Pazar keyfinize Gülse Birsel’den; Cumhurbaşkanıma maruzatımdır…

Ne var? Herkes ona sesleniyor… Polisin, yargının, kanunun nizamın üzerinden atlayıp, hemen her şeyi Cumhurbaşkanı’ndan istemek pratik bir yol. Şöyle düşünün: Madem Cumhurbaşkanı ülkede aşağı yukarı her işe bakıyor, vatandaşın da derdini tasasını mahkemeydi, avukattı, valiydi, vekildi, aracı koymadan, direkt en tepeye anlatma, en kısa yoldan çözüm bulma hakkı var!

Eskiden beri ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmaları vardır. Ülkenin lideri kamera karşısına geçip icraatları, son vaziyeti filan aktarır, vatandaşla iletişim kurar.

Fakat artık bir ‘Cumhurbaşkanı’na sesleniş’ kanalı yapılmasının zamanı geldi diye düşünüyorum. En azından vatandaşın derdi, tasası, şikâyeti kategoriler haline getirilip toplu olarak Sayın Erdoğan’a iletilir. Çünkü araştırdım da Cumhurbaşkanı’na seslenen çok. Acı olayları yazmayacağım. Eşini yanlış ameliyatta kaybedip adalet isteyen, gönüllü koruculuk yapan ve güvenlik isteyen, bir üvey annenin çocuklara yaptığı eziyetin videosunu seyredip cezalandırılması için Cumhurbaşkanı’na seslenen insanların çaresizliği gayet anlaşılır…

Ama şu örnekler de var:

– İktisadi İdari Bilimler mezunları Kamu İktisadi Teşebbüsleri kadrolarının kendilerine açılması için Cumhurbaşkanı’na seslenmişler.

– Ağrı’lı ailenin beşizleri doğunca “Biz üçüz planlıyorduk, şimdi geçim sıkıntısı çekeceğiz” deyip, Cumhurbaşkanı’na seslenip yardım istemişler.

– Kırşehir’de düğünden sonra altınları alıp kayıplara karışan gelin, yakalanınca “Ben bu altınları kendim için değil, Bayırbucak Türkmenlerine yardım için aldım, buradan Cumhurbaşkanıma sesleniyorum” demiş.

– Bir vatandaş, ev sahibi olamadığını ifade edip, Şahinbey Belediyesi’nin yaptırdığı evlerden alabilmek için Cumhurbaşkanı’na seslenmiş.

– Kocaelispor taraftar grubu Hodri Meydan, Süper Lig’e çıkmak için, bir fındık üreticisi ise Ordu Fındık’ın fiyatının yükseltilmesi için çektiği videoyla Cumhurbaşkanı’na seslenmiş.

– Bir vatandaş Necip Fazıl Kısakürek Özel Ödülleri’nde ödülün verildiği kişiyi doğru bulmayıp başkasını önermiş ve bu konuda Cumhurbaşkanı’na seslenmiş.

– Hatta Harika Avcı avukatının kendisini dolandırdığını anlatıp yardım için Cumhurbaşkanı’na seslenmiş.

SUSTURAMAZSINIZ, SESLENİCEM

Görüldüğü gibi ekonomi, istihdam, adalet, emlak, spor, kültür, sanat, her sorunun ancak Cumhurbaşkanı’nın haberi olursa çözüleceğini düşünüyor memleketimin insanı.

Ki belki haksız da değiller… Cumhurbaşkanı pek çok farklı konunun, pek çok detayıyla ilgileniyor. Şahsen bu açıdan benzediğimizi düşünüyorum. Dizi yaparken, dekordaki aksesuvardan sahnedeki figürasyona, oyuncu odasındaki kanepenin temizliğinden makyajlara kadar işim olan olmayan pek çok konuya kafam takılır, kendimi tutamayıp karışırım. Yaz, oyna, evine git, değil mi? Yok.

Bir gün oyunculardan biri beni setin girişinde durdurup “Gülsecim bugün öğle yemeği çok kötüydü, onu bir çözersen çok iyi olur” deyince, aniden uyandım!

Her yetkiyi üzerine alırsan, her şeyin sorumlusu da bir süre sonra sen olursun. Aslında en güzeli sorumluluksuz yetkidir, en kötüsü de bunun tam tersi.

Ve aynı ben, bir gün sorumluluksuz ama ‘full’ yetki sahibi olduğum bir iş bulursam, parasına bakmam, hayat boyu yaparım inanın!

Cumhurbaşkanımızın şu an yetkileri ‘full’. Sorumlulukları nasıl paylaşıyorlar bilmem. Ama ben de vatandaşım, isteklerim var.

Cumhurbaşkanım, buradan size sesleniyorum!

– Diziler 60 dakika olsun!

– 34 beden kadınlar sokağa çıkmasın!

– Mevsim değişsin Akdeniz olsun.

– İnsanlar el ele tutuşsun, hayat bayram olsun.

– Sizden çok rica ediyorum, bunları ancak siz yapabilirsiniz. Zira bu konularda devlette sorumluluğu olan insanlar vardır belki, ama sanırım tüm yetkiler sizde. Benim işimi siz çözer, derdime ancak siz çare olursunuz.

– Arz ederim efendim.

Gülse Birsel – hurriyet.com.tr