Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları

Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları

Size; heyecanla ve umutla, toprak ananın küçük koruyucularını peşinden sürükleyecek bir çocuk kitabını anlatmak istiyorum: Muti’nin Maceraları.

Neil deGrasse Tyson “Hepimiz bağlantılıyız. Birbirimize biyolojik olarak, dünyaya kimyasal olarak, evrenin geri kalanına atomik olarak…” demişti. İşte, Muti’nin Maceraları’nı okuduğumda aklıma ilk bu sözler geldi.

Kitabın ana karakteri Muti, sihirli güçleri ile zehirli atık sularla kirlenen nehirlerin temizlenmesi için savaşıyor, hava kirliliği ile mücadele ediyor, ahengi bozulan dünyada canlıların hayatta kalması için uğraşıyordu. Kısacası Muti, bir doğa savaşçısıydı. Doğanın kendisiydi, parçasıydı. Belki, gerçek hayatta doğa savaşçılarının Muti gibi sihirli güçleri yok ama onlar da gerçek hayatta bir hikâyenin kahramanı…

Japonya’nın, Minamata Körfezinde kurulu bulunan bir fabrikanın, 1932 yılında, asetaldehit üretmeye başlaması ve atıklarını Minamata Körfezine akıtması sonucu, nehir ağzında yaşayan balıkların, çevredeki kuşların, birçok canlının ölmeye başlaması ve son olarak da insanların hastalanmalarına sebep olması nedeniyle tarihe Minamata Felaketi olarak geçen bir felaket yaşanmıştı. Zamanla gökten kargaların düşmeye başladığı söylendi. Gökyüzünde uçan kuşlar dahi bu felaketten nasibini almıştı.

İlk bakışta, gökten kuşların düşmesi gibi vahim bir olayın sadece hikâyelerde olabileceği akla gelse bile acı gerçek tam da böyleydi. Muti’nin hikâyesindeyse, nehir kıyısında kurulu olan bir fabrikanın atıkları nedeniyle önce kediler hastalanıyor ve dans eden kedi hastalığına yakalanıyordu. Bu hastalık, hikâyelerde geçen masalsı bir hastalıkmış gibi görünse de karşılığını gerçek hayatta buluyordu. Dans eden kedi hastalığı, Minamata Felaketinden sonra ortaya çıkmış ve çevre kirliliğine, tüm canlıların yaşam haklarına dikkat çekmek isteyen Muti’nin Maceraları kitabında yerini bulmuştu. Dans eden kedi hastalığı diye bir hastalığın var olabileceği kimin aklına gelirdi öyle değil mi?

mutinin maceralari doga dostu Doğa dostluğunu anlatan Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları mutinin maceralari doga dostu

Muti’nin Maceraları’nda, zehirli atıklarla kirlenen nehirde, balıklar, zorlu bir uğraştan sonra ama sihirli bir dokunuşla mizu balığı ile birlikte denize dönüyor, nehir temizleniyor, nehrin yakınında bulunan fabrika kapısına kilit vurmak zorunda kalıyordu. Gerçek hayatta, doğa savaşçılarının verdikleri mücadele daha zor olsa da, bu kitap yaşanmış çok sayıda doğa felaketine ışık tutuyor, okuyucuda da gerçekte ne olduğu konusunda merak uyandırıyordu. Kitabı okuyuncaya kadar, Minamata Felaketini ve dans eden kedi hastalığını duymamış biri olarak çocuklarda merak ve araştırma isteği uyandıracağı konusunda emin olduğumu söyleyebilirim.

Yukarıda da söylediğim gibi, Muti’nin Maceraları’nda, bir doğa felaketine daha ışık tutuluyordu, bu felaket hatırlatılıyordu. Aslında, doğa felaketi demenin çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Bu düşünceme az sonra yazacaklarımla hak vereceğinize eminim. İnsan eliyle yaratılmış bir durum nasıl doğa felaketi olabilir, öyle değil mi? İçine, küçük ip uçları, küçük sırlar yerleştirilmiş bu doğa dostu kitapta, Aral Gölü’nün adı Ral Gölü olarak geçiyordu. Tek başına yok olmaya bırakılmış ve sonunda kuruyan Aral Gölü’nü duydunuz mu? Bir göl nasıl kuruyabilir? Uçsuz bucaksız bir çöle nasıl dönüşebilir? Aral Gölü’nün, kuruyup çöle dönmesi sadece kırk yılı aldı. Bir zamanlar teknelerin yüzdüğü, çeşit çeşit balığın yaşadığı o cömert göl şimdi kum yığınından başka bir şey değil. Gölün sularında yüzenler yok artık. Bütün bunlar geçmişin hazin anıları olarak kaldı.

aral golu Doğa dostluğunu anlatan Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları aral golu

Orta Asya’nın iki büyük nehri Amu Derya ve Siri Derya, Aral Gölü’nü besleyen iki büyük koldu. Ancak, Sovyetler Birliği döneminde bu iki nehrin yönü pamuk tarlalarının sulanması amacıyla değiştirildi. Nehirlerin yönü değiştirildiği için Aral Gölü’ne bir damla su bile ulaşmıyordu. Tek bir damla bile! Pamuk üretimi artmış olmasına artmıştı ancak bunun için Aral Gölü feda edilmişti. Gölün kurumasıyla iklim değişti, yağmurlar azaldı, kuraklık başladı ve birçok canlı türü yok oldu. Aral’ın çevresindeki bitki örtüsünde yaşayan antilop sürüleri de yeryüzünden silindi. Tarım arazilerinin yoğun olarak ilaçlanması nedeniyle zaten iklim yapısı ve yaşam koşulları kötüye giden Aral’da, insanlar da hastalanmaya, o güne kadar tıp literatüründe karşılaşılmamış cilt hastalıklarına ve kan hastalıklarına yakalanmaya başladılar. İşte, Muti’nin yaşadığı Ripyat Kasabası’nda ansızın bitiveren pamuk tüccarı Taci Zade, daha çok kazanç sağlama vaadiyle kasabada pamuk üretimine başlıyor, pamuk üretimi için gereken su ihtiyacı Ral Gölü’nden sağlanıyordu. Tıpkı Aral Gölü’nde olduğu gibi.

Çocukların kalbine dokunacak bir kitap, Muti’nin Maceraları

Muti’nin Maceraları, tam da bu sebeple gerçek hayatın bir yansıması değil mi? Gerçek hayatta da birçok Taci Zade, pamuk ya da başka başka şeylerin ticareti, üretimi için doğayı yok etmiyor mu? Tabiatla bağları henüz kopmamış çocuklar için, insanların doğaya nasıl zarar verdiği daha güzel nasıl anlatılabilir? Çocuklar, doğayla bütünleşmeye nasıl davet edilebilir? Muti’nin sihirli güçleri olmasaydı Ral Gölü’nü kurtarması mümkün olmayacaktı. Gerçek hayatta da, dengesi bozulan doğa için sihirli güçlere sahip olmak istesek de bunu yapabilmemiz mümkün değil. O halde sihirli güçlere sahip olmayı istemekten vazgeçip gözlerimizin önünde bizlerden yardım dileyen toprak anaya kulak vermemiz mümkün değil mi?

Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan  Doğa dostluğunu anlatan   Doğa dostluğunu anlatan Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları mother earth

Küçüklüğümden beri insanların nasıl ruhu varsa toprağın, havanın, suyun, ağaçların da ruhu olduğuna inanırım. Bir çiçeği dalından koparırsam canını yakmış olabileceğimi düşünürüm. Fırsat bulup da kendimi doğanın kucağına bıraktığım zamanlarda heybetli bir ağacın gövdesine sarılır, bir ağaç olduğumu hayal ederim. Yaşadığımız dünya sadece bize ait değil. Hiçbir zaman olmadı. Böylesine güzel bir gökyüzünün altında başka canlılarla birlikte ortak bir yaşam sürdürüyoruz. Hepimiz, tüm canlılar birbirimize bağlıyız. Giderek ahengi bozulan doğanın yok olması konusunda endişe duymak yeterli değil. İşte bu anlamda, çocukların kalbine küçük küçük dokunacak olan doğa dostu bu kitap, onlara birer Muti olduklarını hatırlatıyor! Onlara, zaten doğanın bir parçası olduğunu hatırlatıyor! Onlara yaşamlarımızın birbirine ne denli bağlı olduğunu hatırlatıyor…

Kitapla ilgili olarak çok şey yazmak istesem de birazının da okunarak keşfedilmesi gerektiğini düşünüyorum. Son olarak kitapta beni çok etkileyen bir cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Vicdan, en karanlık kalpte bile içinde iyilik saklayan bir oda gibidir.”

Kalplerimizin toprak anayla bağının kopmaması, kararmaması ve o odanın kapısının doğa sevgisiyle dolup taşarak açılması dileğiyle…

Hazırlayan: Güzin Öztürk
Kaynak: https://gaiadergi.com/doga-dostlugunu-anlatan-bir-cocuk-kitabi-mutinin-maceralari/