Bayram Tatili İçin Şehri Terk Eden 7 Milyon İstanbullu, Yurdun Dört Bir Yanında Paralarıyla Rezil Olmak İçin Kıyasıya Yarışacak.

9 günlük bayram tatilinin başlamasıyla birlikte bir kez daha İstanbul’dan kitleler halinde kaçış başlarken, 7 milyon İstanbullu bu yıl da yurdun dört bir yanında paralarıyla rezil olmak için kıyasıya bir mücadele verecek..

Cuma öğleden sonra şehirden kaçan ilk kafilelerin yola çıkmasıyla 17’den itibaren köprü ve gişelerdeki yoğunlukla doğru orantılı olarak metrekare başına düşen küfür sayısı da hızla artarken, geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle açılan 3. köprü de, özellikle şehirlerarası otobüs yolcularından ilk bayram trafiği küfrünü yiyerek gerçek İstanbullu oldu.

Şehrin kalabalığından kaçarak güneydeki kabalık tatil belderine ve memleketlerine doğru yol alan 7 milyon kadar İstanbullu’dan bazılarının parayla rezil olma maceralarından şu ana kadar gelen sonuçlarsa şöyle:
Cemre Balbay – Meltem Üzgen – Ece İnancı:

3 kız başbaşa çıktıkları Kaş tatilini bütçelerinin yettiği kıytırık bir pansiyonda geçirecek olan ayrılmaz üçlü, Kaş’taki beach’lerde yer bulabilmek için sabah 8’de uyanıp yola düşecek. Yaklaşık 600 kişiyle birlikte bitişik nizam yan yana yatacakları plajda bronzlaşma ve metrobüs sıkışıklığındaki denizde yüzme çabalarının ardından minibüsle akşama doğru aç bilaç pansiyona varacak olan Balbay, Üzgen ve İnancı, sezonda yapamadığı karı bayramda yapmaya azimli lokantaların birinde yiyecekleri Norveç’ten gelmiş balığa normalin 2 katı para ödedikten sonra akşam biraz eğlenmek için civardaki barlarda şanslarını deneyecekler.

Üçlü, kapısının 4 metre kadar dışında ayakta durabilecekleri bir yer bulabildikleri tek barda çevre barlardan gelen müziklerin karışımı bir sese maruz kalarak bir süre dikilirken, 45 dakikalık zorlu bi mücadelenin ardından ilk içkilerini almayı başararak biraz havaya girecekler. Gecenin ilerleyen saatlerinde barın iyice kalabalıklaşmasıyla birlikte 2. içkilerden umudu kesen gençler, saat 01 civarında balkonsuz odalarına dönerek uyumayı deneyecek ancak başaramayıp birbirlerine saracaklar. Tatil sonuna kadar en az ikisinin birbiri hakkında “Bi daha onunla bi yere gitmek mi? Asla!” sonucuna varmasına kesin gözüyle bakılıyor…
Tuna Özerman:

Çalıştığı kurumsal firmadan rica minnet aldığı izinle Cuma öğleden sonra havalimanına gitmek için yola koyulan Tuna Özerman (27), kendisi gibi erkenden izin almayı akıl eden yaklaşık 1,5 milyon kişi yüzünden yine Havaalanına 1.5 saatte anca varabildi. Tatilini geçireceği Bodrum’da ”Yazın son tatili” diyerek kredi kartına fütursuzca abanması beklenen genç beyaz yakalı, gündüzleri plajda normal bir insanmış gibi takılırken, gece yarısı barlarda karşı cinse yakınlaşmak adına alabildiğine çirkinleşecek ve alacağı yanıtları hazmetmek için alkolün gücüne sığınacak. Bazı mekanlardan atılmak, bazılarında dili dönmeyene dek içmek suretiyle tatilini geçirecek olan Tuna Özerman, takriben 2017 Mart ayına dek bu rezillğin taksitlerini ödeyecek.
Sinan Doruel (32) – Ela Doruel (30):

Geçtiğimiz Temmuz ayında görkemli bir törenle dünya evine giren çift, bu bayramı Ela Doruel’in Afyon’daki ailesinde geçirecek. Sinan Doruel tüm ayak diretmelerine rağmen eşine karşı koyamazken, Bayram namazından, kurban kesimine dek ailesinin eşrafıyla ilk defa gerçek manada bir bayram yaşayacak ve yıllar sonra mavi leğende hayvan organları taşıyacak. Bayram süresince eşinin tarafından karşılaştığı her akrabada ”Alalaa, bunlar bizim hanıma hiç benzemiyor” hissiyatı yaşayacak olan Sinan Doruel, el mecbur vereceği harçlıklarla Alaçatı’da butik otel tatili kadar masraf yapacak. Tatil bitiminde bir daha Afyon’a gitmemeye yemin edecek olan Sinan Doruel’in ilerleyen senelerde ne yapacağını ise zaman gösterecek…
Menenciler Ailesi:

5 kişiden oluşan aile bayramın ilk iki günü Sivas’ta memleket ziyareti, kalan 5 gününü de Antalya’da herşey dahil bir otelde kendileri gibi 500 kadar aile ve onların çocuklarıyla geçirerek çifte rezillik yaşama şansı bulacaklar. Özel araçlarıyla cuma gecesi yola çıkan aile, ilk imtihanlarını 4.5 saatlik İstanbul’dan çıkma maratonunda verirken, çocuklar da babalarının daha evvel pek görmedikleri bir yanını tanıma ve bugüne kadar duymadıkları küfürleri öğrenme şansını aynı anda elde edecekler…

Kaynak: zaytung