Bu herkes üniversite okuyacak saçmalığına acilen son vermemiz gerekiyor.

Bu herkes üniversite okuyacak saçmalığına acilen son vermemiz gerekiyor. Twitter’da hastag listeleri atanma krizi histerisiyle tweetleyen yüzbinlerce işsiz üniversite mezunu ile dolu. 400 bin işsiz İİBF mezunu varmış ülkede. Dehşet bir rakam bu gerçekten. Adam Yozgat’ta, Çankırı’da, Çorum’da kamu yönetimi okumuş. Diyor ki ya bilader ben boşuna mı okudum bunca sene? Kimse dememiş adam üniversiteye girerken ya sen ne yapıyorsun kardeş diye. Dolayısıyla 18 yaşında tercih yapmak zorunda bırakılan bir insanı suçlamak oldukça abes.

Üniversite sınavlarını bir çoğunuz biliyorsunuz. Çalışırsan oldukça basit bir sınavdır aslında. Tek yapman gereken günlük çalışmaktır. Ama Türkiye’de bir çok üniversiteye oldukça düşük puanlarla girmeniz mümkün. Barajı geçen mühendis olarak kendini Anadolu’daki herhangi bir taşra üniversitesine kendini kaydedebiliyor. Gidiyor Karabük’te makina mühendisliğine başıyor. Başka bir taşra ilinde çevre mühendisliğine başlıyor. Öbürü gidiyor Aksaray’da iktisata başlıyor. Başkası gidiyor Gümüşhane’de felsefe eğitimine başlıyor. Zaten üniversite eğitimi ücretsiz. Bir de kazandım havaları var falan. Kimse durdurup demiyor ulan ne kazandın? Ama abi sonuç belgesinde hak kazandınız diyor. Matematikten beş net yapamayan adam bakıyorsun makina mühendisliği eğitimine hak kazanıyor.
Hak kazanıyor bir şekilde işte. Sonra üniversite başlıyor. Belki Türkiye’nin en saçma sapan şehrine gelmiş.

Nereden gelmiş? İzmir’den, Bursa’dan falan. Yani gayet yaşaması keyifli güzel illerimizden gelmiş. Yeni açılmış bir devlet üniversitesinde 200’lü puanlar bandında ortak paydası olan mühendis adayları, iktisatçı adayları, uluslararası ilişkiler uzmanı adayları. Gıcır gıcır üniversite binaları, kampüsleri, kongre salonları. Hocaları oradan buradan toplamışlar. YÖP’le şunla bunla falan. Türkiye’nin en iyi okullarından falan mezun. Adam ODTÜ bitirmiş ama Aksaray Üniversitesinde ders veriyor. Helal olsun diyoruz kendisine. Ama kime ne anlatacaksın bilader? Çocuk beş net yapamamış üniversite sınavında fizikte. Sen çocuğa termodinamik anlatıyorsun. Anlatıyorsun tabi doğal olarak anlamıyor. Çünkü adam termodinamik anlasaydı lisede biraz daha integral problemi çözer 400’lü puanlar bandına taşırdı kendini.

“E anlamıyor çocuklar ne yapacağız hocam. Hepsini bırakacak halimiz yok. Kör topal bir şekilde mezun edeceğiz. Zaten gelmişiz Aksaray ilindeyiz. Özsüt’te akşam latte içmekten başka bir keyfimiz yok. Ulan bu devlet bunları buraya gönderirken düşünseydi. Biz hiç kasmayalım hocam mezun edelim gitsin.” Sonra mezun oluyorsun abi. On numara bir mezuniyet yemeği. Şehrin en güzel otelinin en güzel salonunda. Ciks takımları çekiyorsun böyle gençlik çağının en afilli dönemlerinde. Aman sabahlar olmasın, vur patlasın, çal oynasın. Törende rektör, dekan övüyor üniversitesini. Şöyle kaliteli eğitim, böyle muazzam akademik kadro falan. Veliler başlıyor şak şak şak. Veriyorlar eline bir kağıt parçası. Bursun kesiliyor, kredin kesiliyor. Hadi diyorlar bilader sen artık üretime geç.
Adını koyalım, adın Haydar.

Elinde diploma rızkının peşine düşüyorsun. Haliyle piyasada pek kimse iş vermeye yanaşmıyor. Mimar Sinan mimarlıktan mezun adam 1750 TL maaşla işe başlarken kim senin suratına tükürsün? Beş sene okuyup herhangi bir iş yapmak ta koyuyor tabi. Vuruyorsun kendini KPSS sınavlarına. Dersaneler, kütüphaneler arşınlanıyor, belli bir puan alınıyor. Ama belli bir puan yani. Adam bu işlerden anlasa üniversite sınavlarında iyi bir puan alırdı. Tabi bir çoğu için atanacak bir puan alınamıyor. Çoğu zaman atanacak bir kadro bulunamıyor. Krizler, ihtiraslar, gençlik acıları… Yaş oldu 25 tabi evlenmek falan lazım. Burası Oslo değil sen de zaten Londra’da okumadın. Devlet bir yandan sopayla dürtüklemeye başlıyor. Askereeee gellll haydaaaar. Haydi bismillah bir askerliğe gidek gelek dedin. Neyse beş ay sayılı gün çabuk geçer.

Askerden geldin. Yine aynı süreçler, Yaş geçiyor haliyle, herkes gözünün içine bakıyor. Bir bakıyorsun Taksim meydanındasın. Önünde bir panzer, elinde bir peynirli sandeviç. Emniyet genel müdürlüğü gururla sunar. Tabi şanslıysan. Sen Nusaybin’de bir bok çukurundasındır örneğin; mecliste HDP vekilleri meclis başkanvekilliği yaparken kıçından terler akarak vatanı müdaafa ediyorsundur. Böyle bir ihtimal de mevcut. Sonrası mı? Karavana. Bir ihtimal “vatan sağolsun”

Okudun da ne oldu Haydar? Okuttun da ne oldu Türkiye Cumhuriyeti? En az 30-40 bin lira havaya uçtu. Çocuk devlete 15 bin lira kredi borcu yaptı. 5 sene belki hayatında hiç gelmek istemeyeceği abuk sabuk bir Anadolu kasabasında yaşamak zorunda kaldı. 5 sene üretime en ufak bir katkı sunmadı. Sürekli tüketti. Tükettikçe Anadolu esnafı ihya oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin parası çar çur oldu.

Türkiye’nin iyi üniversitelerini kazanamadıysanız üniversite okumayın arkadaşlar. Gidin uzaktan eğitime kendinizi kaydedin ve bir meslek öğrenmeye çalışın. Anneler, babalar… Benim çocuğum illa üniversite okuyacak diye kendinizi paralamayın. Her çocuk akademik eğitim alacak diye bir vahiy gelmedi. Mesleğe yönlendirin. Vallahi bu ülkenin marangoza da ihtiyacı var. Helal para kazanmak her şeyden önemli değil mi?
öyle işte…

FURKAN GENÇOĞLU