Duygudan ziyade akla ihtiyacımız var

Duygudan ziyade akla ihtiyacımız var

Son günlerde ülkemizde oluşan birlik bütünlük görüntüsü elbette çok kıymetli. Ayrılıkları bir tarafa bırakmak, farklılıkların esas olmadığını görmek çok önemli. Fakat yeterli değil. Çünkü duygusal birlikten çok akılla sağlanacak bir birlikteliğe ihtiyacımız var.

Evet birbirimizi yüceltebiliriz. Göklere çıkarabiliriz. “Bu millet şöyle kahraman, böyle cefakar, şöyle çilekeş” deyip sabah akşam kendi kendimize methiyeler dizebilir, yüzyıllar öncesinde kalan geçmiş başarılarımızdan büyük mutluluklar çıkarabiliriz.

Fakat meselelere akılla yaklaştığımızda gerçek tablonun biraz farklı olduğunu anlarız.

Mesela akılla bakmak, eğitimdeki içler acısı durumu görmemizi sağlar.

Mesela her gün anlamsız bir çatışmada onlarca asker, sivil insanımızı kaybettiğimizi görmemizi sağlar. Şehirlerimizin harabeye döndüğünü görmemizi ve buna kalıcı bir çözüm üretmemizi söyler.

Mesela dış politikada romantizmle, hamasetle yol alınamayacağını diplomasiyle, yani akılla işleri düzeltmemizi öğütler

Mesela, duygusal kahramanlık destanları yazarken gerçekte insanlığa hatırı sayılır bir katkı sunmadığımızı görmemizi sağlar. Bilimde, sanatta, teknolojide, eğitimde, ekonomide dünya ölçeğinde bir değerimizin, bir varlığımızın olmadığını buna bir çözüm bulmamız gerektiğini hatırlatır.

Mesela halkı yüceltip nutuk çekerken gerçekte değerleri olmayan, yolsuzluğu, hırsızlığı, adam kayırmayı, adaletsizliği, başkasının hakkını yemeyi dert etmeyen bir topluluk olduğumuzu görmemizi sağlar.

Bunu görüp buna göre tedbirler almaya, çareler üretmeye bizi mecbur eder.

Duygusal birlik elbette önemli. Ama yetmez. Akıl birliğine ihtiyacımız var.

Akıl birliği demek sorunlara sahici çözümler aramak demektir.

Akıl birliği demek başkasının aklından faydalanarak sorunların çözümünde en iyisini bulmak demektir.

Akıl birliği demek farklı düşüncelerin bir araya gelmesiyle ortak bir akıl üretmek demektir.

Akıl birliği demek hamasetle değil, diplomasiyle dış politika yapmaktır.

Çünkü diplomasi yani aklı kullanarak politika belirlemek dünya üzerinde hak ettiğinin azamisini alma sanatıdır.

Dış politikada duyguyla hareket etmek ise dünya siyasetinde gücünden daha fazla söz sahibi olacağını sanıp, her seferinde daha fazlasını kaybetmektir. Kaybettiğin halde bunu büyük bir başarıymış gibi topluma sunmaktır. O toplumun da bunu gerçekten büyük bir başarıymış gibi görmesidir.

Duygusal olarak baktığımızda bütün dünyanın bize düşman olduğunu, biz yok etmek için ant içtiklerini düşünebiliriz. Fakat akılla baktığımızda, “Niçin? Dünya bize neden düşman? Ne istiyorlar bizden? Ne istediler de vermedik ki bize bunca düşmanlığı yapıyorlar?” sorularını sormamızı mecbur kılar.

Büyük sorunlarımız var. Ülke büyük bir yara aldı. Bağımsız yargımız yok. Bağımsız medyamız yok. Eğitim sistemi felç durumda. Her konuda dünya sıralamalarında hep en gerilerdeyiz. Doğudaki çatışmalar nedeniyle geçen yıl yüz binlerce çocuk eğitim alamadı. 3 milyon mültecinin yarıdan fazlası sokaklara aç sefil yaşıyor.

İç çatışmada binlerce insanımızı kaybettik. Şehirlerimizi harabeye döndü.

Siyasetçilerin de söylediği gibi, devlet çökmüş.

Kadın hakları, çocuk hakları, işçi hakları velhasıl insan hakları karnemiz berbat halde.

Ülkemiz bu haldeyken kendi kendimizi pohpohlamak, göklere çıkarmak, kahraman ilan etmek akıl işi değil, duygu işidir.

Olumlu duygulara itirazım yok. Beni de çekiyor, benim de hoşuma gidiyor. Fakat anlamadan, düşünmeden, bilmeden, sadece duyguyla yol alamayız.

Dünyada iki türlü ülke var: Bir tarafta akılla hareket edip esaslı işler yapan, bilimde, sanatta, teknolojide, özgürlüklerde, yaşanabilir hayat kurmada mesafe kat eden ve kat ettikleri bu mesafe sayesinde dünya siyasetinde o oranda söz hakkı elde eden ülkeler.

Yani kendi içinde akıl birliği yapan, sorunlarının çözümünü duyguyla değil akılla arayan ülkeler.

Bir diğer grup ise sorunlarına çözümler üretemeyen, yaşanabilir hayatlar kuramayan, herhangi bir alanda varlık gösteremeyen, insanlığa bir katkı, bir değer sunamadığı için sözünün de bir ağırlığı olmayan ülkeler. Bunun neticesinde iç karışıklıklar yaşayan, iç sorunları ile boğuşan ve bu sorunları hamasetle duygusal tatminlerle örtmeye çalışan ülkeler.

Böyle ülkelerin yöneticilerinin ortak özelliğidir hamaset ve duygusal birlik çağrıları. Çünkü başarısızlıklarını ancak hamasetle yani duygusal istismarla örtebiliyorlar.

Kuzey Kore, Irak, Mısır, Suriye gibi ülkeler buna en iyi örnektir.

Türkiye ne yazık ki son yıllardaki politikalarıyla ikinci gruba düştüğü halde birinci gruptakiler arasında söz sahibi olmaya çalışan bir ülke durumunda.

Bu çabası karşılık bulmadıkça daha da hırçınlaşan, hırçınlaştıkça tepki alan, bunun neticesinde daha fazla içe kapanan, kapandıkça daha fazla duygusallaşan bir ülke durumundayız.

Dikkat edin lütfen, ‘duygu birliği’ demiyorum, ‘duygusal birlik’diyorum.

Çünkü duygu birliği çok farklı.

Duygu birliği demek bir başarıdan ortak mutluluk, bir acıdan ortak hüzün duymak demektir.

Mesela teknolojik bir atılım yaptık veyahut edebiyatta bir başarıya imza attık. Bu başarıyı kazananın ideolojisine, inancına, görüşüne, mezhebine bakmadan bundan hepimiz mutlu oluruz.

Ya da çocuklarımız ölüyor, şehirlerimiz yıkılıyor. Veyahut bir terör saldırısına maruz kaldık. Mağdur olanın inancına, kimliğine, ideolojisine bakmadan o mağdurun acısını yüreğimizde hissettik. Buna duygu birliği diyoruz.

Tamam bayrağımız altında toplanalım. O bayrağı yüceltelim. Geçmişte ne tür başarılara imza attık deyip birbirimizi göklere çıkaralım. Fakat çocuklarına iyi bir eğitim vermeyi başaramamış, kadınlarının yüzünü güldürememiş, iç barışını sağlayamamış, insanlarına ağız tadıyla yaşanabilir bir hayat verememiş, gençlerini ölümden kurtaramamış, değerlerini kaybetmiş, adalet mekanizmasını kuramamış, birbirine saygı duymayı öğrenememiş bir ülkenin bayrağı yüceltmesi, derinlerde biraz üzücü oluyor?

Kahramanlık pozlarından vazgeçip “Nerede yanlış yaptık?” deyip vaktimizi sorunlarımıza sahici çözümler bulmak için harcayalım derim.

Siz ne dersiniz bilemem.

Levent Gültekin
Kaynak: http://www.diken.com.tr/duygudan-ziyade-akla-ihtiyacimiz-var/
Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla  Duygudan ziyade akla   Duygudan ziyade akla Duygudan ziyade akla ihtiyacımız var a bos 126