Bu hastalığın malesef tedavisi yok! Yakalanmadan önlem almak zorundayız! İşte o hayati uyarılar

Alzheimer kalkanı

Alzheimer süreci de sonucu da besbelli olan ve her saniyesinin -yavaş çekim- akıllara kazındığı, bitmek bilmeyen bir sanat filmi. Nuri Bilge Ceylan’a da Zeki Demirkurbuz’a da ayıp etmiş olmak istemem ama çektikleri filmlerdeki hiç bir sahne bu hastalığa şahit olan insanları hastalarının tek bir el hareketi kadar bile etkileyemez eminim.

Hastalıktan biraz bahsedelim ki tanımayan kalmasın. Kimse karşılaşınca dünyası yıkılmış gibi davranmasın. Çünkü bu kafatasını içindeki beyin bazen direnemiyor. Ben kendisine fazlasıyla hak veriyorum.

Alzheimer yaşlılarda görülen demansın en yaygın formu. Demans denilen hastalık da hafıza, öğrenme, hatırlama, oryantasyon, dil fonksiyonları, algılama, karar verme, plan yapma ve en önemlisi kişilik gibi zihinsel fonksiyonların tepetaklak olması, hafızanın da giderek bozulması ile karakterize bir hastalık. Tüm demans olgularının %50-80’ini alzheimer hastalığı oluşturuyor ve hastalığın görülme oranı artan yaşla beraber her beş yılda bir 2 katına çıkıyor. Temel olarak geri döndürülemeyen bir süreç olması nedeniyle hastalığı önlemeye yönelik tedbirler büyük önem taşıyor.

Hipertansiyonunuz var mı?

Kan yağlarınız yüksek mi? (kolestrol, trigliserid, ldl)

İnsülin direnciniz var mı?

Diyabetiniz var mı ?

Sigara kullanıyor musunuz?

Gününüzün büyük bölümünü oturarak mı geçiriyorsunuz?

Yukarıdaki sorulardan bir veya birkaçına evet cevabı veriyorsanız devamı biraz daha dikkatli okumanız da fayda var demektir.

1.Oksidatif stresle başa çık!

Oksidatif stres, antioksidan savunma sisteminin metabolizmada oluşan zararlı bileşenlerle başa çıkamaması durumu. (Oksidatif stres=Vücudun paslanması) Bu sebeple oksidatif stresle başa çıkabilmek için antioksidan savunma sistemimizi güçlendirmek zorundayız. C vitamini, E vitamini ve karotenoidlerden zengin beslenerek savunma sistemine yardımcı olabiliriz.

C vitamini

Özellikle turunçgiller, kivi, nar gibi meyvelerde; maydanoz, dereotu, brokoli, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunur. C vitamini sıcaklıkla çok çabuk bozunduğu için çiğ olarak tüketilmesi önerilir.

E vitamini

Özellikle buğday, mısır, darı gibi tahıllarda, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamuk yağı gibi yağlarda, ceviz badem ve yer fıstığı gibi kuruyemişlerde ve yeşil sebzelerde çok bulunur. Sıcaklığa dayanıklı olmasına rağmen kızartma ve öğütme işlemlerinde e vitamini kaybı olur. Bu nedenle kızartma işlemi tercih edilmemeli, tahıllar beyazlatılmadan geçmeden (kepekli) kullanılmalıdır.

Karotenoid

Havuç, ıspanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ile kayısı ve şeftali gibi meyvelerde fazlasıyla bulunur.

2.Homosistein seviyeni kontrol altında tut!

Homosistein kanda ölçülen bir aminoasit. Yüksekliği kalp hastalıkları, beyin hastalıkları, sinir hastalıkları riskini arttırır. Özellikle demans, parkinson, alzheimer gibi hastalıklarda yüksek seviyede bulunduğu saptanmıştır. Gerekli oranlarda B6, B12 ve folik asit mevcudiyetinde bu madde zararsız hale getirilir.

Haftada 2 kez balık tüketin.

Çiğ sebze-meyve tüketiminizi arttırın.

Tereyağını hayatınızdan çıkarın, yerini zeytinyağı alsın.

Pirinç, basit şeker, beyaz un gibi glisemik indeksi yüksek besinlerden uzak durun.

3.Kolestrolünü kontrol altında tut!

Katı yağları hayatınızdan çıkarın. Televizyonda bir profesörün ballandıra ballandıra tereyağı yediğini gördüğünüzde lütfen canınız çekmesin, çok sağlıklı olduğunu söyleyeceğini anladığınızda da kulaklaarınızı tıkayın. Zeytinyağı vazgeçilmeziniz olsun. Bedeniniz huzura kavuşssun. Egeli dostalr edinip zeytinyağı sevgisi aşılatın kendinize.

Ceviz, günde 2 tane yenmesi gereken sağlıklı bir atıştırmalık olarak aklınızın bir köşesinde dursun.

4.Sigarayı bırak!

Bugüne kadar duyduğunuz, okuduğunuz her melanetin sigarayla iyi-kötü bir ilişkisi olduğunu biliyorsunuz, sevdiklerinizi bırakmak istemediğinizi de ben biliyorum. Hadi, çok geç olmadan.

5.Kan şekerini kontrol altında tut!

İlaç içmek kan şekeri kontrolü için asla yeterli değil. Kan şekerinizi kontrol etmek sizin elinizde. Ne yiyeceğinizi, ne kadar yiyeceğinizi bilirseniz hepimizin içi rahat olacak.

Uzun süre aç kalmayın.

Glisemik indeksi yüksek besinlerden kaçının.

Az az, sık sık, sağlıklı bir şeyler klişesini uygulayın.

Sonra da gelsin regüle kan şekerleri. .

6.İnsülin direncini yen!

İnsülin direnci diyabetli olmanız için savaşan bir düşman askeri ve savunmanız iyi olmak zorunda. Savaşırken kilo vermek zor olsa da galibiyet için fazla kilolarınızdan kurtulmak zorundasınız.

7.O koltuktan kalk!

Oturarak sağlıklı yaşanmayacağını hepimiz biliyoruz ve doğrusunu uygulamamak için direniyoruz. Sen direnme! Sağlığımızın en büyük düşmanlarından biri sedanter yaşam. Hareket halinde yapabileceğiniz ne varsa hareket halinde yapın. Mecbur kalmadıkça oturmayın. Dinlenmek için oturmanın dışında, tembellikle oturduğunuz her saniye aleyhinize işliyor. Açık havada yürüyüş ilaç gibi gelecek. Bırakın kanatlarınız çıksın.

8.Hepsini içine alan bir beslenme şekli ‘Akdeniz Diyeti’

Akdeniz diyeti spesifik bir diyet değil. Akdenize kıyısı olan ülkelerde yaşayan insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarını ifade eden doğal bir beslenme biçimi. Akdeniz diyeti akdeniz bölgesinde yaygın olarak kullanılan meyve, sebzenin, kurubaklagillerin ve kompleks karbonhidratların tüketiminin yüksek olduğu, orta düzeyde balık tüketiminin olduğu ve yemeklerle birlikte düşük-orta düzeyde kırmızı şarabın tüketildiği bir diyet şeklini ifade etmektedir. Bu beslenme düzeni dünya çapında daha sağlıklı beslenme için bir model olarak tanıtılmış ve kronik dejeneratif hastalıkların önlenmesinde yararlı antioksidan vitaminlerin, çoklu doymamış yağ asitlerinin ve diğer besin öğelerinin optimal düzeyde alınmasını sağlayarak daha iyi bir sağlık durumu ve hayat kalitesi ile ilişkili bulunmuştur.

Akdeniz Diyetinin kognitif fonksiyonlardaki azalmayla Alzheimer Hastalığı riskinde ve hastalık nedeniyle oluşan ölümlerde azalma sağladığı gösterilmiştir.

Akdeniz Diyeti ve Alzheimer Hastalığı arasındaki olası ilişki ilk kez 2006 yılında araştırılmış ve 2258 demansı olmayan bireyin 4 yıllık takıbiyle çalışmaya katılan bireylerin 262sinin 4. yılın sonunda AH tanısı aldığı ortaya konmuştur. Akdeniz Diyetine uyumu düşük olanlarda AH riski yüksek, Akdeniz diyetine yüksek uyumlu olanlarda AH riski %40 daha az bulunmuştur.

65 yaş üzerindeki 3790 bireyin katıldığı 3 yıl süreli izlem çalışmasında akdeniz diyetine uyumu yüksek olanlarda zihinsel fonksiyonlardaki azalmanın yavaşladığı saptanmıştır.

Alzheimer hastalığı üzerine alkolün etkisini gösteren deneysel bir çalışma olmamakla birlikte düşük-orta düzey alkol alımının zihinsel bozukluğu olan hastaların sonuçlarını iyileştirdiği ancak yüksek düzey alkol alımının beyin için zarar verici olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

Diyet ve fiziksel aktivite ile Alzheimer Hastalığı riskini birlikte araştıran bir çalışmada ise akdeniz diyetine yüksek uyum ve yüksek fiziksel aktivite düzeyinin Alzheimer Hastalığını %35 oranında azalttığı belirlenmiştir.

İnsülin direnci ve hiperinsülineminin Alzheimer Hastalığı riskini arttırdığı ve hafızadaki azalmayı tetiklediği tespit edilmiştir. Akdeniz diyetine uyumun yüksek olmasının karbonhidrat metabolizmasını iyileştirdiği, plazma glukoz, serum insülin seviyeleri ve insülin direncini anlamlı olarak azalttığı gösterilmiştir. Akdeniz diyetinin de zeytinyağı, sebze-meyve, şarap, C, E vitaminleri ve karotenoidler gibi önemli antioksidanları yüksek oranda içermesi ile Alzheimer Hastalığına karşı koruyucu olabileceği düşünülmektedir.

Yani sağlıklı bir beyin için önce bilinçsizce yediklerimize dikkat ediyormuşuz. Beyninize sağlık!

Diyetisyen – Tuba KILINÇ