarelerdeki mahyalara belediye başkanlarının isimlerini yazdılar. Bu ülkenin başbakanı umreye gidip, Kabe’de kendisini alkışlattı, siyasi slogan attırdı. Diyanet ağzını açıp tek söz söylemedi.

Akp’li belediye binasının önüne kabe maketi kurdular, Hira mağarası maketi kurdular, peygamberimizin evinin maketini kurdular, peygamberimizin temsili eşyalarını sergilediler, dört metreye beş metre ebatlarındaki maket kabe’yi tavaf edenlere zemzem suyu ikram ettiler. Akp’li bir başka belediye, maketten hicret parkuru düzenledi, seçmenleri rehber eşliğinde maket Mekke’den maket Medine’ye götürdüler, yol boyunca maket Kabe’yi, maket Merve tepesini, maket Safa tepesini gösterdiler, dekor olarak Ümmü Mabed çadırı kurdular. Diyanet sanki Jüpiter’deydi, görmezden geldi.

“Peygamber ocağı”na kumpas kurdular, “cami bombalayacaklar” dediler, “vicdansızlara sesleniyorum, Allah Allah diye taarruz eden bir ordu, nasıl olur da Allah’ın evini bombalar” diye isyan eden genelkurmay başkanını terörist diye hapse tıktılar. Yılbaşı ağacı süslemekten, yoga yapmaya kadar, her konuda fetva veren Diyanet, Türk Ordusu imha edilirken, en ufak bir tepki vermedi.

Bunca din sömürüsünün neticesinde… Pırıl pırıl Türkiye Cumhuriyeti ortaçağ karanlığına sürüklendi, tarikatler cemaatler cirit atmaya başladı, kara cahil şeyhler cübbeliler mollalar kıymete bindi, sahte mehdiler hortladı, “alnı secdeye eriyor” diye devlet kurumlarını ele geçiren emperyalist maşası takkeliler, darbe yapmaya kalktı.

Türkiye göz göre göre bu hale getirilirken gıkını çıkarmayan Diyanet… Şimdi utanmadan çıktı, “15 Temmuz darbe girişimi ve din istismarına karşı birlik” konulu din şurası düzenledi.

Lafı eğip bükmeyelim…
Din istismarından bahsedecek en son kurum, diyanetin kendisidir.

Feto sahte mehdidir.
Bunlar da sahte diyanettir.

Yılmaz Özdil
Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/bak-su-konusana-1341950/
Bak şu konuşana Bak şu konuşana Bak şu konuşana Bak şu konuşana Bak şu konuşana Bak şu konuşana Bak şu konuşana  Bak şu konuşana Bak şu konuşana a bos 62