Darbe öncesinde ABD’de yazılan o satırlar dikkat çekti

Darbe öncesinde ABD’de yazılan o satırlar dikkat çekti. Sizce sürpriz mi?

2016 senesi dış basında Türkiye için darbe senaryolarının ardarda ortaya döküldüğü bir yıl oldu, 15 Temmuz kalkışmasının yaklaşan ayak sesleri bu makaleler aracılığı ile duyuruldu…

İçerisinde bulunduğumuz 2016 senesi dış basında Türkiye için darbe senaryolarının ardarda ortaya döküldüğü bir yıl oldu, 15 Temmuz kalkışmasının yaklaşan ayak sesleri bu makaleler aracılığı ile duyurulurken, Odatv bu tip makaleleri tespit etmek ve Türkçeleştirerek okurları ile paylaşmanın önemini görerek hemen her günü kapsayan detaylı bir izleme sürecine yöneldi.

Dış basının bellibaşlı önemli kuruluşları ve eski istihbarat ajanlarının web sayfalarını izleme altına aldığımızda, bu makalelerin öylesine yazılmaktan fazlasını işaret ettikleri şüphesine kapıldık.

Bugün dönüp de geriye baktığımızda, çevirdiğimiz makalelerde yeralan detaylı bilgileri görmek bizi şaşırtıyor. Önce Amerikan sonra Türk kamuoyunu olası bir darbeye karşı hazırlama görevini üstlenmişçesine kaleme alınan bu makalelerin bir diğer ortak özelliklerinin de hedef şaşırtmak üzerine inşa edildiğine tanık oluyoruz. Makaleleri yazanlar, her nedense darbe kalkışmasının orduda bulunan ”Kemalist askerler” tarafından hayata geçirileceğine dair ”öngörülerde” bulunurlarken, Gülen Cemaati’ne adeta masum bir portre çiziyorlardı.

Geçtiğimiz aylar boyunca yaklaşmakta olan kalkışmanın işaretlerini taşıyan o makaleleri Odatv okuru için tekrar inceledik.

ZEYNALOV SAYIYI 50 BİN VERDİ

Bu makalelerin ilki, 12.12.2015 tarihinde, Odatv’de ‘Cemaat mensuplarına kaçma talimatını kim verdi’ başlığıyla yayınlanan, Cemaat üyesi olduğu bilinen Mahir Zeynalov imzalı, HizmetNews adlı web sayfasında yayınlanan yazı olsa gerek.

”50.000’e yakın Gülen sempatizanı benzer suçlamalar ve baskılar altına alınıyor ve çeşitli cezalara maruz kalarak ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmaya çalışılıyorlar.” Mahir Zeynalov

Zeynalov’un vermekte olduğu sayı oldukça dikkat çekici, 50.000 civarı Gülen mensubunun baskı altında olduğunu bildiren Zeylanov’un verdiği sayı ile günümüzde kalkışmanın ardından yaşananlar ile doğrudan ya da dolaylı bağlantı içerisinde oldukları iddia edilerek tutuklanan -ya da görevlerinden uzaklaştırılan- ve Cemaat mensubu oldukları iddia edilen kişilerin sayısı neredeyse örtüşüyor. Yazı aynı zamanda Gülen’in taraftarlarına ”Türkiye’yi terk edin” çağrısında bulunduğunu iddia ediyordu.

ŞUBAT’TA DARBE YAZISI

Darbeyi doğrudan haber veren ilk makale 24 Şubat 2016 tarihinde, Counterpunch adlı sitede Mike Whitney imzası ile yayınlanmış, Odatv bu makaleyi Türkçeleştirerek okurları ile paylaşmıştı. Bakın o makalede neler söyleniyor.

”Counterpunch’tan Mike Whitney’in 24 Şubat 2016 tarihli makalesi; ”Türkiye’nin olası bir Suriye harekatı zaten taraflara ayrışmış bulunan ülke içinde ciddi boyutta bir tepki ortaya çıkarabilir ve bu durum Erdoğan’ın gücünde ciddi bir azalmaya neden olabilir. MİT ve TSK içerisinde ajanları bulunan ABD ise bu durumdan faydalanabilir. Bütünüyle tarafsız bir yaklaşım ile, sosyal bir hareketi kışkırtmak dahi  rengi önceden belli olan bir devrimi ateşleyerek sorun çıkarıcı Erdoğan, Washington’dan yönetilen bir darbe ile etkisiz hale getirilebilir. Benzer bir oyunu daha önce Kiev’de CIA eliyle gerçekleştirilirken izlemiştik.

Gözünde canlandırması zor değil, Obama gizlice Erdoğan’a yeşil ışık yaktı ve altındaki halıyı çekmeden önce askerlerini Suriye’ye sokmasını bekleyecek. Benzer bir sahtekarlık örneği 1990’da Amerikan elçisi Irak’a gittiğinde gerçekleşmişti. April Glaspie, Saddam’ın Kuveyt’e girmesine onay vermişti. Irak ordusu hedeflerine henüz ulaştığı anda ABD kendi ordusunu devreye sokarak Çöl Fırtınası Operasyonu adı altında büyük ölçekli bir karşı askeri operasyon başlatmıştı.”

Bir dönüm noktası olarak tanımlayabileceğimiz bu makale ardı sıra gelecek bir dizi benzer yazının ilki olma özelliği taşıyor ve TSK ve MİT içerisinde bulunan ”ABD ajanları” üzerinden bir darbe harekatına girişilebileceğinin işaretini veriyor.

2 BÜYÜKELÇİNİN MAKALELERİ

Geçtiğimiz günlerde ABD Genel Kurmay Başkanı, Türk ordusu içerisindeki muhataplarının tutuklandıklarını söylerken Mike Whitney’in sözleri daha da anlamlı bir hal alıyor. Kalkışmanın ardından ABD’nin olduğu, bu sebeple Washington’ın olayların ilk saatlerinde, neler olacağını görmek için, tepki vermekte geciktiğinden kuşku duymak için geçerli sebepler artıyor.

Bu yazıların içeriklerindeki tehditler ve korku salma politikası her seferinde şiddetini arttıran nitelikteydi.   Mort Abramowitz ve Eric Edelman tarafından Washington Post’ta yeralan makale; ”ERDOĞAN YA REFOM YAPMALI YA DA İSTİFA ETMELİ’‘ başlığı ile okurlara sunulmuş, içeriğinde Erdoğan’a açıkça tehditler savurulduğuna şaşkınlık içerisinde tanık olmuştuk.

”Açıkçası, Erdoğan’ın varlığı söz konusuyken demokrasinin gelişmesine imkan yok. AKP’nin gerçekleştirdiği reformlar, sistematik bir kötüye kullanımın, temel hak ve hürriyetlerin çiğnenmesinin önünü açmış görünüyor.”

” Bizim güçlü bir şekilde inandığımız, istikrarlı ve demokratik bir Türkiye’nin mümkün olduğudur. Fakat bu durum ancak hükümetin kararlı tutumu ile mümkün olabilecektir. Eğer Erdoğan başta söylediğimiz gibi Türkiye’nin parlak bir geleceğe sahip olduğu konusunda aynı fikiri koruyorsa, o halde bunun gerçekleşmesi için ya şimdiki tutumundan uzaklaşacağı tipte bir reform gerçekleştirmeli ya da istifa etmelidir.”

FETHULLAH GÜLEN RAPORU

Bir diğer önemli işaret,  ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırlayıp paylaştığı  2015 İnsan Hakları Raporu oldu. Bu rapor son derece yalın ve sert ifadeler ile donatılmış, içeriğinde uzun uzadıya Fethullah Gülen Cemaati mensuplarının Türkiye’de maruz kaldıkları sert tepkiye dikkat çeker ve eleştirir nitelikteydi. İşte o rapordan bir paragraf…

” ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırlayıp paylaştığı  2015 İnsan Hakları Raporu’nda Fethullah Gülen Cemaati bağlantılı şirketlere ve kamu çalışanlarına karşı hükümet cephesinden gelen baskılar önemli bir yer teşkil ediyor. En dikkat çekici kısım ise paralel devlet-yapı tanımlamalarının tırnak içerisine alınması ve hemen öncesinde ya da sonrasında ”iddia edildiği kadar” ifadelerine yer verilmesi olsa gerek. Bu durum raporu kaleme alanların ”paralel devlet” tanımını gerçekçi bulmadıkları şeklinde özetlenebilir, bir diğer dikkat çekici husus ise, Gülencilere karşı başlatılan savaşın asıl sebebinin hükümetin önde gelenlerinin ve Erdoğan ile ailesinin bazı üyelerinin karıştıkları iddia edilen yolsuzluk davası nedeniyle hayata geçirildiğinin bilhassa belirtilmiş olması.”

AMERİKA ANKARA’DAKİ ADAMINI KAYBETTİ

Bir sonraki makale, Foreignpolicy’de John Hudson imzasıyla yayınlanmış ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınmasını şu sözlerle yorumlamıştı: Amerika Ankara’daki adamını kaybetti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Washington’ın IŞİD ile mücadelesinde sahne arkasındaki müttefikiydi. Peki şimdi ne olacak?  John Hudson, Foreignpolicy.com

TÜRK ORDUSU YENİDEN YÜKSELİŞTE

Sonrasında darbe söylentileri iyice ortalığa saçılmaya başlıyor, Dion Nissenbaum bakın neler yazıyordu…

Türk Ordusu’nun etkisi yeniden yükselişte,”

”Türk Ordusu’nun etkisi yeniden yükselişte, geçmişte sivil liderleri koltuklarından eden güç şimdilerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de hareketlerine ve ülke içerisinde Kürt isyancılara karşı olan hareketleri çerçevesinde yeniden şekilleniyor.

ABD’li bir yetkili bu konuda şöyle söylüyor, ABD ve Türkiye’nin orduları arasındaki ilişki geleneksel anlamda her zaman güçlü olmuştur. Şimdi ise muhtemelen her zaman olduğundan daha güçlü.”

ORDUNUN KİN BESLEMEK İÇİN SEBEBİ VAR

Hemen ardından Foreignaffairs.com’da ”Türkiye’nin Sonraki Askeri Darbesi” başlığı ile yayınlanan bir diğer makale, gerçekleşmesi olası bir darbenin kaynağının ”Kemalist askerler” olacağını iddia ediyordu…

Ordunun kin beslemek için sebepleri bulunuyor.

Erdoğan açıkça bu jestlerin orduyu istediği çizgide tutacağına bahse girer gibi görünüyor, fakat aslında ateşle oynuyor; ordunun bir fırsat görmesi durumunda politik süreçlere müdahil olmaya yönelik davranarak eski doğasına geri döneceğine dair korkuları olanlar da yok değil. Gerçekte, ordu zayıf düşmüş olabilir fakat oyunun bütünüyle dışında kaldığını da söyleyemeyiz. Kesinlikle hatırı sayılır ölçüde kurumsal bir özerkliği elinde bulunduruyor. Kemalizm, cumhuriyetin kurucu ideolojisi olduğu kadar İslamcılık ve ayrılıkçı Kürtlere karşı da bir siper görevi gördüğü gibi, askeri yüksek okulların ve akademilerinin mevcut müfredatının çekirdeğini oluşturmaya devam ediyor.

Erdoğan orduya karşı aldığı gardının düşmesine izin vermeyecektir. Türkiye’nin kırsal alandaki paramiliter polis gücü olan Jandarma Genel Komutanlığı’nı hükümetin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayırarak İç İşleri Bakanlığı’na bağlama girişimi Jandarma rütbelerini AKP destekçileri ile doldurarak orduya denk bir alternatif güç yaratma gayretinin bir parçasıydı. Fakat nihayetinde Kürt sorunu sadece bu evliliğin gelecekteki durumunu değil, aynı zamanda ordunun Türk siyaseti üzerindeki rolünü de belirleyecektir. ”

ER YA DA GEÇ HESAPLAŞMA OLACAK

En şiddet dolu ve alenen tehditler savuran yazı ise Foreignpolicy.com’da yayınlanmış, John Hannah tarafından kaleme alınmış, kendisi eski başkan yardımcısı Dick Chenney’in ulusal güvenlik danışmanı olan Hannah, ABD ile Erdoğan arasında ”er ya da geç” bir hesaplaşma gününün yakın olduğu ”kehanetinde” bulunurken, Erdoğan sorununun daha fazla büyümeden ABD tarafından çözülmesi gerektiği belirtilmişti. İşte o makaleden bazı kısımlar…

”Houston, bir sorun çıktı. Ciddi bir sorun. Türkiye yavaş yavaş ama engel olunamaz bir şekilde uçurumdan aşağı yuvarlanıyor. İşaretler gerçekten kötü. Despotluk. Terörizm. İç savaş. Ufukta, “müflis devlet” ve “zorla bölünme” gibi senaryolar görünüyor.
ABD’li politikacıların, ne kadar tercih etmeseler de, şu soruyla boğuşmak zorunda kalacakları gün yaklaşıyor olabilir: Yoldan çıkan bir NATO müttefiki ile nasıl başa çıkılır? ”

”Türkiye’nin Erdoğan sorunu, yıllardır inşa halinde. ABD yetkilileri, yıllardır sorunun korktukları kadar kötü olmadığını ya da meselenin kendi kendine hallolacağını ve böylelikle yeryüzündeki en önemli jeo-stratejik toprakların bir bölümü üzerine kurulu eski bir müttefik hakkında zor kararlar alma durumuyla karşı karşıya kalmaktan kurtulacaklarını umdular. ancak ihtiyat galip gelmedi. tersine, ERDOĞAN PROBLEMİ giderek kötüleşiyor, metastas yapıyor (yayılıyor), ve ABD ÇIKARLARI için büyük tehlikeler yaratmaya devam ediyor. er ya da geç bir hesaplaşma günü yaşanması ihtimal dahilinde. ABD, zararlarını azaltma hazırlıklarına şimdiden başlamalı. ”

Liste böyle uzayıp gidiyor…

Tüm bu makaleleri okumuş olsaydınız eğer, darbe girişimi sizi şaşırtır mıydı? Peki ya darbenin ardında Cemaat ve ABD ortaklığı olduğuna dair kuşkunuz kalır mıydı?

Şıvan Okçuoğlu – Odatv.com
Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de  Darbe öncesinde ABD'de   Darbe öncesinde ABD'de Darbe öncesinde ABD'de yazılan o satırlar dikkat çekti a bos 32