Farklı bir alışveriş biçimi olarak: Duygu

Son yıllarda herkes kendi duygularına odaklanır oldu. “Ben” ile başlayan duygular hakim hep etrafta. Bu durum da diyalogdan çok monologların çoğalmasına neden oluyor. Bu yazıyı da günlük hayatta birbirimizi daha iyi duyabilmemiz, daha iyi hissedebilmemiz için kaleme almak istedim.

Hayatın zorluklarıyla başa çıkarken bir sürü karmaşık duygu yaşanıyor. Sevgilinle kavga ediyorsun, patronun üzerine geliyor, çok yoğun çalışıyorsun veya iş bulamıyorsun, ertesi gün önemli bir sunumun oluyor, ailenin beklentilerini karşılamaya çalışıyorsun ya da desteğini hissedemiyorsun. Bu liste herkese göre değişir, uzar, kısalır. Enteresan bir sistemin içinde yaşıyoruz ve bu sistem bu duyguları boşaltmayı zorunlu kılıyor. Üstelik bu duygulardan salt öfke, endişe, yorgunluk, üzüntü değil tek bir olaydan sonra birkaç tanesi yaşanıyor.

Bu tür sorunlardan şikayet eden bir arkadaşınızı duyduğunuzda bir de şunları söylemeyi deneyin:

  • “Evet gerçekten öfkelenmişsin”,
  • “Bunun senin için endişe verici olduğunu görüyorum.”,
  • “Bu konuda üzgün olduğun belli evet”,
  • “Bu ara bu konuda çok yoruldun, görüyorum”.

Buna psikolojide “yansıtma” diyoruz. Karşındakinin duygularını görüp ona tıpkı bir ayna gibi duygularını yansıtmaktan bahsediyoruz.

duygu  Farklı bir alışveriş biçimi olarak: Duygu duygu
Arkadaşınızla dertleşirken, onun duygusunu açığa çıkarmasına yardımcı olmaya çalışın.

Acaba bir arkadaşınızla dertleşirken, arkadaşınız öfkeli olduğunu dile getirmediğinde de onun duygusunu doğru yakalayabiliyor musunuz? Yoksa size “Hayır aslında öfkelenmedim, çok üzüldüğüm için öyle davrandım” diye kendini tekrar ifade etmeye mi çalışıyor? Aslında her ikisi de sağlıklı, çünkü her ikisinde de duygunun açığa çıkmasına yardımcı olmuş oluyorsunuz.

Tartışmaların da çoğu aslında koca bir illüzyon. Diyalog görünümlü monologlar yaşanıyor tartışmalarda. O zaman ne yapmak lazım?

Dur, dinle, düşün, hisset

Örneğin; öfkeyi ele alalım. Öfkeli kişi, öfkesinin anlaşıldığını fark ettiğinde artık öfkesini anlatmaya çabalamaz. Anlatmakla ilgili derdini bitirip diyaloğa geçmeye hazır hale gelir. Siz durup karşınızdakini dinlediğinizde, onun duygusunu hissedip ona bunu yansıttığınızda, karşınızdaki de anlaşıldığını hissedecektir ve sizi dinlemeye geçebilecektir. Dolayısıyla karşılıklı derdinizi, duygunuzu anlatmak için birbirinize fırsat vermiş olacaksınız.

O halde; ancak duyduğunuzda kendinizi de duyurabilirsiniz.

Kaynak: http://www.uplifers.com/