Dünyanın En Hızlı Laf Sokan Adamlarından Biri: Pablo Picasso

Efsane İspanyol ressam Pablo Picasso, yalnızca resim konusunda yetenekli değilmiş.

Picasso’nun girdiği bazı ilginç diyaloglar

ressamlığının yanında, dünyanın formundan düşmeden en uzun süre laf sokan adamı olduğunu düşünmeye başladığım insandır. ispanya’da resmen nasreddin hoca muamelesi görmesi muhtemel. “picasso da durur mu, yapıştırmış cevabı” repliğinin lügata katılmasını sonuna kadar hak eden bir hayat çizgisinde ilerlemiş bu adam.

picasso fıkraları denilebilecek tarzdaki anlatıların aklımda kalan bir kısmını yazarsam şöyle bir şey ortaya çıkar.

1) picasso’nun alman ordusunun guernica’yı bombalamasının anlatıldığı eseri olan guernica’yı inceleyen alman general sorar. “bu resmi siz mi yaptınız?” cevap gelir. “hayır siz yaptınız.”

2) sergi esnasında, tabloyu inceleyen bir insan sorar. “bu nasıl balık böyle?” cevabı yapıştırır. “o balık değil, resim.”

3) bir restorana gider dostalarıyla. şef “efendim bana bir anı verebilir misiniz? çocuklarıma, torunlarıma göstereyim, sevinsinler” der. picasso insanlık görsünler hissiyatıyla peçeteye bir şeyler çiziktirip imzalar. şef:

-bu benim için öylesine değerli ki, diye sözüne başlarken, picasso lafını keser ve
-evet öyle. o elindeki tam 100 bin dolar’ der. şef, dehşete kapılmış bir halde;
-aman efendim, 2 saniye bile sürmedi yaptığınız. nasıl bu kadar pahalı olur? diye sorar.
picasso hemen unutulmaz cevabı verir.
-2 saniye artı 60 yıl.

4) picasso paris’te bir restorana gider. yemek esnasında picasso bir şeyler karalar. garson hesabı getirdiğinde çizimi uzatır garsona. garson “imzanızı atmamışsınız efendim” der. picasso yanıtlar. “sadece akşam yemeği yedik, restoranı satın almayacağız.”

ebraf51  Dünyanın En Hızlı Laf Sokan Adamlarından Biri: Pablo Picasso Ebraf51

pablo picasso ile bi amerikan askeri arasında geçtiği anlatılan diyalog-hikaye şöyledir;

2. dünya savaşı sırasında bi amerikan askeri picasso ya dert yanar;

“resmettiğiniz portreleri anlayamıyorum (yorumlayamıyorum) çünkü resimlerinizdeki şekiller bozulmuş, gözler olması gereken yerde değil, burunlar yamuk, ağızlar burkuk …”

picasso ise askere sorar, “bir resmin nasıl olması gerekir sizce?”

bunun üzerine asker cüzdanından kız arkadaşının fotoğrafını çıkarır, “bunun gibi! ” der.

picasso fotoğrafı inceler ve :

“kız arkadaşınız biraz küçükmüş, değil mi?”

edit: anektodun net olmadığına ilişkin yorumlardan dolayı naçizane açıklamamı ekliyorum;

aslında askerin beğendiği resim de gerçeği tam anlamıyla yansıtmıyordur. (i.e. ufak, perspektifi farkli, küçültülmüş) fakat askerin zihni o ufak fotoğrafın arkadaşına ait olduğunu çözebiliyor. (çoğu zaman fotoğraflarımız bile bize (ya da benzemeleri gereken şeye) benzemezler.) asker bu çözümün farkında değil, çünkü bilinçsiz şekilde ilerletebiliyor, tanıma ve yorumlama işlemini.

halbuki picassonun resimlerinde de olan durum aynısıdır . picassonun resimlerine bakarak da bişeyler görebiliriz; zihnimiz bunları yorumlayabilir.

buradan yola çıkarak, aslında picasso askerin izahındaki tezatı gosteriyor: picassonun resimleri de en az fotoğraflar kadar bir şeyi gostermekte, anlatmakta.

kaynak: “cognition and the visual arts” robert l. solso