Cehennem…

2 gün önce bir ruh hastası 3.5 yaşındaki bir yavruya tecavüz edip, onu öldürüp, sonra da bir yere gömdüğünü itiraf etti.

Suçluyu Müge Anlı buldu. Polis değil. Artık çivisi çıkmış memlekette hiç de şaşırtıcı bir durum değil.  Katil, televizyonda ağlıyordu. Beni hapse göndermeyin, orada döverler, korkuyorum diye… Halbuki dayak, başına gelecek en hafif şey muhtemelen.

2 gündür yorumları okuyorum;

“Asılsın”, “Çükünü kessinler, ağzına versinler”, “Kıtır kıtır doğrayıp, derisini yüzüp, çükünü kör bıçakla doğramak lazım”,  Yukarıdaki 3 yorum, seçtiklerim içerisinde en hafif olanlardan.  Kötülük böyle bir şey işte…  Bulaşıcı.

Kötülüğü, daha büyük bir kötülükle yok edeceğimizi zannetmek ise tarihin ilk çağlarından beri en büyük yanılgımız.  Kötülüğü, daha büyük bir kötülük ile yok edemezsiniz, sadece beslersiniz.  Ve bu, sizi, o kötüden daha az kötü veya “iyi” yapmaz. Sadece kötülüğün bir parçası yapar.

Bu kötülüğü besleyecek o kadar çok şey var ki şu anda dünyada… Öyle bir çağ yaşıyoruz. Kötülük hep vardı. Ancak bu çağda ona şahit olabileceğimiz araçlar daha çok. Kötülükle ne kadar iç içe yaşadığımızı daha çok fark ediyor ve hızla o kötülüğün bir parçası oluyoruz. İçimizdeki öfke, içimizdeki nefret duygusunu besledikçe, kötülüğün yok edilmesini zorlaştırıyor, hatta imkansızlaştırıyoruz.

İşte gerçek cehennem bu.

“Ya senin çocuğuna yapılsaydı aynı şey, yine böyle mi konuşurdun? Kötülük, iyilik falan…” diye soracak olanlarınız vardır mutlaka…

Cevabı bilmiyorum, inanın. Neticede ben de bu cehennemde yananlardan biriyim…

Allah bu sorunun cevabını öğrenmemi nasip etmesin…  Ve Allah,  Eğer gerçekten varsa,  Artık bu cehennem ateşini söndürmek için yardımcımız olsun..

Emre Dölcel