Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk

Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk

Musk 1971 yılında Güney Afrika’da doğdu. Pek de mükemmel bir çocukluk geçirmedi –sıkıntılı bir aile yaşamı oldu ve okul ortamına hiç bir zaman uyamadı. Fakat, diğer sıradışı insanların biyografilerinde de okuyacağınız gibi, daha erken yaşlardan itibaren tutkulu bir şekilde kendi kendine öğrenen birisi oldu. Dördüncü sınıfı genelde Encyclopedia Britannica’ya gömülmüş bir şekilde geçirdi.

Bu yazıları okudukça Musk hakkında öğreneceğiniz bir şey şu: Kendisi insanları bir bilgisayar olarak görüyor, ve aslına bakarsanız gerçekten de öyle. Vücut ve beyin, bir insanın donanımı. Yazılımı ise düşünme tarzı, değerler sistemi, alışkanlıkları, ve kişiliği. Musk için öğrenme ise basit bir şekilde “beyne veri ve algoritma download etme”  süreci. Geleneksel sınıf eğitiminin Elon’u hayal kırıklığına uğrattığı noktalardan biri sınıfta oturup öğretmeni bir şey açıklarken dinleme eyleminin sunduğu “kabul edilemez yavaşlıktaki download hızı”. Bugüne kadar öğrendiği çoğu şeyi kendi kendine, okuyarak öğrendiğini söylüyor.

a7d9455  Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk a7d9455Dokuz yaşında, ilk bilgisayarı Commodore VIC-20 eline geçtiğinde hayatına ikinci bir takıntı da girmiş oldu. Bilgisayar 5 kilobyte’lık bir hafıza ve bitirilmesi genelde 6 ay süren “Programlama Nasıl Yapılır?” rehberiyle birlikte gelmişti. Dokuz yaşındaki Elon bu rehberi 3 günde bitirdi. 12 yaşında, edindiği yetenekleri “basit bir oyun” dediği Blastar isimli oyunu yapmak için kullandı. Bu oyun, 1983 yılında bir bilgisayar dergisine 500 Amerikan dolarına (bugünün değeriyle 1200 dolar) satılacak kadar iyiydi. 12 yaşındaki bir çocuk için çok başarılıydı.

Musk Güney Afrika’ya hiçbir zaman güçlü bir bağlılık hissetmedi. Sporu aşırı önemseyen, beyaz Afrikalı kültürüne pek uymadı, ve ülke potansiyel bir girişimci için kabus gibiydi. Silikon Vadisi’ni “vadedilmiş topraklar” olarak görüyordu ve 17 yaşında Güney Afrika’yı bir daha dönmemek üzere terk etti.

İlk olarak, annesinin Kanada vatandaşı olmasından kaynaklanan vize kolaylığı sebebi ile Kanada’ya gitti. Bir kaç yıl sonra ise Pensilvanya Üniversitesi’ne geçiş yaparak ABD’ye giriş yaptı.

Üniversitede, hayatta ne yapmak istediğini düşünmeye başladı ve şu soruyu başlangıç noktası olarak kullandı: “İnsanlığın geleceğini en çok ne etkileyecek?”. Cevap 5 maddelik bir listeydi: “internet; sürdürülebilir enerji; uzay keşfi, özellikle dünya dışında kalıcı yaşam alanları; yapay zeka; ve insan geninin tekrar programlanması.” Son iki maddenin olumlu bir etki oluşturacağı konusunda biraz şüpheciydi, ilk üçü konusunda her ne kadar olumlu olsa da, uzay keşfi konusunda bir şeyler yapmak o zaman aklında bile değildi. Böyle olunca, geriye internet ve sürdürebilir enerji opsiyonları kaldı.

Sürdürülebilir enerjiye odaklanma kararı verdi. Üniversiteyi bitirdikten sonra, yüksek enerji yoğunluklu kapasitörler (geleneksel pillerden daha efektif enerji depolama yöntemleri geliştirmeye odaklanan bir teknoloji) üzerine çalışmak üzere Stanford’da bir doktora programına kabul edildi. Bu teknolojinin sürdürülebilir enerjinin geleceği olacağını ve elektrikli taşıt sektörünün ortaya çıkışını hızlandıracağını biliyordu.

elon_musk_gives_to  Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk Elon Musk gives toFakat programa başladıktan sonra, bir şeyleri kaçıracağını hissetti. Çünkü yıl 1995’ti ve “internetin gözleri önünde geçip gitmesini izleyemezdi — bir şeyler yapıp onu daha iyi hale getirmeliydi.”  Doktorayı bıraktı ve internet seçeneğini denemeye karar verdi.

Yaptığı ilk iş, 1995 internetinin canavarı Netscape’de işe girmeye çalışmak oldu. Bunun için tam olarak şöyle bir yolu takip etti: Şirkete git, davetsiz bir şekilde lobiye yürü, garip bir şekilde ortalıkta dikil, herhangi biriyle konuşmaya utan, ve geri dön.

Musk bu pek etkileyici olmayan kariyer başlangıcını kendisini takip ederek ABD’ye gelen kardeşi Kimbal’la kendi şirketlerini kurarak geride bıraktı: Zip2. Zip2 Yelp ve Google Maps’in (bu ikisi ortaya çıkmadan çok çok önce) ilkel bir kombinasyonu gibiydi. Hedef, işyerlerini sarı sayfaların artık işlemediğini ve online bir rehberde yer almanın iyi bir fikir olduğuna ikna etmekti. Elon, ana programcı olarak, saatlerce takıntılı bir şekilde bilgisayarın başında çalışıyordu. Yıl 1995’ti ve işyerlerini internetin önemli olduğuna ikna etmek zordu — bir çoğu internette reklam vermenin ”duydukları en gereksizşey” olduğunu söylüyordu. Fakat sonunda, yavaş yavaş müşteri çekmeye başladılar ve şirket büyüdü. 90’lardaki internet patlamasının en sıcak zamanlarıydı. Startuplar kapanın elinde kalıyordu ve 1999’da Compaq, Zip2’yu 307 milyon dolara satın aldı ve 27 yaşındaki Musk, bu satıştan 22 milyon dolar kazandı.

Daha sonra tekrar tekrar yaşanacağı üzere, Musk bir girişimi tamamladığı gibi yeni, daha zor ve daha karmaşık bir girişime başladı. Eğer “Dotcom Milyoneri Kural Kitabı”nı takip etseydi, 90’lardaki patlamada voleyi vurduktan sonra gün batımına karşı tatlı bir emeklilik sürüp melek yatırımcılık yapabileceğini, veya hala hırsı varsa, bir başkasının parasıyla yeni bir girişim başlatabileceğini bilirdi. Fakat Musk normal kural kitaplarını veya kalıpları takip etme eğilimi göstermiyor. Servetinin dörtte üçünü yeni, aşırı cesur bir fikre gömdü: Vadesiz hesapların, tasarruf ve komisyon hesaplarının yerini alabilecek online bir banka, X.com. Şu an bu fikir daha az çılgın gözükebilir, fakat 1999’da büyük bankalarla rekabet etmeye çalışan bir startup duyulmamış bir şeydi.

X.com’un bulunduğu binada, Peter Thiel ve MaxLevchin tarafından kurulmuş bir başka online finans şirketi bulunuyordu: Confinity. X.com’unbir çok özelliğinden biri kolay para transferiydi ve bir süre sonra Confinity, benzer bir hizmet geliştirdi. Her iki şirket de para transfer hizmeti için ciddi bir talep olduğunu farketti ve bu durum, bu iki şirketi amansız bir rekabet içerisine soktu. Bir süre sonra birleşmeye karar verdiler ve bugün PayPal olarak bildiğimiz şey ortaya çıktı.

elon-musk-app  Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk elon musk appBu durum aynı zamanda bir çok ego ve fikir çatışmasına da yol açtı. Peter Thiel ve (bugün inanılmaz başarılı olan) bir kaç kişi ElonMusk’a katıldı ve şirket her ne kadar hızlı bir şekilde büyüse de, ofisteki ilişkiler pek kolay bir şekilde ilerlemedi. Bu çatışmalar 2000’lerin sonunda, Musk’ın yarı yatırımcı ziyareti, yarı (ilk eşi Justine ile birlikte) balayı olan bir seyahatinde zirve yaptı. Musk karşıtı bir grup, bir darbe organize ederek Musk’ın yerine CEO olarak Thiel’ı getirdiler. Musk bu durumu şaşırtıcı derecede iyi karşıladı, ve bugün hala o kararı onaylamadığını fakat kararın neden alındığını anladığını söylüyor. Şirkette önemli bir pozisyonda yer almaya, şirkete yatırım yapmaya devam etti ve PayPal’ın 2002’de eBay’e 1.5 milyar dolarlık satışında önemli bir rol oynadı. Musk, bu satıştan, şirketin en büyük hissedarı olarak vergi kesintilerinden sonra 180 milyon dolarla ayrıldı.

Kurallar ve kalıplar ile olan ilişkisinden bahsetmiştik. 2002 yılında, ultra varlıklı bir şekilde 31 yaşına giren Musk’ın, karar alırken takip ettiği, kurallar bütününe benzer bir şey varsa bile, tam olarak bu noktada bunun tamamen yok olduğunu söyleyebiliriz.

Bugüne kadar takip eden 13 yılda ne yaptığını bu seride detaylı olarak baktığımızda kısa bir özet:

2002 yılında, PayPal’ın satışı daha gerçekleşmeden, Musk durup dinlenmez bir şekilde roket teknolojisi hakkında okumaya başladı. Aynı yılın sonlarına doğru, 100 milyon dolar sermaye ile tarihin en akıl almaz girişimlerinden birini başlattı. Uzay seyahatinin maliyetini devrimsel bir şekilde düşürüp, gelecek yüzyılda Mars’a en az bir milyon insan yollayarak insanlığı birden çok gezegende yaşayan bir tür haline getirmeyi amaçlayan bir uzay şirketi: SpaceX.

Daha sonra, 2004’te, bu “proje” yol alırken, Musk tarihteki en akıl almaz girişimlerinden bir diğerini başlatmaya karar verdi: Elektrikli taşıtların sahneye çıkmasını hızlandırıp, otomotiv sektörünü dünya çapında tamamen değiştirerek, insanlığa sürdürülebilir geleceğe doğru sıçrama yaptıracak bir elektrikli taşıt şirketi: Tesla. Musk, bu şirketi de 70 milyon dolarla kişisel olarak fonladı. ABD’de otomotiv sektöründe en son başarılı olan startup, 1925’te kurulan Chrysler’di.

Bir kaç yıl sonra, konutlara kurulacak güneş panelleriyle enerji üretimini kökünden değiştirmeyi, fosil yakıt kaynaklı elektrik üretimini, çok daha düşük maliyetli bir yöntemle ikame etmeyi ve günün sonunda sürdürülebilir enerjinin kitlelerce benimsenmesini hızlandırmayı amaçlayacak bir firmayı, kuzenleriyle birlikte kurdu: SolarCity. Bir 10 milyon dolar da buraya gömdü.

PayPal satışını takip eden yıllarda olup bitenleri izliyor olsaydınız, muhtemelen bunun kötü biten bir hikaye olduğunu düşünürdünüz. Sanrıların peşinde koşan, gerçekleştirilmesi imkansız projelerin bataklığına geri dönülmez şekilde batmış, servetini eritmek için yapabileceği her şeyi yapan bir internet milyoneri.

2008’de bu senaryo harfi harfine gerçekleşiyordu. SpaceX roket inşa etme işini çözmüştü, tek sıkıntı çalışan roket inşa etme işini çözememiş olmalarıydı. Üç fırlatma denemesi yapıldı ve tüm denemeler, roketlerin yörüngeye ulaşamadan parçalanmasıyla sonuçlandı. Dışarıdan yatırım çekmek ve yük taşıma (ÇN: Uydu fırlatma, Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşınabilecek yük ve insan) ihaleleri alabilmeleri için yörüngeye başarıyla ulaşabildiklerini göstermeleri gerekiyordu — ve Musk kalan parasının sadece bir denemeyi daha finanse edebileceğini söyledi. Eğer dördüncü deneme de başarısız olursa, SpaceX’in hikayesi sona erecekti.

Bu arada, San Fransisco Bay Area’da, Tesla da boka batmış durumdaydı. Hala ilk arabaları TeslaRoadster’ı pazara sürmeye uğraşıyorlardı, o da kamuoyu tarafından pek olumlu karşılanmıyordu. Silikon Vadisi’nin dedikodu bloğu Valley wag Tesla Roadster’ı 2007’nin bir numaralı kötüsü seçmişti. Tüm bunlar bir şekilde halledilebilirdi; eğer ekonomi beklenmedik bir şekilde çakılıp, en sert darbeyi otomotiv sektörüne vurarak otomotiv firmalarına gidebilecek tüm yatırımları kesmeseydi. Özellikle yeni ve kendini kanıtlamamış firmalara. Ve Tesla, nakit stokunu her geçen gün daha da tüketiyordu.

feature-114-elon-musk-eoy-opener-pan_7026  Bir Girişimcilik Hikayesi olarak Elon Musk feature 114 Elon Musk EoY opener pan 7026Fakat işin aslı şu. Musk çok, çok iyi şirketler yarattı. Sıkıntı, bir uzay şirketi ile bir otomotiv şirketi inşa etmenin dipsiz zorluğu, ve dışarıdan aşırı iddialı ve başarısızlığa mahkum gözüken bu iki şirkete kimsenin yatırım yapmak istememesiydi. Özellikle global ekonomik krizin ortasında. Musk kendi kişisel servetini kullanmak durumundaydı. PayPal onu zengin etmişti, fakat bu iki şirketi uzunca bir süre fonlayacak kadar değil. Dışarıdan gelen yatırım olmadan, hem SpaceX, hem de Tesla’nın çok kısa bir zamanı vardı. Bunun sebebi SpaceX ve Tesla’nın yetersiz şirketler olması değil, başarılı olmaları için daha uzun bir “kalkış pistine“ ihtiyaç duymalarıydı, ve zamanları kalmamıştı.

Tam bu noktada, en dehşetli günde, her şey tersine döndü.

İlk olarak, Eylül 2008’de, SpaceX dördüncü — ve yörüngeye ulaşamaması durumunda son — denemesini yaptı. Ve başarılı oldu. Kusursuz bir şekilde. Bu başarı NASA’ya “Ya herro ya merro, Musk’abi şans verelim“ dedirtmek için yeterliydi. SpaceX’e 1.6 milyar dolarlık, 12 fırlatmalık bir bir kontrat önerdiler. “Kalkış pisti“ uzatılmıştı. SpaceX kurtulmuştu. Ertesi gün, 2008 Noel arifesinde, Musk elindeki son parayı Tesla’yı kurtarmak üzere şirkete yatırırken, yatırımcılar Musk’ın yatırdığı kadar parayı Tesla’ya yatırmayı kabul ettiler. Kalkış pisti uzatılmıştı. Beş ay sonra, işler yoluna girmeye başladığında, bir kritik yatırım daha geldi — Daimler Chrysler 50 milyon dolar yatırdı. Tesla kurtulmuştu.

2008, Musk için yolun sonundaki son tümsekleri ortaya koyarken, gelecek yedi yıl ElonMusk ve şirketlerinin herkesi gölgede bırakan, limitleri parçalayan, dünyayı sallayan hikayesine tanıklık edecekti.

İlk 3 denemeden sonra SpaceX 20 fırlatma daha yaptı, ve tamamı başarılı oldu. NASA artık bir çok devamlı müşteriden bir tanesi. SpaceX’in ortaya koyduğu inovasyonlar, şirketlerin uzaya tarihin en düşük maliyetiyle bir şeyler yollayabilmesine imkan tanıdı. Bu 20 fırlatma esnasında ticari bir uzay şirketi için her türden bir çok “ilk” yaşandı — bugün dahi, tarihte dünyanın yörüngesine bir uzay aracı yollayıp dünyaya geri döndürmeyi başarabilmiş sadece dört kuruluş bulunuyor: Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, ve SpaceX. SpaceX şu an insanları uzaya taşıyabilecek bir uzay aracını test ediyor. Ayrıca tek seferde Mars’a 100 kişiyi taşıyabilecek bir roket üzerine çalışıyorlar. Google ve Fidelity’den gelen yatırımlardan sonra şirketin değeri 12 milyar dolara ulaşmış durumda.

Tesla Model S inanılmaz bir başarı yakaladı. Consumer Reports’tan (ÇN: Bir tür tüketici organizasyonu) 99/100 ile, Ulusal Karayolu Güvenliği İdaresi’nden ise 5.4/5 ile tarihin en yüksek notlarını alarak otomotiv endüstrisinin aklını aldılar. Şu an, geçen her gün asıl “piyasa dağıtıcı” ve çok daha ekonomik olan Model 3’ün piyasaya sürülmesine daha da yaklaşıyorlar, ve şirketin değeri buna rağmen 30 milyar doların hemen altında. Bunun yanı sıra dünyanın en heybetli pil şirketi haline geliyorlar. Halen inşa edilen Nevada’daki devasa “Gigafactory”, dünyanın yılda ürettiği toplam lityum-iyon pil miktarından daha fazlasını tek başına üretecek.

2012 yılında halka açılan ve mevcut değeri 6 milyar doların hemen altında olan SolarCity, Amerika’daki en büyük güneş paneli şirketi haline geldi. Şu an Buffalo’da ülkenin en büyük güneş paneli fabrikasını inşa ediyorlar, ve muhtemelen Tesla ile yeni tanıtılan ev bataryası Powerwall ile ürünlerini kombinleyerek bir partnerliğe başlayacaklar.

Ve tüm bunlar yetmediği için Musk, boş zamanında tamamen yeni bir ulaşım yöntemini gündeme sokmaya çalışıyor: Hyperloop

Bir kaç yıl içinde, inşa ettikleri fabrikalar tamamlandığında, Musk’ın fabrikaları 30.000 kişiyi çalıştırıyor olacak. 2008 yılında neredeyse iflas edip arkadaşına, kendisi ve eşinin, kayınpederinin bodrumuna taşınabileceğini söylerken, şu an Musk’ın kişisel serveti 12.9 milyar dolar civarına ulaşmış durumda.

Tüm bunlar Musk’ı bir tür yaşayan efsane haline getirdi. Başarılı bir otomotiv şirketi kurması ve dünya çapında Supercharger şarj istasyonları ağını kurması, Musk’ın Henry Ford ve John D. Rockefeller gibi vizyoner sanayiciler ile karşılaştırılmasına yol açtı. SpaceX’in roket teknolojisinde çığır açan çalışmaları, adının HowardHughes ile birlikte anılmasına sebep olurken, farklı sektörlerde ortaya konan mühendislik başarıları, bazılarının Musk ve Thomas Edison arasındaki paralelliklerden bahsetmesini sağladı. Musk’ın tüketicilerin ihtiyaç duyduğunun farkında dahi olmadığı ürünleri ortaya koyarak dev, uzun zamandır gelişmeyen sektörleri alt üst etmesi ile alakalı eşsiz yeteneği, onun belki de en çok Steve Jobs ile karşılaştırılmasına yol açtı. Teknoloji yazarı ve Musk’ın biyografisini kaleme alan AshleeVance, Musk’ın inşa ettiği şeylerin potansiyelinin Hughes veya Jobs’ın ürettiği şeylerden çok daha büyük olduğunu düşünüyor. Musk, uzay & havacılık ve otomotiv gibi Amerika’nın vazgeçtiği sektörleri alıp, onları fantastik bir şekilde yeniden şekillendiriyor.

TED Talks’ın başındaki ChrisAnderson, Musk’ı “yaşayan en önemli girişimci” olarak adlandırıyor. Diğerleri ise onu “yaşayan bir efsane” olarak biliyorlar. 

1) Musk’ın yaptığı şeyleri neden yaptığını anlamak: Musk insanlığa iyi bir gelecek sağlayabilecek en acil hedefler üzerine çalıştığına derinden inanıyor. Bu hedefleri ve neden bunlara bu kadar ilgi duyduğunu derinlemesine keşfetmek istiyorum. 

2) Musk’ın yaptığı şeyleri nasıl yapabilir hale geldiğini anlamak: Her jenerasyonda dünyayı önemli ölçüde değiştiren bir kaç insan olur, ve bu insanlar üzerine çalışılmaya değer. Bu insanlar yaptıkları işleri diğer herkesten daha farklı biçimde yaparlar, ve ben onlardan öğrenilebilecek çok fazla şey olduğunu düşünüyorum.

Kuzey Kaliforniya’daki Tesla üretim merkezi ile Güney Kaliforniya’daki SpaceX üretim merkezi arasında, başta devasa ve “tarz“ olmaları olmak üzere bir çok benzerlik var.

Her iki üretim merkezi de aydınlık, temiz, parlak. Her iki üretim merkezi de bir fabrikadan çok bir laboratuvarı andırıyor. Her iki mekanda da, beyaz yaka işlerini yapan mühendislerle, mavi yaka işlerini yapan teknisyenler özenli bir şekilde aynı çalışma alanlarında çalışacak şekilde yerleştirilmişler. Böylelikle daha yakın çalışıp, birbirlerine hızlı geri dönüm verebiliyorlar. Musk, makineleri dizayn edenlerin, makineler üretilirken onların etrafında olmalarının çok önemli olduğuna inanıyor.

Geleneksel bir fabrika ortamı, bilgisayar başındaki bir mühendis için, geleneksel ofis ortamı da bir teknisyen için ideal çalışma ortamı olmadığından, temiz, fütüristik bir laboratuvar her iki kesime de kendini rahat hissettiriyor. Her iki alanda da etrafı duvarlarla çevrili bir ofis neredeyse yok — tüm çalışanlar ortalıkta, herkesin görebileceği bir şekilde çalışıyor.

Musk bir patron olarak nasıldı? “ElonMusk için çalışmak nasıl bir şey?”

İlk cevap SpaceX’de uzun yıllar çalışmış ve daha sonra ayrılmış birinden. 3. denemenin başarısızlığa ulaştığı günü, hem şirket, hem de projede yıllarca çalışmış herkes için mahvedici bir gün olarak tarif ediyor. Elon’un görev kontrol merkezinden çıkıp, tüm çalışanlara coşkulu bir konuşma yaptığı anı tasvir ediyor. Elon’un “sonsuz bilgeliğine“ atıf yaparak şöyle diyor: “O konuşmadan sonra, sanırım her birimiz onu elimizde güneş kremiyle cehennemin kapılarına kadar takip edebilirdik. Hayatım boyunca tanıklık ettiğim en etkileyici liderlik örneğiydi. ”

Musk hakkında internette yazılanları ve Vance’in kitabını okudukça, bu iki Quora yorumunun Musk hakkındaki her iki fikir kampını da temsil ettiğini fark ettim. Musk için çalışmak, büyük bir hayranlık ve — çoğu zaman hüzünlü bir tonla — büyük bir hiddeti bir araya getiriyor, ve daha da ilginç bir şekilde, çoğu zaman bu ikisinin aynı kişi tarafından dile getirildiğini görüyorsunuz.

Üst düzey bir yönetici, Musk’la iletişim kurmayı şöyle tarif ediyor: “Onunla yaptığınız her konuşma risklidir çünkü Elon’un fikirleri oldukça sabittir, beklediğinizden daha derine gidebilir ve daha hazırlıklıdır. Herhangi bir konuda, sahip olduğunuz bilgi birikiminden daha fazla bilgiye sahiptir. Kısacası onunla olan herhangi bir etkileşim, yükseğe gerilmiş bir ip üzerinde yürümeye benzer, özellikle teknik bir anlaşmazlığa düştüğünüzde.” Daha önce büyük bir teknoloji şirketinde çalışan aynı yönetici, Musk’ı “şimdiye kadar çalıştıklarım arasında işini en iyi bilen milyarder” olarak tanımlıyor.

Son olarak London School of Economics kurucularından İrlandalı yazar G. Bernard Shaw’ın girişimcilik ve inovasyon konusunda dediği gibi ;

“Sizler var olan şeylere bakıp ‘Neden?’ diye soruyorsunuz. Ben var olmayan şeyleri hayal edip ‘Neden olmasın?’ diyorum.”

Ekim Banger