Çok Odalı Evlerde Zarar Etmek Yerine Küçük Evlerde Huzuru Bulan İnsanlar

Hiç kullanılmayan bir misafir odası kültüründen geldiğimizden midir bilinmez ama çok odalı evlere karşı bir zaafımız var. Oysa küçücük evlerde de yaşanabildiğini göreceksiniz birazdan.

özellikle megakentlerdeki evlerin, insan sayılarına yetişememesi yüzünden m2 başına tillahlık fiyatlar çekenlere karşı 30-40 m2’lik tek göz odaları yaşam alanına çekiren kişilere rastlamak ve eserlerine göz gezdirip de aslında 4 oda, 110 m2’lik evlerin ne kadar gereksiz olduğunu farketmek. bize böyle öğretildi. salon ve oturma odasını ayıran zihniyet “büyük iyidir” diye insanları kandırdı ve sırf bir odası fazla diye durduk yere ekstra paralar cebizimden çıktı. sana diyorum sana, sana, sana, hepinize be.

oturma odasına iki çekyat attınız, televizyon koydunuz. salona ise alfemo’dan, bellona’dan ve daha nice firmadan -bitti benim marka bilgim- gittiniz ceviz ağacı oturma takımları aldınız. büfeler dikdiniz içerisinde hiç kullanmadığınız bardakları, tabakları, bibloları süsleri olan.. önemli misafirlere ayırdınız onları; ama gelmedi o misafir bi’ türlü. gelmedi arkadaşım, o tabaktan bi türlü türlü -ikincisi yemek olan- yiyemedik. yiyemedik ya yalan mı.

aynalar çektiniz yemek masasının ardına. yemek masaları aldınız aynı anda on kişiye servis açabileceğiniz.. gelmedi ki beş kişiden fazlası lan. o eşyalara bi de tozlanmasın diye örtüler örttünüz, kapısını kapattınız salonun. çocuğunuzun orada oynamasını istemediniz. ne için? soruyorum ne için? yılda dört-beş kere insanları salonda ağırlamak istediğiniz için. onda da zaten bi süre sonra sıkıldı insanlar, oturma odasına geçtiler, televizyon seyrettiniz. n’oldu peki, şunu yaşamak için gittiniz 3-5 milyar/30-50 bin lira daha fazla para verdiniz n’oldu. bravo.

şimdi bağdat caddesi’nde 90 m2 ev fiyatına iç anadolu’da ilçe kapatırsınız. ama işinize, ortamlara daha yakın diye gittiniz aldınız. dünyada da böyle işte. elin oğlu/kızı new york, tokyo, londra, paris‘te yaşıyor. herkes sizin gibi zengin de değil. her gün iki saati trafikte geçmesin diye gidiyor 40 m2 bir oda tutuyor, ofis kiralıyor; oradan kendine ev yapıyor. hem de öyle bir ev yapıyor ki zeki çocuklar, duşunu, yatağını, tuvaletini, çalışma ortamını, televizyonunu, yemek alanını buraya sığdırıyor. peki biz ne yapıyoruz, “ıyy o ne öyle kıç kadar ev” diye 100 m2 ev alıp bir daha geriye getiremeyeceğimiz o dört saati kıçı kırık bir işe girip, yarak kürek insanlardan emir almak için harcıyoruz. nezih bir semtte 40 m2 bize yetmediği için, hergün kavga dövüşün olduğu, apaçilerin cirit attığı semtlerde, 110 m2’lik o muhteşem evlerimizde mutlu mesut yaşıyoruz. bok yaşıyoruz. dört odamız var vuhuuu. biri yatak odası, biri oturma odası, biri çocuk odası, öbürü de “olmuşken dört odalı olsun” dediğimiz için eş dost gelir diye çekyatları dayadığımız oda oluyor. halbuki ev 40 m2 olsa gelmeyecek onlar. 110 m2 evi sen aldın, sonra gelip kalıyorlar diye yüzünü ekşitme. allahsız. çek cefanı.

11 m2 yüksek tavan, ama orası ev. sen olsan orayı ardiye yapardın. hiç konuşma yapardın. sus.

24 m2. sen olsan “yıkın burayı da belediyeden bank çalar burayı akşamları çay içeceğimiz bi alana çeviririz” derdin. halı yıkardın sen burada.

16 m2 bodrum. hem de böyle kirişli mirişli. sen olsan… sen değil tabii de mutlaka biri buraya gelir hacetlenmiş de gitmiş olurdu. bizim de var olm bodrum, oluyor böyle şeyler.

artık bu dar alanları işlevsel şekilde kullanma işi aldı başını gitti. fuarlar düzenleniyor, bunun üzerinde ustalaşan mimarlar türüyor, nice genç dimağ bu salon dayatmasına, eş/dos/aile baskısına boğun eğmiyor.

herkes bir tutturmuş,

“peki ya çocuğun olunca?”

peki ya olmazsa? zorla mı yahu. ben bazı insanlar tanıyorum soyadının son ferdi olan. tek torun olan. onlar bile bu kadar düşünmüyor bu çocuk mevzusunu size n’oluyor. tamam o benim de kısmet artık. çocuk şart değil, iki kedim var. çocuğumla anlaşamazlarsa n’olacak, ben yeni doğan çocuğumu yetimhaneye bırakmak istemem. kedilerle bi mazi var, onca yıl var beraber geçirilen. çok üredik.

şu youtube kanalı bu tarz şeylere meraklı ve hayata gerçirmiş kişilerle yapılan röportajlardan oluşuyor. ilginizi çekiyorsa göz gezdirebilirsiniz. ingilizce’niz olması farketmez, google’a “small home ideas” falan yazın çıkar o.

kaynak: https://seyler.eksisozluk.com