Bunlar çocuk istismarından vazgeçemez!

Ülkenin 2002 yılında 24. Başbakanı; 2007 yılında da 11. Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, 20 Ağustos 1980 tarihinde, 1965 doğumlu Hayrünnisa Hanım ile evlenir. Şimdilerde yetişkin olan bir kadın hakkında yazdıklarım beni utandırsa da Abdullah Gül ile evlendiğinde 15 yaşındadır Hayrünisa Hanım ve medeni hukuka göre bir çocuktur. 1950 doğumlu olan Abdullah Gül ise evlendiğinde 30 yaşındadır.

Evlenmeden önce Özyurt soyadını taşıyordur Hayrünnisa Gül Hanım. Çemberlitaş Lisesi’nde okumaktadır hakkında evlilik kararı verildiğinde. Doğal olarak okulu bırakmak zorundadır evlendiği için, ama liseyi dışarıdan bitirir. Üniversitede okumak istemektedir Hayrünnisa Gül, Ankara Üniversitesi Arap Dili Ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanır. O dönemde türbanlı öğrenciler üniversitelere alınmamaktadır. Üniversitenin kapısına eşiyle birlikte gidip türbanı nedeniyle içeri alınmadığını notere tespit ettirerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurur Hayrunisa Gül. Ülkesini Avrupa’ya şikayet eden ilk ‘first lady’ olarak tarihe geçer; güzel bir direniştir aslına bakarsanız kağıt üzerinde…

Takvimler 2016’yı gösterdiğinde bahsi geçen başbakan ve cumhurbaşkanının selefinin Avrupa Birliği’ne atarlandığı bir dönemde çocuklara belli bir tarihe kadar tecavüzün meşrulaşmasına yol açacak önerge TBMM’ye sunulur bir gece yarısı. Aynı gece milletin izlemeye mecbur kılındığı televizyon kanallarında regl olan kızlarla erekte olan erkeklerin evliliğe hazır olduğu savunulur. Medeni kanun, ahlak ya da insani değerler değil İslam ve Kuran-ı Kerim’dir referans gösterilen ve yüzde 99’unun Müslüman olarak kabul edildiği bir toplumda yüzde 49’dan aldıkları demokratik bir hakla çocuklara tecavüz edenler onlarla evlendikleri sürece yola devam edebiliriz demektedirler, çok ayıp…

Bundan tam 14 yıl önce, reşit olmayan bir kız çocuğunu dini nikahına alan bir kişi bu ülkenin önce başbakanı devamında da cumhurbaşkanı olabilmiştir. Hatta ve hatta o dönemdeki süreçte Avrupa’ya şikayet etme hakkını kendisinde görebilmiştir. Geç kalınmış bir çaba mıdır acaba kitleleri çocuk gelinler üzerinden örgütlemeye çalışmak?..

Özetlemek gerekirse… Bu sapkın düzeni bundan tam 26 yıl önce çocuk, insan hakları ve medeni hukukla çözümlemeye çalışmayıp, konuyu başörtüsüne indirgeme kolaycılığına kaçan siyasetin yarattığı ve palazlandırdığı bir canavarın kendisinin dahi kontrol edemediği bir güçle boğuşuyoruz son dönemde.

Kin dolular kendilerini var eden güçle yok etme psikolojisinin altındaki diyalektikten habersiz ve cahilce milletin taşına toprağına, deresine tepesine, akan suyuna, kadınına erkeğine, çoluğuna çocuğuna, “toplumun en temel yapı taşı” denen “çekirdek aile”sine dahi saldırdıklarının farkında olmayacak kadar gözünü, ruhunu, vicdanını karartan bir kin bu…

O yüzden… Tekrar deneyecekler!.. Tekrar tekrar deneyecekler!..

Ve bu ülkenin devrimci güçlerinden başka bir çıkış yolu yok. İnanın ki yok… Böylesi bir kör, sapkın ve kendisini yok etmeye programlı bir cehalete karşı var olamazsak bizlere yazıklar olsun…

kaynak: http://redaktif.net/2016/11/23/bunlar-cocuk-istismarindan-vazgecemez/