Emre Dölcel’den; “Rüzgar gibi geçti”

Parası olanların yaşadığı, parası olmayanların şehit olduğu bir ülkede Rüzgar Çetin’in tahliyesi niye bu kadar rahatsız ediyor sizi hiç düşündünüz mü?

Parası olanların her türlü tedaviyi alabildiği, parası olmayanların ölüme mahkum edildiği bir ülkede Rüzgar Çetin tahliye olmuş, olmamış, ne fark eder?

Bu ülkede büyük çoğunluğu gariban olan halkın seçtiği Başbakan’ın oğlu bir sanatçıyı arabayla ezip öldürdüğü ve elini kolkunu sallaya sallaya serbest dolaştığı zaman kim ne tepki verdi de şimdi Rüzgar Çetin’e yaygara koparılıyor?

Bakanların yolsuzluğu ayykuka çıktığında bu “halk” değil miydi metroda “ama adamlar halkı soyuyor amca” dendiğinde “soyuyorsa beni soyuyor, seni mi soyuyor, sana ne??!!” diyen insanların Rüzgar Çetin’e gıkını bile çıkartmaması gerekir.

Kendi evladını askere gönderir ve şehit haberini alırken, “biz kimsesizlerin kimiyiz, parası olan askerlik yapmayacak, parası olmayan askerlik yapacak öyle mi? Biz nasıl hesap veririz o zaman bizi seçen bu halka” diyen Başbakan şak diye 1 sene sonra bedelli askerliği çıkartmasına rağmen o Başbakan’ı şak diye yeniden seçen bir milletin, Rüzgar Çetin şak diye salıverilince hönkürmeye hakkı yoktur canım kardeşim.

Ve sen güzel kardeşim;

Bu ülkede yaşıyorsun. Bir gün senin evladının başına böyle bir şey gelse… Senin de maddi imkanların, nüfuzun el verse, sen de Sinan Çetin’in yaptığını mı yapardın yoksa oğlunun karşısına geçip “müstehak sana, yat içeride 10 sene de aklın başına gelsin. Ben mi dedim sana içki içip araba kullan diye?” mi derdin?

Bugün Rüzgar Çetin’e sallayan kaç kişi alkol alıp arabada direksiyon başına geçmedi?

Masum değiliz hiç birimiz, kabul edin. Her şeyden öte, şahsi tavsiyem, insanlar hakkında bir yargıda bulunmadan evvel kendinizi onun yerine koyun ve öyle düşünün bir de… ve dürüst olun. Siz olsanız ne yapardınız böyle bir durumda?

Benim oğlumun başına gelse aynı şey, Sinan Çetin ne yaptıysa aynısını yapardım bu ülkede! Çünkü Türkiye öyle bir ülke ki, ne adalet sistemi doğru işliyor, ne de haklı ile haksız kamu vicdanına göre ayırd ediliyor…

Bu kaza Amerika’da olsa Rüzgar Çetin sadece alkollü araç kullandığı için ceza alırdı muhtemelen. Çünkü hayatını kaybeden polis memuru da trafik kurallarına göre takması gereken emniyet kemerini takmamıştı. Eğer taksaydı büyük ihtmale şu anda yaşıyor olacaktı. Kurallar herkes içindir.

Sırf babasından nefret ettiğiniz için, sırf adam elindeki imkanları kullandığı için Rüzgar Çetin’e saydıranlar, kuralların herkes için olduğunu unutup, “iyi de polis de niye emniyet kemerini takmamış kardeşim?” diye sordu mu hiç kendisine acaba?

Hayır, Rüzgar Çetin’i savunmuyorum. Sinan Çetin’i ise günahım kadar sevmem. Ancak bu ülkede mesele Rüzgar Çetin’in 8 ay cezaevinde yatıp salıvrilmesi değil, mesele bu senaryoya uygun sistemin var olmasıdır. Aylardır tüm yazılarımda anlatmaya çalıştığım şey budur.

Hiç kimseyi sisteme uygun davrandığı için yargılayamazsınız. Aslolan yanlış olduğunu düşündüğünüz sistemi değiştirmek için gerekeni yapmaktır. Kendimi paralıyorum 1 senedir, bu ülkenin acilen bir yargı reformuna ihtiyacı var diye.

Yasalarınız güçlü, Devlet’iniz güçlü olursa, ne Rüzgar Çetin o alkolü alıp o arabanın direksiyonuna geçmeyi aklına getirebilir, ne de o polis emniyet kemeri takmadan o arabada seyahat edebilir…

Rüzgar Çetin, artık çoktan çürümüş, kokuşmuş bir hal almış sistemin minicik bir parçasıdır.

Atalarımızın, hiç hoşlanmadığım, çok salakça bulduğum ve ne yazık ki bu milletin genetik kodlarına kalıp halinde yerleştirdiği sözlerinden bir tanesidir “şeytan azapta gerek”…

Azap çekmekten bıkmıyoruz vesselam…  Bu yüzden müstehaktır bize Rüzgar Çetin.

Emre Dölcel