Bitkileri biyolojik bir sabit disk olarak kullanmak

Bilim insanları, kütüphaneler dolusu bilgi birikimini tek bir ağaca aktarabilecek bir teknoloji geliştirdi. Belki de çok yakında aile fotoğraflarınızı en sevdiğiniz kaktüsün içinde saklayabilecek ya da bahçenizdeki ağaçtan müzik dinleyebileceksiniz.

Araştırmalarını Slovenya’da bulunan Maribor Üniversitesi’nde sürdüren nörolog Karin Ljubic Fister ile eşi, bilgisayar bilimci İztok Fister, ancak bilim kurgu romanlarında ya da filmlerinde görülebilecek türden bir icada imza attılar: Bitkileri biyolojik bir sabit disk olarak kullanmak!

Bilgi çağında insanlık her gün büyük miktarlarda veri üretiyor ve bunları sürekli depoluyor. Tüm bu dijital verilerin saklandığı diskler, “sunucu çiftliği” adı verilen ve dünyanın ücra köşelerinde devasa alanlara yayılan tesislerde tutuluyor. Saklanan bilgilerin korunması ise ciddi bir kaynak harcaması gerektiriyor. Üstelik veriler zaman içinde bozuldukları için, periyodik olarak yeni sabit disklere kopyalanarak korunmaları şart. Bu da bu sunucu çiftliklerinin ileride yeryüzünün daha geniş alanlarını kaplayacağı ve daha fazla kaynak harcayacağı anlamına geliyor.

Sürecin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyorlar: “Bilgisayar programları 0 ve 1 rakamlarının sıralanmasıyla oluşur. Biz de bu sıralamayı DNA’nın dört temel yapıtaşı olan A, C, G ve T harflerine dönüştürdük: 00, A oldu; 10, C oldu; 01, G oldu; 11 ise T.” Oluşturdukları sentetik DNA’yı bitkiye harf harf iletmek için de bakterilerden faydalanmışlar. Bu sayede “Merhaba Dünya” mesajı taşıyan bir bilgisayar programını bitkinin DNA’sına kodlamayı başaran ekip, daha sonra bitkiden aldıkları örneğin DNA’sını çıkardıklarında “Merhaba Dünya” mesajının hatasız bir biçimde ekranda belirdiğini görerek doğru yolda olduklarını anlamışlar.

Bu araştırmanın önemi şuradan kaynaklanıyor: Bir gram DNA, 14 bin Blu-ray diskin alacağı bilgiyi depolama imkânı sağlıyor. DNA son derece dayanıklı bir ortam; sabit diskle karşılaştırıldığında içinde saklanabilecek bilgi miktarı sonsuz. Bu da şu demek oluyor: Bir kutu tohumun içinde şu ana dek dünyada üretilmiş bilginin hepsini saklamak mümkün!

Ancak bu yöntemin dezavantajları da yok değil. Şu anki haliyle bitkilerin DNA’sına kaydedilen veriler sadece “salt okunur” şekilde korunabiliyor. Değişiklik yapmak için bilgiyi baştan kaydetmek gerekli. Ayrıca şayet bir DNA kütüphanesi X ışını ya da ultraviyole ışını gibi iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının yakınında kurulacak olursa verilerin zamanla bozulma olasılığı var. Bu nedenle önemli bilgilerin, dünyada büyük bir felaketin meydana gelmesi olasılığına karşı Norveç’teki Svalbard Adası’nda kurulan “Kıyamet Ambarı” gibi güvenli bir yerde korunmaları gerekiyor.

Yöntem her ne kadar bilim insanlarınca daha fazla geliştirmeye muhtaç olsa da, hem yer tutmaması hem de doğal kaynakları tüketmemesi bakımından avantajı çok. Üstelik, bir gün parka gidip oturduğunuz bankın yanındaki ağaçtan kablosuz bir şekilde dünyanın bilgisine erişme ihtimali ufuk açıcı.

Deniz Koç

Atlas Dergisi – Mart/2016 – YolveMacera