Düşünüyorum, O Halde Saçmalarım.

2 hafta önce sevgili Adnan’ın mevlidi vardı Yalıkavak’ta. Cami bahçesinde son derece sade bir organizasyon yapılmıştı. Sandalyeler, dua boyunca oturacaklar için güneşten koruyucu tente ve dağıtılan lokma.

Mevlidin sonunda, imam, adet olunduğu üzere bu vatan uğruna canını veren şehitler için de Fatiha isterken, şöyle bir cümle kurdu; “bu vatan uğruna canını veren şehitlerimiz için ama özellikle 15.Temmuz gecesi şehit olan 240 vatandaşımız için….”

Şaka yapmıyorum. Aynen böyle söyledi. Artık vatan için can verenler 15.Temmuz gecesi şehit olanlar ve diğerleri olarak anılacak sanırım.

Ve korkarım bundandır ki;

Ne Havalimanı patlamasında hayatını kaybedenler, ne de dünkü bombalı saldırıda hayatını kaybeden 11 polisimiz, balonların uçurulduğu görkemli köprü açılışlarına engel olamadı.

Ne söyleyeceğinizi duyar gibiyim;

“ne yani, teröristlerin ekmeğine yağ mı sürelim? Aksine, Devletimiz her şeye rağmen ayakta olduğunu, güçlü olduğunu ve yıkılamayacağımızı gösteriyor işte. Asıl böyle günlerde yapılmalı bu kutlamalar”.

Sonra şehitlerimizin yası ve morali bozuk halkın etkilenmemesi için kutlanmayan 29.Ekimleri, 30.Ağustosları, 23.Nisanları, 19.Mayısları düşünüyorum.

Sonra mesela dedelerimizin bize söylediği “evlat, bir mahallede bir evden cenaze çıktığında 1 hafta yas tutulur. Müzik çalınmaz, düğün yapılmaz, insanlar kahkaha dahi atmaz mahallede yürürken” sözünü düşünüyorum.

Suudi Kralı için 7 gün yas ilan edilirken, havalimanı patlamasından sonra sadece 1 gün yas ilan edilmesini, hemen ertesi gün de davul zurna ile yapılan köprü açılışını, Başbakan’ın “bugün bizim bayramımız” diye hönkürmesini düşünüyorum…

Ankara patlamaları ve Taksim patlamasından sonra yas ilan edilmemesini düşünüyorum.

Onca şehidinin cenazesi kaldırılırken, kendisi düğünde şahitlik yapan, ordusu sınır ötesinde can siperane operasyon düzenlerken köprü açılışında kenarda köşede bir yerde fotoğraf veren Genelkurmay Başkanı’nı düşünüyorum.

Zaten bence benim en büyük problemim bu;  Düşünüyorum.

Emre Dölcel