Dindar, ahlaklı namuslu sanıyorduk – Dindar değiller miymiş?

Dindar, ahlaklı namuslu sanıyorduk – Dindar değiller miymiş?

Yandaşlarla akla ziyan asap bozucu diyaloglar

Sizlerle bugün iktidar mensupları ve yandaşlarıyla yaptığım konuşmalardan örnekler vermek istiyorum.

Bu konuşmalarda çok dikkat çekici ortak özellik şu; AKP’lilere veya yandaşlarına bir suçu, kabahati, yanlışı, beceriksizliği kabul ettirmeniz mümkün değil. Her şeye bir bahaneleri var.
Bu bahaneleri bizler elbette yutmuyoruz ama ne yazık ki Türkiye’nin yarıya yakınını etkiliyorlar, yarattıkları algı ortamı ile bir de kahraman gibi üste çıkıyorlar. Şimdi sizlere, AKP ve yandaşlarıyla yaptığım konuşmalarda aldığım “bire bir” cevapları sanki tek kişi ile yapılmış gibi kurgulayarak sunmak istiyorum;

– Cemaatle hep iş tuttunuz.
– Bilemezdik ne kadar hain olduklarını.
– Ama bunları söylüyorduk.
– Kandırılmışız.
– Devlet yönetiminde kandırılmak olmaz ki.
– İnsandır hata yapar.
– Ama bu hatalar çok canlara mal oldu.
– Trafik kazalarında ölenleri bir düşün.
– Siz değil misiniz “Ne istedilerse verdik” diyen.
– O zaman böyle değillerdi.
– Nasıldılar peki?
– Dindar, ahlaklı namuslu sanıyorduk.
– Dindar değiller miymiş?
– Bunların dinle alakası yok.
– Ellerini öpüyordunuz ama.
– Kim öpmüyordu ki?
– Sizin döneminizde palazlanmadılar mı?
– Ne alakası var, 1986’da başlamışlar.
– Hiç bilmiyor muydunuz?
– Valla bilmiyorduk.
– Askerdeki terfileri kim yaptı?
– Bugün general olanlar 80’li yıllarda girmişler orduya.
– Eeeee
– Eee’si var mı, Erdoğan o zaman yoktu bir kere.
– Yani herkes suçlu diyorsunuz?
– Tabii. Geçmişteki hükümetlere neden sormuyorsunuz?
– Onları da mı yargılamak gerekli?
– Yargılayabilir misiniz?
– Ben yargılarım tabii, ama ucu size de dokunacak eskiler yargılanırsa siz ne olacaksınız?
?????
– AKP’nin tüm isimleri Fethullah Gülen’e övgüler düzmedi mi?
– 17 Aralık’a kadar başka.
– Nasıl başka?
– Erdoğan 17 Aralık’tan sonra durumu anladı.
– Ne yaptı?
– Ne mi yaptı? “İnlerine gireceğiz” demedi mi?
– Dedi de, o güne kadar olanlar ne olacak?
– Orada çizgiyi çekti. Hâlâ cemaatin yanında duranlar artık haindir.
– Yani tövbe ettiniz.
– Onun gibi bir şey.
– Peki düne kadar elini öptüğünüz adamı bugün şeytan ilan etmek ahlaki mi?
– Kandırıldık dedik ya.
– Tamam da cemaatin 28 Şubat’ta askerden yana olduğunu da söylüyorsunuz.

Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu  Dindar, ahlaklı namuslu   Dindar, ahlaklı namuslu Dindar, ahlaklı namuslu sanıyorduk – Dindar değiller miymiş? 2 25
– Yani?
– Yanisi var mı, demek ki el öptüğünüz dönemde bunu biliyordunuz.
– Yok bilmiyorduk.
– Nasıl bilmiyorsunuz, o zaman o haberler neydi?
– Hangi haberler?
– Cemaat 28 Şubat’ta da hainlik yapmıştı manşetleri.

– Bir anda binlerce kişi tutuklandı, bunları nasıl öğrendiniz?
– Biliyorduk.
– Biliyordunuz da niye daha önce önlem almadınız?
– 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu vardı.
– Vardıysa vardı, suç olunca bu kanun engel değil ki.
– Atamıyorduk işte, anayasa değişikliği gerekiyordu.
– Değiştirmek için çaba harcadınız mı?
– Harcadık, muhalefet engel oldu.
– Nasıl engel oldu, nasıl bir değişiklik getirdiniz de muhalefet karşı çıktı.
– Çıktı işte.
– Bana tarih ve anayasa değişikliği maddesi verebilir misiniz?

– Darbe girişiminden sonra niye sokaklardasınız hâlâ?
– Yenisi olabilir?
– Hâlâ darbe olabilir mi?
– Olabilir tabii, uyuyan hücreler var.
– Yani yine mi tanklar çıkar sokaklara?
– Öyle olmasa bile sabotajlar, terör eylemleri suikastlar yapabilirler.
– Halk sokağa çıkınca bunlar önlenir mi?
Darbeyi önlemedik mi?
Tamam da terör eylemi, suikast diyorsunuz, o zaman bu kalabalıklar en güzel hedefler olmuyor mu?
???
Peki, terör eylemleri neden engellenemiyor?
– Paralel hainlerin marifeti.
– Ne yapıyorlar yani?
– İstihbaratı engellediler hep.
– Bunları bilmiyor muydunuz?
– Kandırılmıştık, anlamadık.
– Darbe başarılı olsa ne olacaktı?
– Sistemi cemaat ele geçirecekti?
– Nasıl bir Türkiye olacaktı?
– İşbaşında bunlar oturacaktı, Amerika’nın istekleri doğrultusunda gidecekti işler.
– Türkiye din devleti olmayacak mıydı?
– Bunların dinle alakası yok.
– Yani laikliğe dokunulmayacaktı.
– Dokunmayacaklardı.
– Amerika ve Avrupa’ya neden çok kızıyorsunuz?
– Darbeyi desteklediler.
– Darbecileri niye desteklesinler?
– Türkiye’yi istedikleri gibi yöneteceklerdi.
– Şimdi yönetmiyorlar mı?
– Yönetmiyorlar.
– Olur mu, Amerika ve Batı ne isterse yapılıyor.
– Yapılmıyor.
– Kürecik örneğin, getirip takmadılar mı radarı?
– O NATO’nun ama.
– Değil. Amerika’nın açıkladılar ya.

– İncirlik’e de dokunmuyorsunuz.
– Orası NATO’nun ne yapalım?
– Suriye’deki kırmızı çizgiler?
– Aynen duruyor, Kürt koridoru olmaz.
– Ama kuruldu bile.
– Vururuz dedik.
– Niye vurmuyorsunuz?
– Yanlarında Amerikan askerleri var.
– Olsun size ne, büyük devlet değil miyiz?
– Amerika’yla mı savaşalım yani?
– Savaşmayalım da millete niye sanki öfke yapıyormuş gibi hava basıyorsunuz?

– Yani boşuna çaba harcamayın, bu iktidar Amerika’nın her dediğini yapıyor.
– Yapmıyor, hep iftira atıyorsunuz.
– Ama yabancı basın öyle demiyor.
– Ne diyor?
– Türk liderler halka bizi şikâyet ediyor ama karşılıklı ilişkilerde sadık müttefik olduklarını söylüyorlar.
– Yalan söylüyorlar.
– Öyleyse gereği neden yapılmıyor?
– Ne yapılmalı yani?
– Valla bilemem, bu kadar öfke dolu ayar veriyorsanız, örneğin ilişkiyi kesin.
– O kadar da değil.
– Nasıl yani?
– Amerika’yı mı karşımıza alalım?
– Alıyorsunuz zaten, ağzınıza geleni söylüyorsunuz, o zaman lafta bırakmayın.
– Sen olsan ne yaparsın?
– Niye bana soruyorsunuz ki, dünyaya öfke saçan sizsiniz, çareyi niye ben bulacağım?
– Böyle muhalefet olmaz ki.
– Kardeşim herkesle arayı bozan sizsiniz, çareyi niye benden soruyorsun, madem bu kadar dik duruyorsunuz çareyi de söyleyin.
– Tabii alışmışsınız yabancıların önünde ceket iliklemeye. Her istenilene boyun eğmeye.
– Biz kimiz bilmiyorum ama ne istemişler de biz hep yapmışız?
– Ne istedilerse.
– Ne istemişler?
– Dünya büyüyen Türkiye’yi Tayyip Erdoğan’ı kıskanıyor.
– Bunun için bizi batırmayı mı istiyorlar?
– Aynen öyle.
– Türkiye çok büyüdü diyorsunuz.
– Büyümedi mi, 14 yılda üç kat büyüdü?
– Kiminle büyüdüğünü de biliyor musunuz?
– Dik durduk, boyun eğmedik, bunu hazmedemiyorlar.
– Peki Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olanlar kimler?
– Amerika, Avrupa, dünya devi şirketler.
– Ama Türkiye ekonomisi bu ülkelerden gelen paralarla büyümüyor mu?
– Nasıl yani?
– Bankalar ve finans şirketleri yabancıların, otomotiv yabancıların, üç mobil bir sabit telefon yabancıların, limanlar, büyük sanayi kuruluşları yabancıların, marketlerin bile yabancıların elinde. Daha sayayım mı? Yani bunlar kendi bacaklarına mı kurşun sıkıyor?
– O başka. Erdoğan’ı sevmiyorlar, yedirmeyiz.
– Bütün bu olanlar ülkenin yönetilemediğini göstermiyor mu?
– Hayır çok iyi yönetiliyor.
– Çok iyi yönetiliyorsa neden olağanüstü hal var?
– Fethullahçı teröristleri nasıl temizleyeceğiz?
– Onu diyorum işte, durumun bu hale gelmesi yönetememe nedeniyle değil mi?
– Ama biz kandırdılar.
– Bu çok güzel bir bahane olmuş sizin için ne söylesek hep aynı.
– Bu millet yapılan hizmeti biliyor.
– Ne alaka?
– Duble yollar, köprüler, metro, Marmaray biz yapmadık mı?
– Harikasınız vallahi.
– Beğenemedin galiba.
– Beğendim beğenmesine de diyorum ya harikasınız yönetemiyorsunuz ama çalışıyorsunuz.
– Ne demek bu şimdi?
– Anladın sen ne dediğimi.

– Kandırılmak pek hoşunuza gitmiş sizin.