Bu ne telaş arkadaş!

Bu ne telaş arkadaş!

Vay arkadaş!.. Sadece el sıkıştılar. Sadece kucaklaştılar. Medyada ortalık yıkılıyor.  “Aman” diyorlar. “Dikkat” diyorlar. Ne oluyor arkadaş?.. Sadece Erdoğan ile Putin bir araya geldi.

Medyada kimi kalemler feveran ediyor:
– “Türkiye’ni yeri Batı’dır.”
– “Türkiye’nin yeri NATO’dur; AB’dir; ABD’dir.”
– “Sakın Rusya konusunda ileri gitmeyin.”
Neler neler…
Bi durun arkadaş!..
Bi soluklanın arkadaş!..
Bu ne telaş?..
Tek bizim medya sanmayın. Kibir abidesi AB-ABDtemsilcileri uyarıda bulundu: “Türkiye’nin yeri NATO’dur!”
Hadi ya!.. NATO silahlarıyla darbe yapanlara gözünü kapatanlara bak sen; Türkiye ile Rusya yan yana gelince yerimizi hatırlayıverdiler!
Muhafazakar medyamız durur mu? Onlar da, Rusların tarihi düşmanımız olduğunu hatırlattı!
Yani. Merkez medyadan muhafazakar medyaya kadar hepsi, Rusya ilişkileri konusunda nedense Erdoğan’ı uyarmaihtiyacı hissetti.
İşin özü… “Aman ileri gitmeyin” dedikleri… Yani korktukları, Avrasyacılık!
Eski düşman “sosyalizm” bitti; yerini yeni düşman Avrasyacılık aldı.
Peki…
Nedir bu Avrasyacılık/Avrasya Hareketi biliyor musunuz?
Kimileri sol-sosyalist-komünist bir hareket sanıyor!
Gelin size önümüzdeki günlerde sık gündeme gelecek “Avrasyacılık” konusunda kimi bilgi vereyim.

KAHRAMANLARI CENGİZHAN

İnsanlık tarihinde hayran olduğum isimlerin başındaAleksander von Humboldt (1769-1859) gelir. Prusyalı doğa bilimcidir.
1829 yılında Rusya’da yaptığı yolculuk sırasında; Avrupa ve Asya’nın bütün coğrafyasını tanımlayan “Avrasya” terimini ortaya attı.
Rusya’da bu kavramı ilk kez coğrafyacı V.I. Lamanskiy (1833-1914) kullandı. Arkasından..
Dilbilimci N.S.Trubetskoy (1890-1930), coğrafyacı P.N. Savitskiy (1895-1965), edebiyat eleştirmeni P.P. Suvuçinskiy (1892-1985), kültür tarihçisi G.V. Florovskiy (1893-1979), tarihçi G.V. Vernadskiy (1877-1973) vs. “Klasik Avrasyacılar” düşüncesini oluşturdular. Lev Nikolayeviç Gumilyev (1912-1992) gibi Avrasyacılığın teorisini oluşturanların yazdıkları şuydu:
Çarlığın 200 yıllık dayatmasına rağmen Rus kültürünün, Roma-Germen yani Avrupa kültürü olmadığını ileri sürdüler. Fakat Asyalı da değillerdi. Onlara göre Ruslar, Asyalı ve Türki halk kültürlerinin birer parçası idiler. (Örneğin, Cengizhan‘ı kahramanları olarak görüyorlardı.)
Batı kültürünün -kimi zaman kaba kuvvetle- dayattığı, bireyciliğe, maddiyatçılığa, tüketimin kutsanmasına karşıydılar.
Avrasyacılara göre; her kültürün kendi mantığına göre gelişmesi vardı. Her ulus, belli bir coğrafyada gelişirkenkendine has özel ulusal, etik, hukuki, dilsel, dinsel, ekonomik ve siyasal şekillerini geliştiriyordu. Yüzünü hızla Batı’ya dönenler halk yığınlarına yabancılaşıyordu.
Sonuçta…
Klasik Avrasyacılar Petr Savitskiy önderliğinde 1920’lilerin ortasında örgütlenmeye başladı. Çoğunluk muhafazakar olsa da içlerinde Bolşevikler de vardı. 1930’larda bölündüler,solcu Avrasyacılar hareketten koptu. Diğerleri ise siyasetten ayrılıp akademik çalışmalara yöneldi.
(Atatürk‘ün 1930’lardan itibaren dil, tarih, coğrafya, jeoloji, biyoloji, antropoloji gibi bilim dallarına eğilerek, “köken arayışında” olmasında Avrasyacılığın etkisi var mıydı?)
Devam edelim…

YENİ MODEL

1980’lerin sonu…
Sovyetler Birliği, insanı dönüştürmeyi başaramadığı/teoriyi hayata geçiremediği için dağılıyordu.
Sovyetler parçalanıyordu ama yerine hangi sisteminkonulacağı bilinemiyordu. Yeni oluşturulan medya ve onun “ekran bülbülleri” Rusya’ya Batı’dan bakıyorlardı; kurtuluşu kapitalizmde arıyorlardı. Moskova’ya A. Benois, R. Stoykers, J. Tiriar, K. Mutti, E. Terrachano, M. Battara gibi Atlantikçi neoconların temsilcileri akın etti. Bunlar komünist çevreleri bile etkilemeye başladı.
Bu şartlarda Rusya’da “Avrasyacılık” yeniden doğdu.Fakat…
Başta “insan hakları savunucusu” diye Batı tarafından el üstünde tutulan A. Saharov gibi liberaller, Avrasyacılık kavramını siyasi ve tarihi felsefesinden çıkarıp, coğrafik anlama sıkıştırdı. Ve Avrasyacılar dağıldı…
Kimi “Demokratik Avrasyacılık”, kimi “Sol Avrasyacılık” ve kimi “Yeni Avrasyacılık” adını aldı. “Türkçü-Turancı Avrasyacılık” akımları bile ortaya çıktı. Avrasyacılığı rehber edinen “Milli Bolşevik Partisi” kuruldu.
Sonunda çoğu yozlaştı ve yok olup gitti. Ayakta kalan “Yeni Avrasyacılık” oldu. Lideri Aleksandr Dugin (d.1962) idi. Dava arkadaşları arasında, Merkezi Müslümanlık Diyanet Kurulu Başkanı Talgat Tacuddin gibi isimler vardı.
Yeni Avrasyacılar…
– Amerikancı küreselleşmeye karşıydılar. Kültürlerin diyalogunu istiyorlardı
– Çok kutuplu dünyayı benimsiyorlardı. Ulus devlettenyanaydılar.
– Ulusal ve kültürel kimliği koruyarak Batı’ya açılmayı savunuyorlardı.
Türk ve Müslüman varlığını Avrasyacılığın temellerinden görüyorlardı.
– Rusya, İran, Irak, Türkiye vd. komşu ülkeler ittifakındanyanaydılar.
Uzatmayayım…
Evet, “aman ha” diyen arkadaş! Niye korkuyorsun Avrasyacılıktan?
Tabii ki evrensel düşüneceğiz.
Tabii ki Batı’dan kopmayacağız.
Ancak…
Doğu’ya da sırtımızı dönmeyeceğiz.
Yeni modellere kapımızı kapatmayacağız.
Görmüyor musunuz:
Türkiye; tek kutuplu Amerikan emperyalizmi tarafından bölünmeye yazgılanmış bir ülke yapıldı..
Kuzey Kıbrıs‘ta ne istedikleri belli.
Sınırımızda “Kürdistan” inşa etmek istedikleri belli.
15 Temmuz darbesiyle Sevr’i gerçekleştirmek istedikleri belli.
O halde…
Başımızı kaldırdığımızda niye hemen “aman ha” diyorsunuz?

Soner Yalçın
Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/bu-ne-telas-arkadas-1347757/
Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş  Bu ne telaş arkadaş Bu ne telaş arkadaş! a bos 120